TÜRK DEVLETİ’NİN GUERNİCA’SI: KOBANİ

803

M.Mamaş

Türk Devleti’nin Işid/Daiş güçlerini Kürdistan’a saldırtmasıyla Şengal ve Kobani iki simgesel merkez olarak tarihteki yerini aldılar. Işid şahsında Türk ve Arap sömürgeciliği Kürt milletine karşı ikiz bir düşman olarak birleşmiş bulunuyor. Zaten taraflar bunu gizleme ihtiyacı duymuyorlar.

Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, Kürdistanlı direnişçilerin Kobani’yi bu barbarlardan temizlemesiyle Kürt halkının halaylı sevinç gösterilerine içerlenerek,”Kobani kurtuldu diye çiftetelli oynuyorlar, orayı kim yeniden yapacak vs…” demekle, “yarattığımız eseri görün!” diyor açıkça.

Savaşla moloza çevrilmiş Kobani’de manzara tıpkı Picasso’nun “Guernica Tablosu”ndaki ile aynı. Tabloya işgalci kibriyle bakan Nazi subayı geldi aklıma. Hani, Picasso’ya ,”bu eser sizin mi” diye soran subay! Picasso,”hayır bayım sizin eseriniz” diye yanıtlar.

Türk Cumhurbaşkanı da durmuş kendi eserleri olan Kobani’yi  “kim yeniden yapacak!”  diye soruyor. Yaptınız ya! İnsanlık ve güzellik düşmanı Işid’le kendi Guernica’nızı yarattınız. İşte orada Kobani. Çelik yağmuru  ve bolca tahrip gücü yüksek bombardımanla birikettten duvarlarını yıktığınız ve aylarca, bütün haşmetiyle tanklarınızı ictimaya koyup namlularınızı doğrulttuğunuz Kobani.

Picasso’nun Guernica Tablosu Kübizmin bir şaheseri olarak duvarlarda tarihin direnişle onurlandığını anlatmaya devam ediyor hala ama o korkunç yıkımı yaratan Naziler tarihten silindiler, büyük yenilgileri ve utançlarıyla…

Kobani de tıpkı o tablo gibi Kürd’ün ruh atlasında kalacaktır. Bu tabloyu yaratanlar da tarihten silinmenin tenezzülüne muhtaçlar.

Türk Cumhurbaşkanı Kobani’mizin eşsiz direnişlerle kurtarılması vesilesiyle sevincini sergileyen halkımızı “çiftetelli oynuyorlar” diye paylamaktadır. Ve bu Cumhurbaşkanı, iç iktidar hengamesi esnasında A.Öcalan’ın “ben kurtardım” dediği ve HDP vekillerinin Eşbaşkan S.Demirtaş nezaretinde Meclis’te ayakta alkışlayarak makamına uğurladığı kişidir. Ve Hatip Dicle’nin, “Türkiye’nin Kobani’ye yaptığı yardımları inkar etmek büyük haksızlıktır” dediği devletin Cumhurureisi’dir.

Çiftetelliye hiddetleneceğinize şu Köçeklerinize iki kelam etseniz ya! Kaldı ki Çiftetelli Grek kültürüdür. Onlardan çaldınız, şimdi de bizi mi azarlıyorsunuz! Halaylarımızı verin, Çiftetelli eksik olsun!

Kürdün böğründeki sancı Türk’ün dilinde terelellidir…

Bizim acılarımızdan keyif duyan, sevincimizle alay edenlerle “çözüm”, “barış”, “müzakere”, ”Türkiyelileşme” politikaları yürütenler hala Türk devletini “demokratikleştirecekleri” zehabını zorlayacaklar mı dersiniz? 15 yıldır “Konfederalizm” programıyla sömürgeci Türkiye, Irak, İran ve Suriye’yi bir virgül kadar demokratikleştirebildiniz mi?

Ama Kobani, bize kendi ülkemizi özgürleştirebileceğimizin pekâlâ mümkün olduğunu kanıtladı. 15 yıldır Türk devletini demokratikleştirmek adına TRT 6’ın TRT-Kurdi olması dışında bir yol alınamadı ama 134 günlük eşsiz direnişle Kobani özgürleşti.

Bütün ideolojiler ve siyaset hayatı anlamak ve yönetmek içindir. Buradan, hayatın hiçbir ideolojiye ve siyasete sığmadığı sonucunu didaktik bir mantıkla dahi çıkarsamak mümkündür. Pratik hayat bize bu sürrealist yaklaşımın geçersizliğini her olayda anlatmaktadır ama algı yanılsaması kolay geçmiyor.

Bazı Saptamalar;

1-Şengal, Kürt milletine tarihte hiçbir zaman sahip olmadığı uluslararası desteği sağladı. Kobani ise Kürt milletini aynı ruhta birleştirdi.

2- Sömürgeci bölge gericiliği karşısında tek başına hiçbir Kürt gücünün yeterli olamayacağı, ancak birleşik bir kuvvet olarak hareket edildiğinde Kürdistan’ın granit bir kaya gibi sağlam durduğu görüldü. Bu eksende Kerkük, Şengal ve Kobani’de pratik savaş alanında oluşturulan birlik ruhu öne çıkartılmalı ve mutlaka “Kürdistani Cephe” oluşturularak ortak ordulaşmaya gidilmelidir.

3-“Türkiyelileşme” politikaları çökmüştür. PKK yönetimindeki Türkiyeci kanadın gerilemesi ve pasifikasyona doğru evirilmesi ihtimali güçlenecektir.

4- Kürtler şehir savaşı konusunda önemli sınavlardan geçtiler ve yıllardır kırsal gerilla savaşı stratejisiyle hareket eden kuzey Kürdistan gerçeği, kentlerde sivil ayaklanmalarla buluşan yeni bir savaş konseptine doğru ilerleyebilir.

5- Işid’le Güney ve Güneybatı Kürdistan’da başarısız olan Türk Devleti, Musul’un özgürleştirilmesinden sonra beklenen Bağımsız Kürdistan İlanı’na mukabil Kuzey’de Işidvari bir boğuşturma kampanyasına yönelebilir. Ekim 2014 MGK toplantısında bunu kararlaştırdıklarının kuvvetli işaretleri var.

6- Kobani, küresel güçlerin 21.yüzyılı yapılandırma politikalarına çağın gerici güçleriyle direnen sömürgeci bölge gericiliğinin simgesel yenilgisidir. Daha önceleri Süleymaniye’de Türk Özel Kuvvetleri subaylarının kafasına çuval geçirilmesinden gerekli ödevi çıkarmayan Türk devletine Kobani’de baldıran zehri tadında bir yenilgi tattırılmıştır.

7- Musul’un özgürleştirilmesinin askeri niteliğinden çok siyasi muhtevası önemlidir. Işid’in,Baas’ın kalbi Musul’dur. Tıpkı Asur’un kalbi olduğu gibi. Eğer Güney Kürdistan Hükümeti  Musul’u tümden alırsa orada kangrene dönüşen verimsiz bir çatışma ortamına sürüklenebiliriz. Doğrusu, Musul’un Kürt kasabalarını ve Doğu yakasını almak ve Batı yakasını da Merkezi Irak Yönetiminin kontrol etmesini sağlamaktır. Böylece Şii-Sünni çatallaşması Kürdistan’ı uzun vadede rahatlatacaktır.

8- Modern dünya değerleri Kürdistan’da bayraklaştı diyebiliriz. Kürtler kendi iç demokrasilerini geliştirerek çağdaş dünyanın ittifakı olmalıdırlar. Türk pazarında boşuna demokrasi aranmamalıdır…

30.01.2015