Türkiye, Rusya ve İran`ın Suriye`de Ateşkes Garantörlüğü Kalıcı mıdır?

537

Haci Artos

Türkiye, Rusya ve İran`ın 20 Aralık’ta Moskova`da imzaladıkları antlaşmadan sonra 29 Aralık`ta bu ülkelerin garantörlüğünde Esat rejimi ile muhalif grupların bir kısmı arasında ateşkes imzalandı. Daha önce Cenevre görüşmelerinde bir sonuç çıkmamasının en büyük nedeni bu üç ülkeydi. Ancak bunlar BM, ABD ve AB`yi bu görüşmelerden uzak tuttular. Buna rağmen BM, ABD ve AB ateşkes için olumlu açıklamalar yaptılar.

Bu üçlü ittifakın Suriye`de ateşkese garantör olmaları barışı sağlayabilir mi?

Bu antlaşma`da ISID ve EL-Nusra ateşkesin dışında bırakılmıştır, YPG`ye de Türkiye`nin baskısı sonucu herhangi bir teklif yapılmamıştır. Bu antlaşma ile zaten Rojava Suriye`den dıştalanmıştır. Suriye`de savaşan grupların en güçlüleri zaten bu üç (ISID, El-Nusra ve YPG) gruptur. Ateşkese dâhil edilen bütün grupların gücü ISID kadar yoktur. Bu grupların El-Nusra ile yaptıkları birlik dolayısıyla ayrışmaları da zordur. Ateşkese dâhil olan grupların çoğu sonunda ISID veya El- Nusra`ya katılacaklardır. Esat Rejimi sadece biraz daha kendini toparlamak için ateşkes antlaşmasından yararlanacaktır. YPG`nin, ISID, El-Nusra ve Türkiye`nin desteklediği gruplarla savaşı devam edecektir. Türkiye`nin Kürtlerle savaşı devam edecektir.

Bütün Bunlar ateşkesin kalıcı olmasına engeldir.

Rusya, Türkiye, İran ve Suriye`nin yaptıkları antlaşmanın yaşama şansı yoktur. Antlaşmadan beri iki haftadır 30`a yakın ateşkes ihlali oldu. Burada Türkiye`nin konumunda karmaşık bir durum var. İran ile Rusya`nın ortak düşmanları belli. Bunlar: ISID, El- Nusra ve radikal tüm Selefi İslamcı gruplar. Bu grupların hepsi Türkiye tarafından desteklenen ve Türkiye`nin dostu olan gruplardır. Türkiye`nin bunları desteklemekteki amacı, Esad yönetimini devirmek ve Rojava`da Kürt kazanımlarını yok etmekti. Bunun karşısında, ABD ve AB`nin düşman olarak gördüğü Esad rejimi, ISID, El-Nusra ve radikal İslamcı gruplardır. Kürt gruplarını, İslamcı gruplara karşı desteklemektedirler. Türkiye`nin buradaki konumu yine yine karmaşık: Esat rejimine karşı tüm İslamcı grupları destekliyor. Bütün Kürt kazanımlarına karşıdır ve onları düşman olarak görüyor. Türkiye`nin her iki blokta da konumu net değil. Türkiye her iki tarafı Kürtlere karşı kullanmaya çalışıyor. Her iki taraf da, Türkiye`yi bölgesel çıkarları için kullanmaya çalışıyorlar.

ABD, AB ve Rusya, İran ve Türkiye`nin Suriye üzerindeki paylaşım savaşı, Jeopolitik, Jeostratejik ve Jeoekonomik bir durumdur. Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı`nın dağılmasından sonra Ortadoğu’da güç kaybeden Rusya, Suriye çıkartması ile bölgede ve Dünya`da yeni bir Jeopolitik imaj yarattı. 1920`lerden beri Suriye`de çıkarları olmayan ABD ve AB; Esat rejimini düşüremedikleri gibi, ÖSÖ`ya yaptıkları yardımlar sayesinde İslamcı grupların güçlenmesine neden oldular. Yaptıkları yardımlar Türkiye`nin eliyle ÖSÖ`ya değil ISID ve El-Nusra`ya gidiyordu. ABD ve AB`yi, YPG`yi İslamcılara karşı desteklediler ve büyük başarılar elde ettiler. Bundan dolayı ABD ve AB`nin olmadığı bir antlaşmanın ne kadar kalıcı olacağı şüphelidir.

ABD ve Batılı devletlerin Suriye`de yakaladıkları imkânları bırakıp gideceklerini sanmak saçmalıktır. Rojava`da askeri havaalanı ve birçok askeri üs kuran ABD ve Batılılar Kürtler arası barışı sağladıktan sonra, Suriye askerlerinin Rojava`yı boşaltmaları için Kürt güçlerine destek vereceklerdir. ABD Türkiye`yi Rojava statüsü için ikna etmeye çalışacaktır. Türkiye ikna olmasa bile ABD Rojava`dan çıkmayacaktır.

05.01. 2017