‘’ Türk Devletinin İşgal Planlarının Güney Kürdistan Bölgesine Etkileri ‘’-3

974

1- Siyasi ve Diplomatik Egemenlik :

Türkiye kendi siyasi ve diplomatik alanlardaki planlarını harekete geçirerek, Güney  Kürdistan’daki siyasi iradeyi kırmak ve siyasal güçleri kontrol altına almak için çalışmalar yapmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, İç savaş kışkırtıcılığını yapmak, Güney Kürdistan siyasi güçleri arasına güvensizlik oluşturmak amacı ile provokatörlük yapmak, iç savaş kışkırtıcılığını yapmak sureti ile siyasi güçleri kontrol altına almak ve kendine bağlı muhbir-ajan ağını oluşturmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda,  Kürdistan ’ da çekişme içersinde olan bazı siyasi güçlere büyük Ekonomik imkanlar sunmak yolu ile destek olmak suretiyle Güney Kürdistan siyasi ortamına yerleşme ve Güney Kürdistan siyasi ortamında rol alma imkanını oluşturmuştur. Özellikle, Güney Kürdistan Siyasi güçleri arasında çelişki ve çatışma ortamının oluşması ve Güney Kürdistan’ı güçlerle PKK arasında savaşın çıkması çabası içersinde olmuş ve bu konuda kısmen başarılı olmuştur.

Şimdi açık bir şekilde görülüyor ki Güney Kürdistan ’ da siyasi-politik trenin yönün ve gidişatı Türkiye’ nin elindedir. Türkiye geçmiş yüzyıllın başından ve günümüze kadar gelen süreçte bütün uğraş ve çabaları Irak’ ta Kürt sorunun çözülmemesi yönünde olmuştur ve bu doğrulta Irak’ taki halkların birlikte yaşama iradesini kırma çabası içersine girmiş özellikle Kürt ve Türkmenlerin birlikte ve barış içersinde yaşamasına engel olmuştur. Türkiye, Irak hükümeti ile Kürdistan politik güçleri arasında sorunların çözümüne yönelik görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması için her zaman sorun çıkarmış ve bu doğrultuda Irak hükümetlerine baskı uygulamıştır. Kerkuk ve İşgal altındaki Kürdistan topraklarının kaderini belirleyecek 140. Maddenin uygulanmamasında büyük rol oynamıştır. Sömürgeci güçlerle yaptığı antlaşmalarla, Güney  Kürdistan ı özgürlük hareketine saldırı üssü yapmış ve ulusal kongrenin toplanmasına yol vermemiştir. Diğer taraftan,  Kürdistan ’ daki çok kültürlü etnik yapıyı iğdiş etmiş, Güney  Kürdistan ’ daki etnik Türkmen yapılanmasını Kürt hareketine karşı bir kart gibi kullanmış, Türkmen Cephesini kurarak kendisini Kurdi yapılara dayatmıştır. Musul, Hewler konsolusuğu ve Süleymaniye’ deki gizli bürosunu aracılığı ile  Kürdistan ’ ın iç işlerine müdahale ederek, olayları kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yönlendirmesine zemin oluşturmuştur.

Şunu da vurgulamak gerekir ki, Türkiye Şengal ve Musul’ ın DAİŞ tarafından işgal edilmesinde başrolu oynamıştır çünkü DAİŞ’ ın kurulması ve güçlenmesinde her yönü ile etkin olmuştur. Kürt iktidarı tarafın Türkiye’ nin stratejik dost olarak görüldüğü süreçte, Türkiye’ de öyle bir imaj çiziyor, Musul, Şengal ve diğer Kürdistan topraklarının DAİŞ tarafında, Hatta Hewler’ in bile DAİŞ tarafında işgal edilme tehlikesi ile yüzyüze kaldığı süreçte, DAİŞ’ e karşı hiç bir eylemde bulunmamıştır. Bu şunu gösteriyor ki, Türkiye sahte bir dost, Kürt ve Güney Kürdistan bölgesinin stratejik düşmanıdır.

