“SURİYE BİZİM İÇ SORUNUMUZDUR” DİYEN, SURİYENİN İÇ SORUNU HALİNE GELİYOR!

538

Ahmet Önal

Türkiye, “Suriye bizim iç sorunumuzdur” deyip, rejimi yıkmak için konumlandı. Bunun için âlemi Sünni Arap Suriye muhalefetini ordulaştırmak için seferber oldu. Üç- dört yıl sonra hesap tutmayınca, İran ve Rusya’nın Suriye Rejimini koruyan korosuna girmek durumunda kaldı. Bu stratejik öngörüsüzlük değilse nedir?
Bu savaşı adeta örgütleyen, Suriye’deki tüm muhalifleri destekleyen Türk devleti için; “kendilerini sahaya itip ortada bıraktığı” öfkesiyle Türkiye adeta siyasal İslamcıların bir iç sorunu haline geldi.

Bunun yansımaları Türkiye’ye kör şiddet olarak geldi. Zira her tarafta Türkiye’nin desteği ile yerleştirilen El Nusra, ÖSO kampları, elemanları vb. var. Bu örgütlerin tamamını şimdi Türkiye nereye koyacak? Diğerlerini bilemem, ancak Ankara Büyük Elçisi Andrey Karlov olayı tam da bu 180 derecelik politik değişiklik durumunun, kırılması sonuncunda olsa gerek.

Türkiye’nin bir cepheden diğerine geçmesinin öyle basit olması mümkün olmayacak diye düşünüyorum. Zira Rusya demeçlerle yetinecek bir devlet sistemi değildir. Daha çok icraat isteyen, stratejik bir akılla hareket edeceğini düşünmek daha yerinde olur. Şimdi bu durum için Rusya, Türkiye’yi yanına aldıktan sonra da iyice köşeye sıkıştırmak için tatlı dille, “Olayı ben soruşturacağım” diyor.

Ümit ederim tüm olanlar açığa çıkarılır!

Beklentimiz bu!

Ancak bu olay, Rusya Türkiye ilişkilerini bozmaya değil, sıkılaştırmaya da değil, Bilakis Türkiye’yi, Rusya’nın bir yanına tutunma siyasetine getirir gibi…
Bu eylemi bir Çevik Kuvvet Türk Polisi, El Nusra işareti yaparak, teröristçe Ankara Rus Büyük Elçisi Andrey Karlov’a suikast düzenleyerek, taammüden katlederek yapıldığı açık!.!
Türkiye hep “teröre karşı konumlandık” der. Ancak Konsoloslukların güvenliğini sağlayamadığı da ortada iken, sıradan insanların güvenliğini tüm polis asker kalabalıklarına rağmen nasıl koruyacak ki? Şiddetten uzak durmak, şiddetin üstesinden gelmek için şiddetten uzak çözümler aramak, azami bir siyasi yaklaşım ile mümkündür!

Üzülerek izliyoruz ki, her yanımızı şiddet sarmış!

Bu tür şiddet eylemlerini adeta örtercesine, “bölücüler, FETÖ”cüler yaptı” soyut açıklamaların çözüm olmadığını artık görmek gerekiyor. Bulgusuz açıklamalar her zaman zor duruma sokar açıklama sahibini! Yalnız zor durumda da bırakmıyor, olayın esas nedenini ve cinayetin tüm boyutları ile görülmesini de zora sokuyor. Şimdiki olay, Türkiye’nin yanı sıra, siyasi ağırlığı ile dışarıda takip edilen bir cinayettir. Hırant Dink ve diğer cinayetlerden farklı sorgulanacaktır. Bu sorgu bölgede süren bir 3. Dünya savaşının gidişatı ile birlikte sorgulanacak çapta çok boyutludur.

Bilinmelidir ki, müstemleke siyaseti baştan ayağa kirli. Sadece mazlumu değil, egemeni de berbat eder. Kürtler ve demokrasi güçleri karşısında şiddetle konumlanıp inatlaşmak, insanın siyaset hafsalasını  kitleyerek tersyüz eder.

Bunlar hayra alamet sonuçlar değil…

Temennimiz bizler için iyilikten yana gelişmelerin olması!