Sovyetler Birliğinin Kürdlere Karşı Resmi Tavrına İlişkin Önemli Bir Belge

3194

Aso Zagrosi

  1. Dünya Savaşı  sırasında ve  sonrasında   Doğu Kürdistan’da  yaşanan olaylar ve Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti  tecrübesini  anlamak  için Sovyetler Birliğinin  o dönem Kürdlere ve   özellikle  Doğu Kürdlerine  karşı yaklaşımın  anlamak gerekiyor.

O dönem Sovyetler Birliğinin  Dışişleri Bakanı  olan  Molotov’un   gönderdiği bu talimatlar   SSCB’nin    Doğu  Kürdistan  politikası  olarak devam etti.    Sovyetler Birliği  Tahran Büyükelçiliğinin  danışmanı   A. Yakubov   4 Mart 1945   tarihinde   Sovyetler Birliğinin  Urmiye Konsolosuna  gönderdiği   bir mektupta: “ Yoldaş  Molotov’un    Kürd meselesine   ilişkin   talimatını    yerine   getirin”  diyor.     Yani  tüm  süreç boyunca   bu talimatlar   Sovyetler Birliğinin  resmi politikası  oldu.

Sovyetler Birliğinin  Kürdlere  dair  arşivlerini  inceleyen  değerli Kürd  araştırmacısı rahmetli   Dr. A. Hawrami   bu talimatlara  ilişkin yaptığı   değerlendirmede    mektubun  “çok gizli”  ve “kopyalanamaz”     özelliğinden   dolayı   mektup    imza karşılığında   bölgedeki   üst düzeydeki   yöneticiler tarafından   okunmuş ve okuduklarına    dair  imzalamışlar.      Mektup  Sovyetler Birliğinin    bölgedeki  askeri ve diplomatik  kadroları tarafından    okunmuştur.     Bunlardan,     Kızıl Ordunun İran  Genel Komutanı,  General Vasilosvsky, General Emir  Aslanov,   Sovyetler Birliği  Tebriz, Urmiye,  Maku,  Kirmanşah ve Meşhed   Konsolosları  ve  ayrıca   Tahran,  Tebriz ve Urmiye    Konsolos   sekreterleri   tarafından  okunmuş ve imzalanmıştır.

Molotov   Dışişler Bakanı  olarak   Doğu  Kürdistan’da   bulunan  Sovyetler Birliğinin   askeri  ve  diplomatik    kadrolarının  Kürdlere  ilişkin  yürüttükleri politikaların  yanlış    olduğunu,  Kürd  meselesini  kavramadıklarını   ve  politika değişikliğini  istiyor.

Moskova’da   oturan  Sovyet  Devletinin   elit  yapısını  rahatsız  eden  ne?

Sovyetler Birliği’nin    askeri ve diplomatik   kadroları  bölgeye    gittikleri  zaman  Kürdler tarafından  büyük bir  sempati ile karşılanıyorlar.    Kürdler   kendilerine   yiyecek veriyor,  hayvan  kesiyor,  yol  gösteriyor, bölgede  faaliyet gösteren, İran, Türkiye ve Alman  kadroları  hakkında   bilgi veriyor.   Ayrıca   Kürdler  Kızıl Ordu için  para topluyor ve   bazı   Kürdler    KızılOrdu   yetkililerine   giderek   saflarında   savaşmak   istediklerini    bildiriyorlar. Hatabir   Kürd   köyü    ismini  değiştirerek  “Stalinabad”     isminialıyor. Kürd  toplumunun  farklı  kesimlerinden   Sovyetler Birliğine   karşı    ciddi bir  dayanışma ve  sevgi   gösterileri var. Bölgedeki   Sovyet askeri ve   diplomatik   kaynakları   bu gördüklerini    merkeze   raporlar halinde gönderiyorlar.

Moskova,    İran ve Kürdistan’da   bulunan    kadrolarının   Kürdlere  yakınlaşmasından  rahatsız oluyor ve  bölgede   bulunan  kadrolara  “siz  değil, biz     Kürdleri   daha  iyi   tanıyoruz”    diyerek  tutum alıyor.

