UMUTSUZLUĞA HAYIR!

220

H.Hüseyin Yıldırım

Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı Orta Doğu’da günlük ve uzun süreli olan bitenleri kavramak için, ABD’nin Orta Doğu’ya ilişkin devreye koyduğu 21.Yüzyılın stratejisi olan GOP’un (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) ruhunu anlamak gerekmektedir.

Bu değişim dinamiği anlaşılmadan gündelik yaşanan olayları ve uzun vadede olacakları doğru kavramak mümkün değildir. Gündelik olarak gelişen taktik olaylar bazında GOP anlaşılamaz.

O gündelik gelişme ister olumlu, ister olumsuz olsun o günün koşullarının ivedi gereğidir. Bu, GOP’un hedefini karartmaz ve yaralamaz.

Kürdler; “ABD, Kürdleri bölge devletlerine tercih etmez“ misali resesif, kanıksatılmış algı ve düşünsel algoritmasından sıyrılmalıdırlar.

Bal gibi de tercih eder…

Gelişmeleri dikkatli izliyorsanız, böylesi bir tercihi büyük bir arzu ve atak çabayla yapmakta olduğunu kolaylıkla görürsünüz. Dünya’nın huzurunda ‘ilan-ı aşkta bulunurcasına’ coşkun ve körpe yavrusunu koruyan bir yırtıcının kararlılığı misali adanmış o eşsiz duyguyla…

‘Tanrılar çıldırmış olmalı’ dedikleri türden bir özel zaman ve anlam buluşması…

Kürdistan’ın Güney ve Güneybatısı’ndaki Kürd kazanımlarıyla Irak ve Suriye’nin ülke ve devlet olarak tarumar edildiği, İran ve Türkiye’ye karşı izlediği hususi politikaları ortadadır. Burada Kürdleri hasseten himaye etme tutumu bir ‘kasıt fiili’ gibi meydandadır…

Bunca veriye rağmen halen Kürdistan’ı egemenliği altında bulunduran bölge devletlerine karşı Kürdler tercih edilmeyecek diyorsanız, ‘Soğuk Savaş’ döneminin kavramsal gardıropundan çıkmamışsınız demektir.

O süreç bir daha geri gelmeyecek şekilde bitti…

Artık dünyamızda yeni bir denklem kurulmaktadır.

1991’den beri Kürdlerin lehine gelişen süreç devam edecektir. Ta ki Kürdistan bağımsız oluncaya kadar. Fakat bugünden yarına gerçekleşecekmişçesine aceleci beklentilere de kapılmayalım.

Bu, süreç meselesidir.

İkincisi birşey de şu; Kürdlerin aleyhinde günlük olarak vuku bulan bir gelişme karşısında, ABD’li bir yetkilinin o günkü bir söyleminden hareketle hemen “ABD isterse engellerdi” gibi menfi sonuca varılıp umutsuzluğa kapılmak veya eski gardıroptaki ‘güvensizlik’ retoriğine sarılmak da realist bir tutum değildir.

Bakıyorsunuz, kısa bir süre sonra o olumsuz gelişmeye karşı öyle bir hamle yapılıyor ki Kürdler çok daha ileri bir yere taşınıyor.

Burada şunu kavramak lazım; ABD çok şeydir ama her şey demek değildir. Kendisi dışında sayısız irade ve değişkenle cebelleşmektedir ki tüm bunların küresel boyutunun da hesaba eklenmesi gerekmektedir. Bazen o günün koşulları gereği karşıdaki güçlerin politikasına sessiz kalabiliyor. Hatta göz yumuyor ama bu onun politikasından vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Not ediyor, yeri ve zamanı geldiğinde onun rövanşını çok acımasızca alıyor.

Tüm gelişmelere ve tablonun geneline bakınca bunu net olarak görürsünüz. ABD boş hamle yapmaz. Aldığı kararlar zaman ve mekana uyarlıdır.

ABD, İngiltere ve Almanya’nın bir askeri kurmay heyetinin Güney’i ziyaret edip Peşmergeyi milli orduya dönüştürün projesini sunması ve YPG’ye ağır silahların verilmesi kararının Trump tarafından onaylanmasının zamanlaması çok önemlidir.

Manidardır da…

Türk heyetinin ABD’de olması ve Cumhurbaşkanı’nın ziyareti öncesine denk getirilmesi herkese verdiği dikkat çekici bir mesajdır.

Artık burada sözün hükmü kalmıyor. Uzun süreden beri ABD yetkilileri GOP’nin amaç ve hedefini anlatıp duruyorlar. Kaç Kürd bunu doğru okuyor bilmiyorum ama bu projeden bağımsız Kürdistan çıkacağına inananlardanım.

Irak ve Suriye’de olan biten ortada. Bazı Kürdler ‘ABD niye bağımsızlığı dayatmıyor’ sorusunu sorup duruyor. Bu o kadar kolay değildir. ABD’nin de karşılaştığı hayli zorlukları var.

Tarih ve Kürdlerin ‘Makus Talihi’ bir anda değişebilir mi?

Elbette önemli olan, bu değişimin doğrultusudur ki halihazırda geçen her günün ardından Kürdlerin avantajlarının arttığı bellidir.

Şu an yöneldiği statüko eski müttefiklerinin egemenlik sahalarıdır. Yanı sıra bir kesimi Rusya’nın müttefikleridirler. Dahası Kürd siyasal dünyasının parçalı bölüklü oluşu göz önünde bulundurulmalıdır.

Her şeye rağmen umutsuz olmayalım. Gelecek Kürd milletinin olacaktır…

10 Mayıs 2017