YEMEN: TİTANLARIN HUZURUNDA TİRANLARIN SAVAŞI

687

M.Mamaş

Yemen, jeopolitik açıdan kritik sayılamayacak ve enerji kaynakları bakımından da dünya sisteminin ilgisini çekecek konumda olmamasına rağmen tarihte Hicaz bölgesinin kontrolü noktasında Osmanlı’nın bir üs olarak kullandığı ama elde tutmakta da çok zorlandığı bir coğrafyadır.

1870’li yıllardan 1.Dünya Savaşı yıllarına dek Osmanlı İmparatorluğunu haylice yıpratan bir yer. Bu günkü Şii/Husi veya Zeydi Yemenlilerin geçmişte İmam Yahya liderliğinde yürüttüğü bağımsızlaşma mücadelesi o dönemin Arap dünyası ve Osmanlı egemenliğindeki diğer milletler için bir özgürlük meşalesi gibi dikkat çekici olmuştur.

1904’te İmam Yahya ordularının Osmanlı kuvvetlerini bozguna uğratarak San’a’da bulunan ana karargahlarını ,“bir avuç buğday geçmeyecek” sloganıyla kuşattıkları ve bunun sonucu muazzam bir kırımla teslim aldıkları o gün elbette yüzlerce yıllık imparatorluğun temellerinde ciddi çatırdamalar yaşanmıştır.

Kürt halkının o günlerde Yemen mücadelesine yardım toplayıp gönderdiği çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Ve ironiktir ki, Osmanlı saltanatı çoğu Yemen’li savaşçıları getirip Diyarbakır surlarının önünde idam etmiştir. Muammer Kaddafi,buna atfen, “bizim de atalarımızı getirip Diyarbakır surlarının önünde idam ettiler ama tarih İstanbul’la alay etti”,dedi.

1904’te İmam Yahya’nın Osmanlı Saltanatına yaşattığı yenilgi bütün diğer milletlere imparatorluğun “Aşil Topuğunu” gösterdi diyebiliriz. Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanından sonra Yemen gibi küçük bir ülkenin koca imparatorluğu dize getirmiş olması tarih açısından kayda değer bir örnektir.

1905’te Osmanlı intikam ve sindirme amaçlı bir harekat yapmışsa da İmam Yahya güçlerine karşı başarı elde edememiştir. 1870’li yıllardan bu tarihe dek Osmanlı saltanatı Yemenliler için sürekli biçimde “ıslahat” vb. vaatlerde bulundular ama bu vaati hiç de yerine getirmediler.

Tıpkı şimdi Kürtlere “süreç”, “çözüm”,”demokratikleşme” vb. vaatlerde bulunmaları gibi. Süreçler ne kadar da birbirine benziyor.

Yemen’de bir türlü yerine getirilmeyen “ıslahat, muhtariyet, adalet” vaatleri Yemenlileri daha fazla oyalayamadı. 1910’da İmam Yahya güçlerinin isyanıyla istediklerini aldılar. Sonuçta,”tarih İstanbul’la alay etti”.

‘Önemsiz’ gibi görünen Yemen koca Osmanlı’yı böyle sarstı. Hem de “bir avuç buğday geçmeyecek” diyerek.

Kürt halkının bu noktayı iyi anlamasını dilerim.

Buradan biraz daha yakın döneme gelirsek, Yemen’in 1991’deki 1.Körfez Müdahalesi sırasında en büyük kitlesel protestolar yapan ve belki de Arap ülkeleri içinde en yoksul ülke olduğunu da belirtmek isterim.

Yine de pek ‘önemsiz’ gözüken Yemen, Işid/Daiş’in ortaya çıkmasıyla bölge satrancında bir dizayn öğesi olarak değerlendirme konusu olmuştur. ABD ve Batı Koalisyonunun rızası hilafına Suudi-TC patronajlı İşid/Daiş’in hoyratça ABD güvencesindeki Güney Kürdistan’a saldırtılması akabinde,21.01.2014 tarihinde alayekiti’de yayınladığım, “Türk-islam sentezi” ile islam’ın Türkleştirilmesinden, ışid’leştirilmesine ve “nekrofili cihad”a geçiş ve Kürdistan saldırısının nedenleri” başlıklı yazımda; “Cidde’de NATO toplantısı yapılarak bu Sünni Blok’a ayar yapan Batı Koalisyonu, İran yanlısı Şii güçlerin Yemen’de iktidarı almalarına göz yumarak Suudi’nin dibine saatli bir bomba yerleştirdiler gibi. Bu da karşı-şantaj hamlesidir” biçiminde bir tespitte bulunmuştum.