Sayın  Hawrami   mektupta  gündeme  getirilen     bölgede   bulunan  Sovyet  askeri ve diplomatik   kadrolarının    İran  ordusunun   bölgeye gelmesini    engelleme   hususunda    ise  “bu engellemenin   Kürdleri korumak   için   olmadığını”   söylüyor.   Bölgede    huzur ve   güvenlik var.  İran   ordusunun   bölgeyegelmesi   durumunda var  olan   güvenliğin  ortadan  kalkacağı  Kürdlerle  İran  ordusu arasında çatışmaların çıkacağı   gerekçesiyle    istemiyorlar.   Tüm  o  süreç boyunca   Kürdistan’da   ve    diğer   Kürd   yerleşim   alanlarında   tek bir Sovyet   askerinin  burnu   dahi   kanamıyor.   Fakat   Moskova     Kürdleri yeniden   İran   ordusunun  denetimi altına  vermek  istiyor.

Zaten  Kızıl  Ordu  bölgedeki   Kürdleri   kontrol altında    tutabiliyordu.     Bölgedeki Kızıl Ordu  Komutanlığı     Tahran Sovyet  Büyükelçiliğine ve  Sovyet  Dışişleri Bakanlığına  gönderdiği bir raporda  “ Kürdler  bir kaç  defa  Urmiye ve başka şehirleri almak  istediler, ama  izin vermediklerini”  söylüyor.

Molotov     mektubunda  bir taraftan   Kürdleri  “talancı” ve  “kışkırtıcı”   olarak   değerlendirirken     diğer   taraftan   Kürdlerin  “ otonom ve bağımsız    Kürdistan” isteminde    söz ediyor ve   “Bağımsız  Kürdistan’ı   gericilikle”  suçluyor.

Talancılar   nasıl  bağımsız  Kürdistan    gibi  ulusal ve    siyasal   taleplere   sahip olabilirler?

Molotov   talimatında   Kürdlerin “emperyalistler” le   olan    ilişkilerinden  söz ediyor ve   hatta   hızını  almayarak  bazı  Kürdlerin  Nazilerle  ilişkilerinden  söz ediyor.  Bu   suçlamaları  doğrulayacak   tek bir belge  yok.   Doğu   Kürdleri  o dönem    Sovyetler Birliği ile birlikte  hareket etmek  istiyorlar.     Hatta  bazı  Kürd  aşiretleri  Sovyetlerin  vatandaşlığına  geçmek  istiyorlar..

Sovyetler Birliği   İran’dan  petrol  çıkarma   imtiyazını  almak  istediği zaman    doğan sorunlarınardından    Komelay  Jîyanewey  Kurd(JÊKAF)bir   açıklama   yayınlayarak  İngiltereveAmerika’ya  değil,  tüm  dünya   Kürdleri  adına    petrol  imtiyazlarını     Rusya’ya  vermesini  istiyordu.

Molotov  Sovyetler Birliği   adına  açık bir   şekilde  Kürd düşmanlığı   yapmakla kalmıyor,  Kürdistan’ın  bazı  bölgelerini  de    “Azerilerin  kadim yurdu”  ve Azerileri  “Kadim halk”  ilan ediyor.. Bay   Molotov     ve  efendisi   Stalin’in unuttukları   ikinci  Dünya Savaşı   sırasında    kendilerine   bağlı   oluşturdukları Azerbaycan’a  başkent  ilan  ettikleri Tebriz,    Rewadi   Kürd   Devletinin başkentiydi…   Türkler   o zaman   hala  Orta Asya’dan   gelmemişlerdi.   Molotov   daha da  hızını  almayarak “satılmış ve  gerici   Kürd    liderlerine   değil”  Azerilerle   ilişkileri  derinleştirmek istiyor.   Bu   politikalarını   İran’da    kaldıkları   tüm  süreç boyunca   pratiğe aktardılar.

Sovyetler  Birliği    İran’da  Kürdleri doğrudan  karşısına  da  almak   istemiyordu.. Kürdleri  karşılarına   aldıkları  zaman büyük   zararlara  uğrayacaklarını biliyorlardı.   Bunun  için   Kürdlerle  iyi geçinmek,  oyalamak ve   Kürdleri kendi  çıkarları   için   kullanmak  siyasetini   tatbik  ettiler.

