TÜRK DEVLETİNİN DİPLOMATİK YENİLGİSİNİN NEDENİ

813

Abdullah Saydın

Güney Kürdistan’da Saddam yönetimince gerçekleştirilen Enfal ve Halepçe katliamları yüzbinlerce sivil Kürdün ölümüne, göçe mal olduğu ve Dünya gündemine yerleştiği hatırlardadır. 1990’ larda BM 36. paralelin Kuzeyinin uçuşa yasak bölge ilan etmesinin güvenliğini AB ve NATO’ ya verilmesi kararının nedeni gösteriliyordu.

Bu karara uygun oluşan korumaya ”ÇEKİÇ GÜÇ” adı veriliyordu. Türk devleti istemese de bir NATO ortağı olması hesabi ile yıllarca bu gücü askeri anlamda destek olmak zorunda kalmıştı.

Kararlar meclislerinde kerhen geçiyordu, kendilerini politikalarına muhalif bu Kürd şemsiyesine mecbur hissettikçe baskı altında kalıyor, diplomatik anlamda kahroluyorlardı.

Netice itibari ile bu şemsiye Güney Kürdistan’ın oluşması için açıldığı, bundan Kürdlerin azami ölçüde yararlanmak gerektiği ortaya çıkıyordu. Bu şemsiye altında semaları garantiye alan Kürt partileri PKK-YNK ve KDP’ nin silahlı güçleri çatışmış; bu ‘bırakujilerde’ binlerce Kürd şervan ölmüştü. Irak-İran-Suriye ve Türk Devletinin uçamayacağı bu alanda defacto bir Kürdistan kuruldu mu becerilebilindi mi bu ayrı bir dert, farklı bir yazı konusu.

Bu sefer Türk devleti aynı şemsiyeyi yani uçuşa yasak bölgeyi Kuzey Suriye için istiyor.

Peki neden?

O bölgede uçan ve IŞİD i bombalayan Rus ve ABD uçaklarını engellemek için olsa gerek.

Bu durumda mekanize birlikleri, tankları ve topları ile donanımlı IŞİD in Kürdleri yok etmesine, Suriye rejimini etkisiz hale getirmesine yardımcı olması için uçuşa yasak bölge istiyor.

1. ve 2. Dünya savaşlarında Türk Devletinin müttefiki Almanlarında buna destek sunmaları hiçte hayra alamet olmadığı yeni durumda pay peşinde olduklarının somut ifadesidir.

Türklerin ve Almanların bu kadar yüksek zekâya sahip olmaları ABD ve müttefik güçler ile Rusya ve İran ekseni tarafından red edilmesi kendilerini B ve C planlarına yöneltmiştir.

Dolaysıyla duran Kalbine şok uygulaması yani Ankara bombasının altında yatan nedenlerden birisi de siyasi ve diplomatik anlamda tıkanan kanalların açma zorunluluklarıdır.

Bu kadar büyük tıkanmaya bu şok küçük gelir.

Haliyle bu şiddete dayanamaz Dünya değiştirmesi de ihtimal dahilindedir.

ABD ‘Türk yalanına inanmıyorum’ dedi. Rusya ve AB’ yi de inandırmışa benzemiyor.
Galiba Kendi uydurduğuna kendileri inanmakla yetinecekler.
Düzmecelerle ne Şam’ ın, ne Haleb’ ın yolunun açılmayacağını bilmeleri gerekirdi.
Belki de çok çaresiz kaldılar.
Kürd Heso dikildiği yerde nöbettedir. Diğeri de da sırada bekliyor.

19.02.2016

Abdullah Saydın