TC’nin Sarsılan NATO Üyeliği

1018

Haci Artos

NATO, Nisan 1949 ABD`de kurulduğunda Türkiye üye değildi. Türkiye 1950`de çok partili döneme geçtikten sonra (1952`de) üyeliğe alındı. Çünkü NATO`nun temel iç tüzüğünde: “Demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde bütün halkların özgürlüklerini, ortak miraslarını ve uygarlıkları korumakta kararlıdırlar” diye belirtiliyor.

Türkiye hiçbir zaman bu iç tüzük ilkelerini yerine getirmemiştir. TC tarihi darbeler tarihidir. Bu darbelerin esas amacı da, Kürt halkını asimile etmek, tüm demokratik insan haklarını gasp etmek, işkenceden geçirmek ve katletmekten öteye gitmemiştir.

İkinci Dünya savasından sonra Amerika ile Avrupalıların, Sovyetler Birliği’ne karşı birleşmek amacıyla kurdukları NATO`ya, Türkiye’yi üyeliğe almalarındaki esas neden, Türkiye`yi Sovyetlere karşı bir tampon ülke olarak kullanmaktı. Yoksa Türkiye hiçbir zaman demokratik bir ülke olmadı. 14 Mayıs 1955`te Sovyetler Birliği’nin öncülüğünde Doğu Avrupa ülkeleriyle beraber NATO’ ya karşı Varşova Paktı`nı kurdular. 1990`lardan sonra Sovyetler dağıldı. Rusya Federasyonu kuruldu ancak Sovyetlere göre küçük ve zayıftır. Federasyon devletleri ile problemleri var ve devam ediyor. Dünya`da ve Ortadoğu`da birçok çıkar alanını kaybetti. Türkiye`nin Suriye`de düşürdüğü uçağa karşı askeri misilleme yapmamasının nedeni, Türkiye`nin NATO üyesi olmasıydı. Yoksa Rusya buna cevapsız kalmazdı. Ancak NATO`yu hiçe sayıp uçak düşürmesi bilerek yapılan bir provokasyondu. Bu provokasyon büyük bir savaşa neden olabilirdi. NATO üyeleri ve tüm Dünya bunu gördüler. Türkiye`nin iç ve dış politikası NATO Antlaşmalarına uymuyor.

Türkiye, NATO üyeliğinin kendisine verdiği avantajları her zaman Kürtlere karşı kullanmıştır. NATO’ya üye olduğu dönemlerde „Bağdat ve Sadabad Paktı`nı“ Kürtlere karşı kurmuştur. Kürtlere karşı kullandığı silahlarının çoğunu NATO üyesi ülkelerden almıştı. Bugün halen aynı ülkelerin silahlarını Kürtlere karşı kullanıyor.

USA yeni başkanı seçilen Donald Trump Askeri harcamalar konusunda şunları söylüyor: “Durum 40 yıl önce daha farklı, biz Askeri harcamalara bir servet veriyoruz. 800 Milyar Dolar kaybediyoruz. Bana akıllıca görünmüyor .” Bu görüşüyle Trump Cumhuriyetçi parti`nin geleneksel güvenlik politikasında bir kopuşa gidecek gibi görünüyor.

Trump`a göre NATO üyesi ülkelerin ortak askeri harcamalarına yeterli destek vermelidirler. Trump seçim kampanyası sırasında NATO Anlaşması’nın beşinci maddesi ile düzenlenen ‘Taahhüt Maddesi’ne atfen, NATO’nun güçlü ülkelerinin savunma için yeterince harcama yapmayan diğer İttifak ülkeleri için hazır bulunmak zorunda olmasını eleştirmişti. Trump NATO için bir değişiklik yapacaktır. Yapacakları değişikliklerde ilk iş, Türkiye`nin NATO üyeliğine son vermek olabilir mi? Türkiye`nin politikası NATO için büyük bir tehlike arzediyor. Suriye`de Uluslararası koalisyonun (çoğu NATO üyesi ülkelerdir) bir üyesi olmasına rağmen, ISİD`e karşı değil, Kürtlere karşı savaşıyor. NATO üyeliğine rağmen, Rusya ile her türlü askeri işbirliğine gidebiliyor. Ankara, Suriye – ve Irak`taki bütün gerici İslamcı güçleri destekliyor.

Bu durum NATO için bir tehlike alarmıdır.

Washington’daki ABD yetkilileri yine de henüz Ankara’yı kaybetmek istemiyorlar, ancak NATO ülkelerinin büyük çoğunluğu artık Türkiye`nin üyeliğine son vermek niyetlerini dillendirmektedirler.

ABD nereye kadar onları frenleyebilir. Er ya da geç Türkiye`ye karşı gizli kapaklı değil, açıktan seslerini çıkarmak zorunda kalacaklardır. NATO`nun Türkiye`yi üyelikten atması, Kürtler açısından büyük avantaj sağlayabileceği gibi birçok bölgesel güvenlik konseptinin de yeniden ele alınmasına yol açacaktır.

14.11. 2016