YANLIŞA ENDEKSLENMEK!

181

Hasan Hüseyin Yıldırım

Irak Bölgesel Kürdistan Yönetimi (KBY) veya (KRG) Irak Federasyonu’na bağlı Federal bir devlettir. Böyle olmakla beraber birçok konuda Bağdat’tan bağımsız olarak kendi dış ve iç politikalarını, ekonomik ilişkilerini ve kendi güvenlik stratejilerini yürüttüğünü biliyoruz. Kuruluşundan bugüne bir nevi ismi konulmamış bağımsız bir devlet rolünü icra etmiştir. Şimdi tartışılan şey, kağıt üstündeki Irak bağımlılığını sona erdirme girişimidir. Görünen bu olmakla beraber bu konu tam olarak berrak değildir. Sorun uluslararası boyuttan öte mevcut Kürd siyasal güçlerin bu konuda netleşen ortak bir politikalarının olmayışıdır. Gündemdeki “Bağımsızlık Referandum“ girişimi karşısındaki tutum bunun göstergesidir.

Daha evvel defalarca izah edildi. Bu referandum bağımsızlık örüntülü değildir, sadece 1992 yılından bu yana Irak-KDP ve YNK’nin başındaki mafia grubun kabullenilemez uygulamalarını perdeleme girişimidir. Kürdistan referandumu değildir. Irak-KDP ve YNK’nin başındaki kliğin referandumudur. Milli irade ile alınmış bir karar değildir. Ne Kürd milli camiasında, ne uluslararası arenada hukuki bir geçerliliği yoktur. Bundan evvel, 2005 yılında buna benzer bir referandum yapılmıştı. Halkın %98’i bağımsızlık demişti. Fakat Irak-KDP ve YNK koltuk ve rant karşılığı bunu Irak merkezi hükümetine satmıştı. Sonra “Bağımsızlık Komitesi“ milyonlarca imza toplayıp BM’ne teslim etmişti. Bu her iki parti bunu da görmemezlikten gelmişti. Şimdi ne oldu da referandum iştahları kabardı. Aslında referanduma gerek bile yok. Dediğim gibi Kürdistan’ın yetkili güçlerinin Bağdat’tan bağımsız olarak kendi dış ve iç politikalarını, ekonomik ilişkilerini ve kendi güvenlik stratejilerini yürüttüğünü biliyoruz. Geriye sadece buna bağımsızlık ilan edilerek resmileştirmek kalıyor. Kürdistan parlamentosu kapatılmamış olsaydı bunu çok kolaylıkla yapabilirdi. Ne içte ve ne de uluslararası camiada tek bir itiraz gelmezdi. Bu yolu engelleyen güçler şu an sanki bağımsızlıkçılarmış havası vererek trübinlere oynuyorlar. Eğer bu değil ise hiç kimse bağımsızlığa karşı olmamasına karşın bu handikap niye? Demek ki işin içinde bir bit yeniği vardır.

Dikkat edin. Esas sorun KRG’nin şekilsel Irak bağımlılığı değildir. Kuşkusuz bu şekilsel bağımlılık bir sürü açmazın sebebidir ama esas sebep Kürd siyasi arenasında yaşanan handikaptır. Milli bir siyasetten ve milli birlikten yoksunluktur. Bu açmaz aşılırsa sorunun çözümü zaten kendiliğinden gelecektir.

Yine dikkat edin; sömürgecilerimizi saymazsak bir bütün olarak tüm dünya devletlerinin dediği şu;“bağımsızlık Kürdlerin hakkıdır.“ Hatta bu hakkı kullanmak için şu öneride bulundukları da bilinmektedir; “Kürdler birleşmeli!…“

O halde hak tartışmasını bir kenera bırakalım. Bu hakkı gerçekleştirmenin çözümüne bakalım. Bunun yolu da milli birlikten geçer. İşte Kürd siyasal hareketlerinin başaramadığı da budur. Bunun çok sebebi olabilir ama bunun esas sebebi mevcut olan kimi Kürd politik çevrelerin Kürd millet çıkarlarını ıskaladığı, birey, aile, aşiret ve parti çıkarlarını esas aldıklarıdır. Aşılamayan budur. Durum bu olunca Kürd milletinin dostlarının yapabileceği pek fazla bir şey kalmıyor. Bu çıkmazı Gorran Hareketi anlamış ve bunun mücadelesini verse de bu handikabı aşamayı başarmadığı görülmektedir.