  1. Ekonomi ve Yatırımlarda Egemenlik:

Türkiye Ticaret ve Yatırım… yolları ile ekonomi ve maliye alanda Güney Kürdistan’ı işgal etmeyi genişleterek, Güney Kürdistan yoluyla bütün Irak’ a yayılarak bu ülkede Ticaret ve Yatırım alanda birinci güç olmayı hedeflemiştir. Türkiye İnşaatçılık, Turizm, Hava Yolları, Basın-Yayın, Ticaret, Gıda, Tekstil-Giyim, İlaç, Beyaz Eşya….vs bir olanda Güney  Kürdistan ’ da Bezirganlık yapıyor. Kendi enerji ihtiyacını karşılamak için Petrol ve Gaz sektörünü de kontrol altında tutmakta, diyebiliriz ki Türkiye  Kürdistan ’ ın Güneyini tek ve rakipsiz-sansürsüz bir şekilde kontrol etmektedir. Güney Kürdistan Sanayi ve Ticaret bakanlığı sözcüsünün yaptığı resmi açıklamada Güney  Kürdistan ’ da faaliyet gösteren 1800 yabancı şirketten 1400’ ü Türk şirketidir. Türkiye’ nin Güney  Kürdistan ’ la ticaret hacmi 12 milyar dolar olup bu rakam 2013 yılında alınan karar gereği 2015 yılında 25 milyar Dolar’ a çıkarılması öngörülmüştür. Yurt dışında çalışan Türk firmalarının % 50 Güney  Kürdistan ’ da faaliyet göstermektedirler. 2013 yılından itibaren Enerji ticaretinin dışında kendi bütçesinin % 5’ ini Güney  Kürdistan ’ dan karşılamaktadır. Türkiye ilen Enerji-Petrol-Gaz ticareti hakkında Kürdistan Bölge Başbakanı Neçirvan Barzani, basına şeffaf olmayan sınırlı bilgi vermektedir.

Diğer önemli bir tehlike, Türkiye’ nin İktidardaki bazı partilerle ortaklık yolu ile enerji kaynaklarına özellikle Petrol ve Doğal Gaz kaynaklarına el koymasıdır. İktidar partisi Kürdistan Bölge Hükümeti adına 2013 yılında içeri açıklanmayan enerji ticareti adı altında Türkiye ile 50 yıllık antlaşma imzalamıştır. Hiç şüphesiz, Kürdistan ve Irak’ tan yüzlerce milyon ton ham Petrolun Türkiye’ ye üzerinden Avrupa’ ya gönderilmesi, Türkiye’ ye  Kürdistan ’ ın yeraltı-enerji kaynaklarına ulaşmasına imkan sunmuştur. Türkiye ve Türk firmalarının Kürdistan ’ daki faaliyetleri,  Kürdistan ’ ın ekonomik alanda talan edilmesidir. Kürdistan Siyasi İktidarın ‘’ Ticaret Siyasetten Önemlidir ‘’ mantığı ile siyaseti de Ticaretin hizmetine sokmasına neden olmuş ki bu da çok tehlikeli bir siyaset mantığıdır. Çünkü bu durumda siyaset Tüccarların eline düşmekte, Ticarette siyasetçi ve iktidarda olanların bir mesleği haline gelmesine neden olmaktadır. Ticaret – Siyaset- İktidarın içiçe geçmesi ve bu yetkinin bir kişi ve aile ve Partilere verilmesi ile denilebilinir ki Kürdistan ’ da Rüşvet ve yolsuzluğun yolu bu şekilde açılıyor.

  1. Kültür, Eğitim ve Basın Egemenliği

Türkiye; Kültür, Eğitim ve Basın-Yayın alanında egemenlik kurarak bu yolle Kürt kültürünü zayıflatarak kendi kültürünü dayatıp egemen kılmak istiyor. Bu Beyaz Jenosid ve Kültür Anfal’ıdır. Onlarca Tv kanalı ve Kültür-Sanat Kurumları ile Bazıları İktidar partilerine bazılarıda İslam Partilerine ait kuruluşlar aracılığı ile yapmaktadır. İslami ve İktidar partilerine ait kanallarda, Türk Tv dizi ve filmleri aracılığı Türk Kültür ve sanatı Kürtlere empoze ediliyor. Bu dizi ve drama filmlerinde; Kürt halkı, gerici-katil, Kürt özgürlükçüleri de terörist ve savaş yanlısı ilan ediliyor. Bu tür dizi ve dramalar duplaj ve çevirileri yapılarak Kendi toplumuna ve kültürüne karşı Türk Kültürünün taşıyıcısı konumuna gelmelerine neden oluyorlar. Sadece bununla da yetinilmiyor Basın-yayınlarda yazdıkları makaleler ve yaptıkları yorumlarla da çarpıtmalara gidilip manipülasyonlar yaratılarak Türk devleti, Güney Kürdistan bölgesinin düşmanı değil Güney Kürdistan Bölgesinin dostu-koruyucu ve Kürt halkına hizmet edenler olarak lanse edilip diğer parçalardaki Kürt hareketleri düşman ve çözüm karşıtı olarak gösteriliyor.

