SURİYE’DE GENEL DURUM ve KÜRDLERİN YÜKSELİŞİ

2073

H.Hüseyin Yıldırım 

 Şam yönetiminin iktidardan düşürülmesi planının devreye sokulmasıyla her güç alanda uzantısını örgütleyip etkin olmaya başlayınca, Şam yönetiminin düşme ihtimali gündeme gelince Rusya, İran ve Hizbullah alana indi ve neredeyse bir denge sağlandı. Fakat koalisyon güçlerinin uyguladığı planlarla Suriye binbir parçaya bölündü. Suriye’nin bir daha Suriye olarak toparlanması da mümkün değildir. Her halükarda şu an resmiyette var ama fiiliyatta koltuk değnekleri ile ayakta duran Şam rejiminin geleceği yoktur. Bu rejimin tasfiye edilmesi kaçınılmazdır. Çünkü bu rejim ağır savaş suçları işlemiş ve geleceği olmayan bir rejimdir. Şu an Rusya, İran ve Hizbullah’ın yardımı ile ayakta kalmaya çalışmaktadır ama nereye kadar? Ki bu savaşta Rusya ve İran da yıpranmaktadır. Onlar da Suriye kamburunu ne kadar taşıyabilirler bu da bir sorundur.

Şam yönetimi Suriye üzerinde hakimiyetini kaybetmiştir. Önüne gelen çıkarına uygun “güvenli bölge“ kurup duruyor. Şam yönetimi dahil müttefiklerine (Rusya, İran ve Hizbullah) sadece bakmak bile olayı anlamamıza yetiyor. Suriye artık bu koşullarda ne kadar “egemen bir ülke“ düşünmek gerekir. Herkesten çok Kürdler bunu düşünmelidirler.

Kimi Kürdleri anlamak zor bir mesele. Hala Suriye’yi “egemen bir ülke olarak“ tanımlamaları evlere şenlik kabilinde. Bakınız Suriye denilen hata ülke bugün sayısını bilmediğimiz parçalara bölünmüştür. Her parçasında bir güç egemen ve günlük el değiştirmeler de işin cabası ve espirisi. Nasıl olur da Suriye için hala “egemen bir ülke“ denilebilir? Hele de Kürdlerin bunu ifade etmesi anlaşılacak bir mesele değildir. Suriye artık dere tepe yuvarlanıp gitti. Toparlayabilene aşk olsun. Hele bu iş hiç mi hiç Kürdlere vazife değildir. Ki Suriye’nin sömürgesi olan Kürdistan’ın güneybatı Kürdlerinin de bugünden sonra böyle bir derdi olmayacaktır.

Şam yönetimi derdine düşmüştür. Bugünden sonra bir bütün olarak Suriye’ye hakim olamaz. Müttefikleri olan Rusya, İran ve Hizbullah’ın tüm çabaları da bir işe yaramayacaktır. Şam yönetiminin iktidarını koruyup korumaması bir yana yarın Suriye’nin kaderini belirleyecek masa kurulduğunda payına ne düşecek derdindedir. Ki bunun sınırı bugünden belirlenmiştir. “Kontrol alanı” yalnızca Lübnan’la olan sınır bölgesinden Humus ve Hama’ya, oradan da Akdeniz sahilindeki Lazkiye ve Tartus vilayetleri kapsaması öngörülmektedir. Her ne kadar şu an Halep ve Palmira üzerinde hakimiyeti sürüyor ise de buralardan da çıkarılacaktır. Suriye’nin bir kısmı terör örgütleri ve bir kısmı da şu an Türkiye’in işgalindedir. Geriye kalan bir kısım ABD, Mısır, Ürdün ve BAE’nin desteklediği kimi Sünni örgütlerin ve bir kısmı da PYD/YPG’nin kontrollündedir. Terör örgütlerinin tasfiyesi ve Türkiye’nin kendi devlet sınırına çekilmesi süreç meselesidir. Terör örgütlerinden kurtarılacak alanlardaise Sünni Arap iktidarı veya iktidarları kurulacaktır. Kürdistan Kürdlere bırakılacaktır.

