TÜRKİYE İMDAT ZİLİNE BASTI

2359

Davut KURUN

Son bir haftalık gelişmeler gösteriyor ki, TC Hükümeti ve Saray, fırtınalı denizde umutsuzca kulaç atmakta ve imdat istemektedirler. Bütün bu felaketler TC’ nin Kürdistan ve demokrasi düşmanlığı yüzündendir. Kürtlerin siyasi kazanımlarını önlemek için Işid, Nusra, Öso vb. terörist güçlerle ittifaklar geliştirdi ve bu politikasını da Suriye, ABD, , AB ülkelerine dayattı. Terörist İslamcı çetelerle birlikte Kürtlere ve bölgedeki demokratik güçlere saldırdı. NATO ve Batılı ülkeler bu politikayı red edince, savaşla tehdit ettiği Rusya’ya yöneldi.

Bugün Moskova’da yapılan açıklamaya göre, Türkiye Rusya’nın bütün dayatmalarını kabul etmiş, teslim olmuş ve tükürdüğünü yalamıştır. Kısaca Türkiye’nin bugüne kadar Uluslararası güçlere dayattığı politikasını terk ederek, Suriye’de Esad rejimini meşru yönetim olarak kabul etti, buna karşı savaşan güçleri de terörist olarak kabul etmiştir. Halep ve Suriye’de rejime karşı savaşan güçleri Türkiye’ye ya da çatışma alanı dışına taşımak, siyasi çözüm bulmak, Türkiye’nin işbirliğini önlemek ya da aracı olarak görev yapmak.

Bu en azından, Türkiye’nin tetöristler nazarında itibarlarının ve ilişkilerinin olduğu itirafıdır. Ayrıca Ankara’da öldürülen Rusya büyükelçisi Karlov soruşturmasını Rusya ile birlikte yapmayı kabul etmiştir. Ki bu Türkiye’nin itibarının sıfırlanmasıdır. Rusya’nın Türk polisine, savcısına, yargısına ve siyasetçisine güvenlerinin olmadığı anlamına geliyor. Türkiye bu itibarsızlığı alenen kabullenmiş demektir. Kürdistan ve demokrasi düşmanlığı politikası ile Batıda destek bulamayan Erdoğan ve yönetimi Rusya’ya teslim olmuş, fırtınalı denizde umutsuz çırpınmaktadır. ”Denize düşen yılana sarılır”misali.

Türk devleti ve hükümeti, bu durumdan kurtulmak için,”dış güçlere” her türlü tavizi vermektedir. Kürdistan ve demokrasi düşmanlığı, Türkiye’yi siyasi, ekonomik ve askeri olarak tükenme noktasına getirmiştir.

Kürt ulusu ve demokrasi güçlerinin Türkiye’nin imdat çağrısına cevabı açıktır. Gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz. Dış güçlere verdiğiniz ekonomik, siyasi, askeri olanakların binde birini bile istemiyoruz, ama onların Türkiye halkına veremeyecekleri barışı, huzuru, refahı, demokrasiyi ve uluslararası camianın onurlu bir üyesi olma imkânlarını yaratacağız.

Ne yazık ki, Erdoğan ve ekibi, ”biz kefen giyerek geldik. Kefen giyerek gideriz. Bayrağı bayrak yapan kandır, uğruna ölen varsa vatandır.” ”tek millet, tek devlet, tek dil, tek vatan” ”medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”dır gibi ırkçı, kan içici söylemleri ile sağı solu ”terörist,hain,” ilan etmektedir ve kendi güvenliği için dört tarafına mayın döşemektedir. Bunun çıkışı yok. Tarihin hükmü bellidir. Korkunun ecele faydası yoktur.

21.12.2016