Yeni Savaşta Kürdistan ve TC’yi Okumak

1448

M.MAMAŞ

Samuel Phillips Huntington, 21.yy.’lın “Medeniyetler Çatışması” ile belirleneceği tezini ileri sürerken hepimizin bunun İslam ile Hıristiyan dünyası arasında bir savaş olarak tezgâhlanacağı ve bunun sınıf savaşımını yani emek-sermaye çelişkisi üzerinden kopacak muhtemel mücadeleyi saptırmak gayesiyle tertiplenmek istendiği kanaati vardı.

Bu öngörümüz yanlış da değildi.

ABD’nin Seattle kentinde Dünya Ticaret Örgütü’nü protesto amacıyla düzenlenen gösterilerde küresel kapitalizmin neoliberalizm politikalarını protesto etmek için devasa boyutta bir kitle öfkesinin sokağa dökülmesi ile polis kuvvetlerinin yetersiz kalması karşısında, ABD tarihinde ilk defa “Yeşil Bereli” askerler sokağa indiler.

1997 yılında Uzakdoğu’da meydana gelen krizin zincirleme reaksiyon gibi Latin Amerika’ya kadar etkili olması karşısında muazzam kitle hareketlerine tanık olduk. Ardından Cenova gösterilerinde gördüğümüz gibi tüm dünyada yeni bir “hayaletin” gezdiği ve bunun K.Marks’ın Komünist Manifesto’da ifade ettiği “hayalet” olabileceği, bir de ja vu durumunun yaşanabileceği vurgulandı.

Tabiî kapitalizmin çeşitli teorisyenleri bütün bunlara ilaveten tarım ve gıda odaklı açıktan kaynaklı halk hareketlerinin yaşanabileceği, bunun da özellikle Kuzey Afrika’da patlak vereceği tespiti 1996’lardan sonra sıkça dillendirildi. Hatta NATO kaynakları defaten “21.yy.’lın Ayaklanmalar Yüzyılı” olacağı açıklamalarını resmen dillendirdiler. Buna bir de neocon’lara yakın bazı fikir kurucuların; “dünyanın belli bölgelerinin sistem için ne hammadde  ne de pazar açısından değerlendirilemediği için artık yük haline geldiğini ve planlı bir kitle katliamının yapılmasının” gerekebileliğini yazmış olmalarını ekleyelim. Malum, “tarihin sonu” söyleminin revaçta olduğu bir dönemdi.

Şimdi tüm bunları hatırlayınca, Kuzey Afrika’da başlayan “Arap Baharı”nın DAİŞ’e ve dinci faşizmin enternasyonal cinnetine dönüşmesinin tesadüf olmadığını, ne zamanlama ve ne de savaş bölgelerinin yukarıda izah ettiğim tespit ışığında mekânsal olarak da ilginç bir uygunluğu olduğu kolaylıkla görülebilir.

Ne olayların Kuzey Afrika’dan başlaması, ne Daiş’le “Uygarlıklar Çatışması”nın minyatürize edilmesi ve ne de günlük olarak yüzlerce insanın katlediliyor olması düşündürücü olmanın ötesinde irkiltici olmalıdır.

NATO analizcilerinin dahi Kuzey Afrika’da başlayacak “21.yy.’lın Ayaklanmalar Yüzyılı Olacak” tespiti küresel sistemin ciddi bir fay kırılması endişesi taşıdığını ifade ediyordu. Bunun dünya geneline yayılacağı tehlikesi vardı. Özellikle Avrupa’nın buraya yakın güney ülkeleri olan İspanya, Portekiz, İtalya gibi ülkelerin krizin eşiğinde olduğu gerçeği ile düşünüldüğünde, bu bölgelerin stratejik enerji kaynakları ile metropol ülkeler arasında bulunuyor olması ve keza Uzakdoğu krizinde test edildiği gibi benzer kuşak ülkelerde zincirleme reaksiyonla patladığı görülmüş olduğundan vahametin hangi  “hayaleti” canlandıracağı malum.

Samuel Phillips Huntington’un  “Medeniyetler Çatışması” kritik enerji bölgelerinde kendi içinde çarpıştırıldı. Daiş ve benzeri dinci barbar hareketler  “Hadron Çarpıştırıcısı” gibi bir karanlık tünel olarak konumlandılar. Ortalama bir zekâ, bu hattın haricinde örneğin Özbekistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Malezya’da, Kırgızistan’da vb. neden Daiş tipi bir “Hadron Çarpıştırıcısı” yok diye merak etmez mi dersiniz?

Bu kurgudan yola çıkarsak, bu bölgede amaçlanan tanzim başarılı olunca bu deneyin Hazar bölgesine de taşırılacağını tahmin edebiliriz. Benim öteden beridir yazarak vurguladığım şey, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ya da Genişletilmiş Ortadoğu denilen şeyin bu iki bölgenin birleştirilerek yeni bir  ‘Siyasi Atlas’  oluşturulması mücadelesi olduğu gerçeğidir.

Biz Kürdistanlıların anlaması gereken şey, Yakındoğu’da minyatürize edilen “Medeniyetler Çatışması”nın modern yüzünün temsilcisi olduğumuz ve üstümüze kapanmaya çalışan karanlığın İkarus’u olduğumuz realitesidir. Bizler, modern dünyanın aydınlığını temsil eden bir ulus olduk. Dünya’nın sevgilisi ve taze aşkıyız. Çöl karanlığının ve yalnızlığının haşeratı bu aşkın aydınlığına yenilecektir.

Şu haşeratın galebe çalması için kendini paralayan sömürgecilerimiz küresel sistemin bu kanlı ceninlerini bizimle ezdireceklerini bilmiyorlar. Daiş ve benzeri karanlığa mahkûm ettiğimiz TC’miz, artık Yakındoğu’nun Modernizmle Ortaçağ karanlığının hesaplaşmasına döndüğünü görmüyor. Kürdistan’ın Rönesans’ı, kendisinin de Engizisyonu temsil ettiğini görmüyor.

TC’miz kendisinin de bu burgacın ağzında beklediğini anlamıyor.

Son seçimdeki resmi ve işaretleri okuyamıyor. 2015 Genel Seçimleri’nde Kürtler-Muhafazakâr Türkler ve Laikler şeklindeki görüntülü mesajı anlamıyor.

Siz bakmayın liberal zevatın, “seçimlerde millet uzlaşma/koalisyon istedi” ‘naifliğine!’

Millet birleşin demişmiş, inanalım mı?

“Millet” üçe bölündü ve bu da sizin millet olamadığınızın resmidir. Kürdistanlılar ayrıştılar, sizler de kendi içinizde laik ve muhafazakârlar olarak saflaştınız. Bu faylar uzak olmayan bir günde kırılacaklar. Şimdi Güney ve Batı Kürdistan’da yaşandığı gibi sizin modernistleriniz de Kürdistan’a sığınacaklardır. Kendi seçiminizi bizimle aldatmayı bırakacak ve tarihsel seçiminizi yapacaksınız mutlaka.

Kimin “Tamponu” olduğunuzu da unuttunuz, durmadan “Suriye’de Tampon bölge kuracağız” diyorsunuz.

Kimin “Tamponu”  olduğunu unuttun mu ! ?

Bunu unutur da maceraya atlarsan, Lamos Vadisi’nden kurulacak bir “Tamponla” karantina altına alınabilirsin, kulağına küpe olsun…

Engel olmaya çalışırsan, yeni aşklar yeni kurbanlarla Tanrıların huzurunda kutsanacaklardır.

Sadece bu kadar…

01.07.2015