TÜRKLER KENDİNİ‚ ‘BULUNMAZ HİNT KUMAŞI’ SANIYORDU

296

Ahmet Zeki Okçuoğlu

Türklere göre, onlar olmazsa Amerika, Avrupa hiçti…

Onlar olmadan ikisi de Orta Doğu’da adım atamazdı…

Türklerin dünyaya bu tepeden bakma siyaseti, yazdıkları resmi Türk tarihinin azizliğidir. Resmi Türk tarihi öylesine kocaman kocaman yalanlarla dolu ki o yalanlara inanan herkes dünyaya tepeden bakar.

Misal olarak, “Türk kurtuluş savaşı” diyerek destanlaştırılan TC’nin kuruluş hikayesi…

Tekmili yalan…

“Türk kurtuluş savaşı” diye destanlaştırılan hadiseler gerçekte küçük çatışmalardan ibaret…

Kemalistleri meşrulaştırmak için senaryosu İngilizler tarafından yazılan, Yunanlılarla Türklerin de sahneye koduğu bir gösteri…

Sadece yakın değil, orta ve uzak resmi Türk tarihi de gerçek dışıdır.
Bu gerçekdışı tarih yazımının sırrı, Ziya Gökalp’ın “Ne mutlu Türk’üm diyebilene” sözünde gizli…

Osmanlı coğrafyasında yaşayan müslüman halklara verilen yeni Türk (Turani) adı, aşağılanan, bu yüzden de kimsenin üstlenmek istemediği bir kimlikti.
Türk kimliğine itibar kazandırmak için olağanüstü kahramanlıklarla dolu bir Türk tarihi yazıldı.

Kim nereden bilecek tarihte neler olduğunu!..

İnsanlar Türk olduğunu, Türklerin çok kahraman bir millet olduğunu resmi tarihten öğrendi.

Resmi Türk tarih kitaplarına Ziya Gökalp’in bu sözü daha sonra, “Ne mutlu Türküm“ diyene şeklinde yazıldı.

“Diyebilene”yle “diyene”nin anlamı arasında dünya kadar fark var.

Eskiden Türk devlet adamları bir parça mürekkep yaladığı için, nispeten haddini bilirdi.

Misal olarak, sahneye konan senaryonun aktörleri olan Mustafa Kemal ve arkadaşları, “Türk kurtuluş savaşı” değil, “milli mücadele” diyordu. Onlardan iki üç kuşak sonrakiler “milli mücadele”yi “Türk kurtuluş savaşı” yaptı.

Bir parça mürekkep yalamış, tarihin gerçeklerinden haberdar olanlar, Türklerin elindeki en büyük kozun, İngilizlerin onlara bağışladığı toprakların jeopolitik konumu olduğunu bilirdi. Türkler jeopolitik konumunun faydasını epey de gördü.

Ama Tayyip Erdoğan’la ölçü kaçtı…

Hem de az – buz değil, çok kaçtı.

Erdoğan, resmi Türk tarihinde yazılan yalanların doğru olduğuna inanıyordu.
Erdoğan’ın raydan çıkmasına neden olan ikinci şey de resmi Türk tarihi gibi yalanla dolu resmi İslam tarihine de inanması…

Erdoğan ayrıca TC’nin jeopolitik konumunu alabildiğine abartıyordu.
Yanlış bir tarih ve siyaset bilinci yüzünden kontrolden çıkan Erdoğan herkese ferman okumaya başladı.

Şamar oğlanlarıymış gibi, “Ey Obama!.. Ey Merkel!..” diyerek parmak sallıyor…
Kim olduğuna bakmadan önüne gelen herkese”Sen kimsin!..,haddini bil!..” diyerek tehditler savuruyor…

“Arkamda şanlı Türk milleti ve islam ümmeti var!” inancının verdiği özgüvenle Erdoğan dünyaya tepeden bakıyordu.

Oysa her şeyin bir sınırı vardır…

Ölçüüyü kaçıran Erdoğan sözden anlamayınca, kendisini sahneye çıkaran büyük güçler onu ve peşinden gidenleri cezalandırıp ölçüsünü bildirmeye karar verdi.
Üstelik, horlayıp ezdikleri Kürtlerin eliyle…

Ertuğrul Özkök dünkü yazısında,”YPG’yle savaşarak PKK’yi dize getirme yerine, YPG’yle anlaşarak PKK’yi düz yola getirme“ye çalışalım diye yazıyordu. Bu yazı, Türklerin dünyaya tepeden bakma siyasetinde kırılma işaretidir.

Gelişmeler yakında Türk devlet adamlarının da aynı sözü telaffuz etmeye başlayacağını işaret ediyor.

Ancak bu defa eskisi gibi olmayacak…

Erdoğan’ın tabiriyle atı alan Üsküdar’ı geçti…

“Düz yola” bu defa gelecek olan Türkler…

Bunun faturası da bir hayli kabarık olacak…

13 Mayıs 2017