SUUDİ VE KÜRDİSTAN’IN MEZHEP SAVAŞIYLA KİRLETİLMESİ

293

M.MAMAŞ

Suudi Arabistan ordusunu Kürdistan’ın güneyinde kendi egemenlik alanına yerleştirmek isteyen PDK, ülkemizi bize ait olmayan mezhep savaşının mezbahanesine sürükletmektedir. “Suudi bağımsızlığı destekliyor” manipülasyonuyla kamuoyu meşruiyeti oluşturmaktadır.

Türk Ordusunu da aynı mazeretle özgürleştirilmiş topraklarımıza yerleştiren PDK, bu defa aynı oyunu Suudi üzerinden pazarlamakta ve korunacağımızı ifade etmektedir.

PDK kendi eski senaryosunu taklit etmekteyken, Suudi de Türkiye’nin senaryosunu devşirmektedir.

1991 sonrası Güneydeki kazanımları dışardan yıkmak için kendini paralayan Türkiye, devamlı surette sınıra ordusunu yığarak tehditkarlığını “Casus Belli” ve ‘Kırmızı Çizgilere’ kadar tırmandırdığı halde ABD ve Koalisyon Güçleri izin vermediği için başarılı olamadı. Bütün istikrarsızlaştırma faaliyetleri ve işgal hayalleri Kerkük’te Özel Kuvvet Askerleri’nin tutuklanıp ABD tarafından kafalarına çuval geçirilmesiyle akamete uğradı.

TC bu defa strateji değiştirerek kaleyi içeriden zapt etme siyasetine yöneldi. Bu konuda başarılı oldu ve PDK’yi kendi seksiyonuna dönüştürerek onun üzerinden Güney’i kendi arka bahçesine ve de askeri üslenme alanına çevirdi. Şimdi 20 civarı askeri üssü ile oradadır. Aynı taktiği Rojava parçasında denediği halde aynı başarıyı sağlayamadı.

Suudi Arabistan da Irak Sünni bölgesi ve IŞİD üzerinden Güney ve Güneybatı Kürdistan’ı işgal etmeye soyunarak burada Vahhabi bir tampon devlet kurmak istedi.

IŞİD işgali başladığında daha önce “bizi korumak için buradalar” diye rızalı işgali meşrulaştırmış olan PDK, oradaki Türk Ordu üslerinden yardım istedikleri halde kendilerine cevap bile verilmediğini Neçîrvan Barzani’nin ağzından bizzat itiraf etti.

Bu planın Suudi-Türkiye ve Katar Konsorsiyumlu olduğu net olarak açığa çıktı. Bu devletler IŞİD’in işgaline en ufak bir rahatsızlık belirtmediler. Amaç Kürdistan iktidarlaşmasını yok ederek orada tampon bir Vahhabi devleti kurmaktı.

Bu Suudi o Suudi’dir.

ABD ve Batı Koalisyonu tüm gücüyle Kürtleri sahiplenerek bu melaneti tasfiye ettiler ve ülkemizi bu beladan kurtardılar. Ve Suudi’yi bu kirli rolünden vazgeçmeye zorladılar. Türkiye ve Katar’dan kopardılar. Haliyle İran da mevcut bu tablodan istifade ederek bölgede etkinliğini artırdı.

Suudi şimdi telaşla İran’ı durdurma ihtiyacı duyuyor. Bunun için Kürdistan’ın güneyini de bu politikasına müşterekleştirme faaliyeti yürütmektedir. Güney’deki mali krizi kullanarak Kürtleri de Sünni-Şii savaşına dahil etmek istiyor.

O da Türkiye gibi kaleyi içeriden zapt etme faaliyetinde…

“Bağımsız Kürdistan’ı” destekliyor diyerek buna ram olan PDK, Suudi Ordusunu Kürdistan’a yerleştirerek oradaki Türk Ordusuyla eşleştirmek niyetindedir.

Oysa ki amaç IŞİD’in tasfiyesinden sonra Irak’ta kurulacak Sünni Arap iktidarıyla ilgilidir ve Suudi’nin bölgeye yerleştirilmesi TC ile kopan bağını bu kanal üzerinden yeniden örmektir.

TC ve Suudi yeniden Irak ve Suriye’de aktifleşmek hesabı yapıyor. PDK bu kirli oyunun kaynak elektrotu olmaya çalışarak ABD planlarını bozdurmak ve çatlak üzerinden Güneydeki fiili iktidarını sürdürmek istiyor. Kürdistan’ı mezhep çatışmasının tarafı yaparak ülkemizi telafisi mümkün olmayan yeni bir kan bataklığına itmektedir.

Ülkemizi Suudi ile İran arasında muhtemel bir savaşın cephesine dönüştürmek Kürtlere vahim bir yıkım ve kayıp yaratacaktır.

Dilerim ABD ve Batı Koalisyonu bu kirli tezgaha izin vermez.

Siyasal İslam ve dinci gericiliğin Kürdistan’a sirayet etmesi bağımsızlık ve milli kurtuluş davamızı derinden çürütecektir.

Suudi’nin kirli politikasına alet olunmamalıdır.

Bütün yurtseverler Suudi’nin Kürdistan’a yerleştirilmesine karşı çıkmalıdır….

15.06.2017

Top of Form

 

Bottom of Form