Kobani’den Daiş’in temizlenmesi sonucu ağır bir yenilgi almış olan Türk Devleti,bu defa ani bir makas değişikliğiyle İran-Şii hattına dahil olmak istedi.Örtük diplomasi kanallarını işleterek Doğu Perinçek aracılığıyla Ahmedi Necat’la ve Esad’la görüştü ve Merkezi Irak Hükümetine de iki kargo uçağıyla silah gönderip niyetini beyan etti. Artık Daiş’i kullanmasının ağır faturasını ve bunun zorluğunu anlayan Türk devleti, Şii ekseni Kürtlere karşı kullanma hesabına yöneldi. İran’la Güney Kürdistan’ın bağımsızlığını engelleme programı üzerinden anlaştılar da.

Ancak başını Suudi’nin çektiği Sünni Arap Blok’u bu yakınlaşmadan çok rahatsız oldu. Ve Türk Devletini de yanına aldığını düşünen İran bunun avantajıyla Yemen’de Şiileri destekleyerek ülkede egemenliği tamamen ele geçirerek Suudi’yi prese almak istedi. Merkezi Irak hükümetinin Tikrit operasyonuna da alenen dahil olmakla bölgede ciddi bir endişeye yol açtı.

İran’ın savunma hatlarını kendi coğrafyasının dışında kurarak kendini korumaya almak gibi bir güvenlik anlayışı olmuştur her zaman. Büyük İskender döneminde İran’ın savunma hatları Ege ve Akdeniz’dedir örneğin, Roma zamanında Dicle’nin batısındadır, günümüzde de Şam’da, Lübnan’da, Bahreyn, Yemen ve Afganistan’dadır. Bu dış çember kırılmadan İran’a müdahale etmek zordur. Büyük İskender önce Ege’deki hatları kırmış ve Misis’te(Çukurova) ağır bir yenilgi yaşattıktan sonra ancak İran’ı işgal edebilmiştir. Roma, bu dış çeperi kıramadığından İran’ı işgal edememiştir.

Nato’nun Cidde’de toplanmış olmasının iki kritik mesajı var. Birincisi, doğrudan tehdittir, benim iznim olmadan oyun kuramazsın, bak İran Yemen’dedir denildi. Bunu önemsemezsen 1.Körfez Müdahalesi sonrası Neo-con’lara yakın analizcilerin savunduğu Suudi Arabistan’da “üst yapı müdahalesiyle” restorasyona gidilmesi tezi gerçekleşir ki Cidde kenti biraz da Suudi’deki modernleşmenin yüzünü temsil ettiğinden kanımca bilinçli seçildi. İkincisi,programa uyarsan seni ayakta tutarız mesajıdır.

Suudi,Titanların bu kritik mesajını iyi okudu ve diğer Sünni Arap devletlerini de yanına alarak Yemen’deki Şii-İran ilerlemesine müdahale etti. Suudi Arabistan, Mısır, Fas, Ürdün, Sudan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn’in de operasyona destek verdiği, Mısır, Pakistan, Ürdün ve Sudan’ın olası bir kara harekatına hazır oldukları belirtildi.Bütün bu güçlerin ABD onayı olmaksızın bu harekata girişmeleri mümkün değil.

Titanlar Tiranları harekete geçirdi.

Suudi Arabistan basınının Bağımsız Kürdistan’ın gerekliliğini vurgulaması da bana göre ABD’ye dolaylı özeleştiri anlamına gelmektedir.

Öyle anlaşılıyor ki Titanların huzurunda Tiranların bu savaşı İran müdahalesinin de hazırlığıdır.

Türk devleti ve özellikle seçim arifesindeki AKP hükümeti de aynı korkuyla tekrar direksiyonu tam kırarak bu koalisyona katıldı ve telaşla tezkereyi onaylayarak Bahreyn’e asker yolladı ve İran’a karşı konumlandı yeniden.

Şaşkın elektron gibi bir o yana bir bu yana sıçrayan Türk Devleti ve AKP iktidarı Titanlar tarafından bağışlanacak mı?

Yemen, yine İstanbul’la mı alay eder yoksa bu defa Tahran mı?

29.03.2015