Yayınladığım haritayı dikkatlice inceleyin. Rakka bölgesine odaklanın. Şehir merkezi İŞID’ın elinde. Batıdan Rusya destekli Suriye, İran ve Hizbullah saldırıları devam ediyordu. Doğu’dan Irak üzeri İran destekli Halk Seferberlik Güçleri (HSG) / Haşdüşşabi yol açmaya çalışıp alana gelmeye çalışıyordu. Batı’dan ve Doğu’dan saldırı altında olan İŞID ortadan kaldırılırsa Şam yönetimi yeniden egemen olacak hesabı yapılıyordu. Fakat bu hesap boşa çıkarıldı ve bunun ilk adımı olarak ABD destekli YPG güçleri bu yolu tuttu. İlk hamle ile Tabka şehri ve barajı İŞID’ten alındı. Rakka- Slamiyah yolu Resafa Kavşağı ile Akhu Hadleh, El David ve Hac El Hufazi köyleri ele geçirilerek YPG kontrolüne geçti. Küçük bir alan ama stratejik bir alan. Şam-Bağdat karayolunu bloke eden bir kontrol noktası. Böylelikle Rusya, Şam yönetimi, İran ve Hizbullah’ın Rakka yolu kesilmiş oldu. İŞID Rakka’dan tasfiye edilse bile bu alan giderek daha genişçe YPG’nin eline geçecektir. Burası artık Şam yönetimin egemenliğine verilmeyecektir. Alanda bulunan Sünni nüfus bir süreliğine YPG’nin denetimine verilecektir. Çünkü Sünni kesim binbir parça. Bunlar yeniden seküler temelde örgütledirilip güç sahibi edilinceye kadar durum böyle idare edilecektir.

Haritayı yeniden bir gözden geçirin. Yeşil alan Şam yönetimine muhalif güçlerin elinde. Tek merkezden idare edilmiyor. Binbir parçaya bölünmüş. Hem Şam yönetimiyle ve hem kendi aralarında alan savaşı vermektedirler. Alanda en büyük güç “ılımlı“ olarak tanıtılan ÖSO var. ÖSO’un çatısı altında 120 fraksiyon yer alıyor. Bu gruplar ABD, Ürdün, Mısır ve BAE ülkeleri tarafından destekleniyor. Bu grupların başlıcaları Suriye Devrimciler Cephesi, Ahrar Neva Bölüğü, Liva Tevhid el-Cenub, Hareket Fecr el-Şam, 46. Bölük, Evliya el-Furkan, Kuneytra Askeri Şurası ve Özgür Aşiretler Ordusu da bulunuyor. İŞID tasfiyesi sonrası bu gruplar yeşil alana hakim kılınacaklar. Ki şu an bile Şam yönetimi, İran ve Hizbullah bu alanlara saldıramamaktadır. Saldırdığında ABD tarafından anında havadan vurulmaktadır. Böylelikle Şam yönetimi, İran ve Hizbullah’ın bu alana girmesi engeleniyor. Bu da, Ürdün ve İsrail’i rahatlatıyor. Bu grupların bir kısmının YPG ile de ilişkileri iyidir ve hatta bir kısmı YPG yönetimi altında savaşmaktadır.

Bu resim Rusya, Şam yönetimi, İran ve Hizbullah’ın elini kolunu bağlıyor. ABD’nin desteklediği bu gruplara saldıramıyorlar. Hele YPG’ye karşı bu ülkelerin savaşmamasını ABD kırmızı çizgi olarak önlerine koymuş bulunuyor. Duruma bakıldığında kendilerine sadece İŞID ile savaşma alanı bırakılmış oluyor. Bu şu demektir. Birbirinizle uğraşıp durun demektir. İŞID’i Rakka’dan çıkarmak ABD için zor olmayacak. İŞID bir bütün olarak imha edilmeyecek. Birazını Batı’ya, birazını Güney’e doğru sürecek. Şam yönetimi ve müttefikleriyle uğraşıp durun diyecek. Hesap budur, plan budur. İki gücü de yıpratıp duracaktır. Bu planla Suriye’de “Şii Hilali“ni de tasfiye edecektir.