Bu Tv kanalarında yapılan program ve çağrılarda Türkiye’ nin Kürtlerin dostu olduğu Kürtlere devlet kuracağı, bunlara göre Türkiye’ nin Güney  Kürdistan ’ daki Ekonomik, Siyasi, Kültürel ve ekonomik alanda yürüttüğü stratejik planlar Kürtlere hizmet ettiği, tehlike arzetmediği, Güneyin Türkiyesiz yaşayamacağı, Kürt’ lerin nefes alma borularının Türkiye yolu ile olduğudur. Oysa Türkiye Enerji bakanın yaptığı açıklamada Güney-Türkiye ilişklerinin Kürdistan Bölgesinin Bağımsızlığı temelinde olmadığı, Güneyle ilişkilerinin Petrol-Gaz ilişkileri olduğu, Bölgenin Irak sınırları içersinde kalmasını gerektiğini söylüyor.

Türkiye, 25 yıldır Güney  Kürdistan ’ da kendine bağlı bir medya oluştuma amacını güdüyordu. Jitem kurucusu Cem Ersever’ de geçmişte yaptığı açıklamada ortaya çıktığı gibi onlar bu süreç içersinde bezi Kürt partilerine Tv-Gazete vs Basın-Yayının kurulmasını maddi ve teknik alanda PKK basına karşı yardımcı oldukları belirtiyor.

Türkiye’ nin Güney  Kürdistan ’ daki büyük tehliklerinde biri de Eğitim- Öğretim alanlarındaki ataklarıdır. Türk devleti bir kaç grup Cemeat yolu bütün Kürdistan şehirlerinde geniş çapta, Eğitim, Okul, Üniversite, Yayın Evi, Basın-Yayın…vs alanlar büyük bir ağ oluşturmuştur. Türkiye kurduğu bu geniş ağla kendi stratejik çıkarları doğrultusunda; Kürt çocuk ve gençlerini eğiterek siyaset, ekonomi ve iktidarı kendi kontrolü altına almak istiyor.

Türkiye 1994 yılından itibaren 14 Okul ve Üniversite açmıştır.

Hewlerde:

  1. Fazilet Eğitim Kurumu
    2. Işık Dil Merkezi
    3. Işık ilköğretim okulu
    4. Nülifer Kız Koleji
    5. Erkek Işık Koleji
    6. Işık Üniversitesi

Süleymaniye:

  1. Süleymaniye Kız Koleji
    2. Selehattin Eyyubi Erkek Koleji
    3. Selehattin Dil Bilimi Merkezi

Kerkuk:

  1. İlk okul
    2. Dil Bilim Merkezi
  2. Duhok’ ta çeşitli dalda eğitim veren okullar açmıştır.

Kürt çocukları bu okullarda Türklerin ırkçı marşları okutulup, Türkçülük aşılıyor. Türkçe Dil Olimpiyatları adına Türkiye götürülüp Türkçe Türküler, Türk ırkçı Marşları ezberletilip okutuluyor. Türkiye’ nin Güney  Kürdistan ’ da açtıkları okullarda MİT verdiği bilgiler doğrultusunda Yetenekli ve Zeki Kürt çocukları seçilerek Türkçülük aşilayıp, Türk devletine hizmet edilecek şekilde eğitiliyorlar. Türkleştirme amaçlı özellikle Yurtsever ve Elit siyasi tabakanın çocukları özel eğitime alınıyor. Bunun dışında; Radio Dicle, Radio Dewran, Kani İrfan Yayın Evi, Reklam, Çeşitli Basın-Yayın, Yayın Evleri, Araştırma Merkezleri ve Dini merkezler açılarak insanlar bu kurum ve kuruluşlar aracılığıyla özel eğitime alınıyorlar.

Sharpress.