Gerek uluslararası güçlerin ve gerekse Gorran Hareketi’nin dedikleri açık ve nettir. Milli siyaset. Milli birlik. Devleti devlet yapan kurumların inşası. Bu kurumların parti denetiminden çıkarılması, milletin meşru idari kurumu parlamento’nun denetimine verilmesi. Çiftebaşlığın veya çokbaşlılığın aşılması. Şeffaf bir yönetimin inşası. Ekonominin kişi, aile, aşiret, parti denetiminden çıkarılması, parlamentonun denetimine verilmesi. Partilere bağlı askeri güç ve istihbarat örgütlerinin lağvedilmesi, tek ordu, tek istihbaratın kurulması. “Tarışmalı bölgeler“ denilen Kürd topraklarının Kürdistan’a bağlanması. Sömürgeci devletlerle kirli ilişki kurulmasına son verilmesi. Kürdistan’ın diğer parçalarındaki siyasal güçlerle milli çıkarlar esas alınarak ilişki kurulup desteklenilmesi vs. süren bir anlayış ortaya koymaktadır.

Bu tutum yanlış değildir. Kürd milletini çağdaş milletler camiasına taşıyacak bir yaklaşımdır. Fakat bu tutuma karşı direnç gösteren siyasal güçler var. Bunların başını çeken Irak-KDP ve YNK’nin yönetimini ele geçiren mafyalaşmış grubudur. Nedeni açıktır. 1992 yılından bugüne ele geçirdikleri iktidarı kendi bireysel, ailesel, aşiretsel, partisel, bölgesel çıkarları uğruna yönettikleridir. Durum bu olunca devleti devlet yapan kurumlar oluşunca bu iki parti eskisi gibi Kürd millet servetini kolayca hortumlayamayacaktır. Bu nedenle Kürd siyasal erkini böldükleri gibi coğrafyasını da Dergele sınırı ile bölmüşlerdir. İki ’site devletini’ kurmuş, mafiavari bir yönetimle varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bu, isteyen herkesin görebileceği bir gerçektir. Kimi bu gerçeği görmemezlikten gelebilir. Çarşı-pazar politikası yapabilir ama bu gerçek olduğu gibi yerli yerinde duruyor. Duruyor ama halkın bu duruma daha fazla dayanmayacağı gerçeği de var. Halk isyan noktasına gelmiştir. Bunu Irak-KDP ve suç ortağı YNK’yi ele geçiren mafia grubu da görmektedir. İşte bu noktada 1992 yılından bu yana sürdüre geldikleri Kürd milli servetini hortumlamak ve insan hakları ihlalleri konusunda izlenen tutumları perdelemek için “Bağımsızlık Referandumu“na sarıldılar. Halk bunu görmektedir. Bu nedenle soruna çok kayıtsız bakmaktadır. Oysa yüzyılların bağımsızlık hedefi için bu halk her şeyini verdi. Şimdi ise “Bağımsızlık Referandumu“ oluyor ama halk buna karşı duyarsız. Bunda bir anormallik yok mu? Bal gibi var. Ama bu gerçeği görmek istemeyen veya görüp de kişisel hesabı olan çarşı-pazar hokkabazları piyasa politikası yapabilir. Varsın yapsın ama bunun vebali büyüktür.

Şu an gündeme sokulan “Bağımsızlık Referandum“ girişimi bağımsızlık ilan edileceğinden öte mevcut olan ekonomik soygunculuğun devamına ve çok parçalı siyaset sürdürücülerinin elinin güçlendirilmesine uyarlıdır. Bunu hem uluslararası güçler ve hem de devleti devlet yapan kurumlar oluşturulmadan referanduma girmek doğru değil diyen muhalefet güçleri ifade etmektedir.

Sonuç olarak ortaya çıkan gerçek şu ki; Irak-KDP ve suç ortağı YNK’yi ele geçiren mafia grubunun “Bağımsızlık Referandum“ girişimi ile Kürd milletinin kutsal hakkı üzerinden yanlış politikalarına yedeklediğidir. Özelikle bu her iki partinin sömürgecilerimizle olan kirli ilişkilere dikkat edin. Ne kadar dibe battıklarını görmeye çalışın. Sonra bunlardan ne beklentileriniz var onları bir daha gözden geçirmenizi öneririm.
31 Ağustos 2017