Yeşil ve Siyah alanda durum bu iken Rusya ve müttefikleri bu çıkmazı aşmak için Batıda Türkiye’nin önünü açabilirler. Ki son dönemlerde bir taraftan YPG hakkında piyasaya sürdüğü kirli bilgi ile gözden düşürülmeye çalışılırken, öbür yandan Batıda Türkiye ve ÖSO’yu –Buradaki ÖSO, Güneydeki ÖSO’dan farklıdır- YPG’ye saldırtmayı deneyebilir. Bu hamle ile YPG güçlerini Rakka’dan uzaklaştırıp Batıya çekme planını uygulayabilir. Türkler bu planın gereğini seve seve yaparlar. Onlar bunu düşünürken ABD buna karşı hazırlıksız değildir.

 Suriye’deki son durum bu. Kürdler, Suriye’de olan biteni değerlendirirken Şam yönetimini “egemen bir hükümet“ olarak ele alıp sorunları değerlendirmemelidir. Bunun yerine alanda olan dış ve yerel güçlerin güç ve politikaları esas alınarak sorunlar değerlendirilmelidir. Bu bizi daha sağlıklı değerlendirmelere götürür. Bu arada sürecin genel seyri unutulmadan günlük alınan ve verilen tavizlere bakılarak güçler o olay bazında değerlendirilmemelidir. Burada esas alınması gereken o gücün stratejik hedefi olmalıdır.

Sonuç olarak: Şu an ABD’nin planı adım adım uygulanıyor. Yavaş yavaş ama emin olarak. Bu işin motor gücü de YPG oluyor. Bu arada Kürd millet düşmanları tarafından ortaya atılan kirli bilginin ürünü olan “ABD Kürdleri satacak, YPG’yi yarı yolda bırakacak,“ vs. gibi söylemler kimi Kürd çevreleri tarafındandan kapışılıyor kolayından. YPG’nin yenilmesini en aşağı ezeli Kürd millet düşmanları kadar istiyorlar ve bunu “Kürd milliyetçiliği“ adına yapıyorlar. Utanç verici bir durum.

Gerçekleri artık anlayın. Yanı sıra sorunlara şu veya bu partinin çıkarına endeksli olarak bakmayın. YPG sıradan bir güç değildir artık. ABD’nin korumaya aldığı bir güçtür. Maddi ve manevi olarak desteğini sunmaktadır. Modern askeri techizat ile donatmaktadır. Geleceğin Kürd milli ordusunun çekirdeği olacak bir yapılanma gözüyle bakılmaktadır. Öngörülerime göre ileride Kürdistan’ın Güneyi ve Güneybatısı birleştirildiğinde Pêşmergenin de bu yapılanma içine alınacağıdır. Gelişmeler bu yönde seyrederken motivasyonu ve savaş kapasitesi yüksek, disiplinli, organizeli, seküler bir yapı olan YPG gibi bir gücü ABD nerede bulsun? Bulmuşken niye tasfiye etsin? Kendisine niye bu kadar yatırım yapsın? ABD, YPG ile işbirliğini gerçekleştirmiş ve planına uygun olarak sahada çok iyi işler yapıyorlar. Kürd millet düşmanı güçleri sınırlıyorlar. Kürdleri Güneybatı’da iktidar etmeye çalışıyorlar. Kürdler ile ABD arasındaki işbirliği sadece Kürdistan’ın Güneybetısı ile sınırlı kalmayacak. Kürdistan’ın dörtbir yanında ete kemiğe bürünecektir. Bu iş yavaş yavaş ilerleyecektir. Düşman yırpratılıp güçten düşürülürken Kürdler yükselen güç olacaktır.

Sadede gelelim. İşler iyi gidiyor. Kürdler devletleşiyor.

2 Haziran 2017