Türk Devlet Mekanizmasındaki Çatlama ve Kürtlerin İmkanları

709

Haci Artos

Türkiye`deki son darbe girişiminin başarısızlığının akabinde ilan edilen OHAL, artık devlet mekanizmasının çatladığını ve eskisi gibi olamayacağının işaretidir.

Bütün sömürgeci partilerin bir araya gelmeleri ve milli mutabakat ilan etmeleri, bu tehlikenin (abartılı bile olsa) ne kadar büyüdüğünü açıkça gösteriyor. Türk devletini ve ordusunu yıpratan ve çatlak yaratan her faaliyet, Kürtlerin özgürlüğü ve bağımsızlığı için yaratılan imkânlardır. Devletin kendi içinde yaptığı tasfiyeler, devlet mekanizmasının temelini oyma girişimidir, kolay eski güçlü yapıya kavuşmayacaktır.

Avrupalıların, Osmanlıların son dönemleri için söyledikleri „Hasta Adam“ artik TC için geçerlidir. Türk devlet mekanizması içinde artık darbeler, tasfiyeler, birbirlerine karşı istihbarat faaliyetleri eksik olmayacaktır. Bu hemen değil belki, on yılları alacaktır. Ama güvensizlik her alanda kendini gösterecektir. Güvensizliğin had safhaya ulaştığı bir mekanizma çalışmaz.

Ortadoğu`daki siyasi dengelerin ve karmaşıklığın ulaştığı boyut, tüm bölge devletlerini etkilediği gibi TC`yi de etkileyip iç karışıklıklarla beraber saldırı mekanizmasını zayıflatacaktır. Saldırı mekanizması zayıflayan Türk devleti, Kürdistan`in dört parçası için büyük bir şans ve imkandır. „Arjantin`de bile Kürt devleti kurulsa karşıyız“ diyen TC devletinin Kürtler için ne kadar tehlikeli olduğunu görmemiz lazım. AK Partinin ve Erdoğan`in iktidarda olmaları Kürtler açısından bulunmaz bir fırsattır. Onların iktidarında Türk devletinin düşmanları hep çoğalacaktır. Bu durum Kürtleri Ortadoğu`da alternatif bir güç olarak öne çıkaracaktır. Bu öne çıkış, Güney ve Güneybatı (Rojava) Kürdistan`ında son yıllarda kendini göstermiştir. Kuzey Kürdistan`da bunun ön hazırlıkları yapılmalıdır. Kürtlerin bu imkânlar değerlendirmesi Kuzey Kürdistan`da bugünkü PKK yapısıyla başarı elde edilmez. Kürtlerin yeni bir bağımsızlık hareketini örgütlemeleri şart. İlan edilen OHAL ile beraber gözaltı süresinin 30 güne çıkarılması, darbecilerle hesaplaşma ve insan haklarının askıya alınması aslında en büyük tehlike olarak gördükleri Kürtleri hedef alacaktır. Darbecilerden sonra devlet büyük bir güçle Kürtlere saldıracaktır.

Türkiye devletinin, darbeci askerleri, Roboski veya Kürdistan`daki bazı olaylardan dolayı yargılama istemi tamamen politik bir aldatmacadan ibarettir. Bunlar Kürdistan`i bombalayıp binlerce Kürdü öldürürken, Kürtlerin duvarlarına ay-yıldız çizerken, Türkçe sloganlar yazarken kahramandılar da darbeden sonra suçlu duruma mı düştüler? Bunlar Kürdistan`daki katliamları devletin denetiminde yaptılar. Burada suçlu sadece darbeciler değil, aynı zamanda devlettir.

Kürtlerin, „Demokrasiyi kurtarma“ adına Türk bayrağını alıp miting alanlarına gitmeleri, Kürtler adına büyük bir ayıptır ve devletin Kürdistan`daki katliamlarını meşrulaştırmaktır. Bu kötü tablo bize şunu ispatlamıştır. Kuzey Kürdistan`da hala Kürt milli uyanışının zayıf olduğunu, Türk devletinin kendi milliyetçiliğini İslam dini kisvesi altında pompalamasıyla, Kürtleri nasıl hala galeyana getirdiklerinin acı ıspatıdır.

Türkiye`de demokrasi, ancak Kürdistan`in Federasyonu veya bağımsızlığı ile mümkündür. Bu gerçekleşmediği sürece, Türkiye`de darbeler, Kürdistan`da baskılar ve katliamlar eksik olmayacaktır.

08.08.2016