Hatta  Sovyetler  Birliği     Urmiye  olayları sırasında  kanlı Iran  rejiminin    askerlerine   Kürdlere   karşı  kullanmak  için  silah ve cephane veriyor.    Olaylar  büyümeye başlayınca     kendi  söylemleriyle  10 bin silahlı Kürd   Urmiye  şehrini almak  için  kuşatmaya başlayınca    Kürd  “dostu”    Sovyetler   Birliği Kürdlerin  şehri almasını  engellemek  için aracı olmaya başlıyor ve  de  başarıyorlar. Sadece  Urmiye  değil,   Sovyetler  Xoy, Maku ve  Salmas  gibi Kürd    şehirlerinin   Kürdler tarafından   özgürleştirilmesini de  engellediler.    Yıllar  boyunca   Kürdlerin  Doğu  Kürdistan  şehirlerini özgürleştirmesine  karşı  çıkan  Sovyetler  Birliği,   daha  sonra   bir  dizi  Kürdistan şehirlerini kendilerine bağlı Azeri  Firqasının  denetimine verdiler.  Hatta  kendi raporlarına  göre  tek bir Kürde  dahi  mahalli  yönetimlerde yer verilmedi..

Sovyetler Birliği, İran  ve   Sovyetlere bağlı  Azerbaycan  yönetimi tüm  imkanlarını kullanarak   kendilerine  rağmen  ortaya  çıkan  Pêşewa Qazi Muhammed’in önderliğinde  oluşan  Demokratik  Kürdistan Cumhuriyetini    Mahabad  ve çevresinde  bulunan  bir  kaç  şehirle  sınırlamak ve  süreç içinde  Azerbaycan yönetimine  bağlamaktı..

Sovyetler Birliği’nin    anti  Kürd politikası   Mahabad’ta başlamadı…   Daha  önceleri   Simko’ya  karşı yaklaşımları,   Cibranlı Xalid Bey’in önderliğindeki   Azadi Partisini  yıllar boyunca   oyalamak     şartıyla    Kemalistleri    güçlendirip   Kürdlerin üzerine  saldırmaları  biliniyor.   Sovyetler Birliği    Kemalistlerle   birlikte  Şeyh Mahmud  ile  İngilizler arasındaki   çelişkileri   derinleştirdiler ve  sonra   Güney Kürdlerini  İngiliz saldırılarına   karşı yalnız  bıraktılar.     Ararat Cumhuriyeti  sırasında   Sovyetler Birliği   Kemalistlerle   omuz omuza  Kürdlere    karşıydı.  Demokratik  Kürdistan Cumhuriyeti’nin   yıkılışında   Sovyetlerin   rolü   sadece   İran ile  petrol antlaşmasıyla     sınırlandırmayacak   kadar    derindir.  Cumhuriyetin yıkılışında   Rusya’ya  sığınan  rahmetli   Mela  Mustafa  Barzani ve   arkadaşları  tam  esir    muamelesi   gördüler.

Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı  Molotov’un  Mektubunu   Sayın Dr.  A. Hawrami  Rus arşivinde bularak yayınladı ve  bende    Türkçe  çevirisini  yaparak okuyucuya  sunuyorum….

Aso Zagrosi

Sovyetler Birliğinin   Kürdlere  Karşı Resmi  Tavrına İlişkin Önemli Bir  Belge

31 Ağustos 1942

Sayı 142- M

Gizli ve  kopyalamak yasaktır.

Sovyetler  Birliği  İran  Büyükelçisi  Yoldaş  Simirnov’a,

Bu yılın  12  Mayısında    Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı,    Büyükelçiliğe   gönderdiği     telgrafta    Konsolos   ve  Askeri  yetkililerin  İran Azerbaycan’ında    yaptıkları  yanlışlıklar  dikkat  çekmiş ve   talimatlar   göndermişti.

Kızıl Ordunun   Rızaye’ye(Urmiye) gelmesini savunmak bu  hataların birinin neticesinde  meydana geldi.

Konsoloslarımızın   bölgede   asayiş ve güvenliği  sağlamak için     askeri güçlere  ve  İran’a   özel  şartlar  ileri  sürmemelerini 13  Mayıs tarihinde   açık bir  şekilde tespit  etmiştik.

Bundan  dolayı;

  1. yapılanlar  sorunlara  ilişkin   gönderdiğimiz  resmi  tavsiye ve   talimatlara aykırıdır.

2.İranlılara   karşı    asayiş ve güvenliği  sağlamak amacıyla  ileri  sürdüğünüz sınır ve  şartlar  İranlılartarafından  sizlerin  taraftutuğunuz  şeklinde değerlendiriliyor.   Bölgede    kaos ve  huzursuzluğun  tüm  sorumluluğu   bize  mal ediliyor ve  bu  ise    Sovyetler Birliğinin  çıkarlarına  zarar veriyor.

Sovyetler  Birliği  Konsolos ve  Askeri  yetkilileri   devletin gönderdiği   talimat ve kararlara   bağlı  olmaları gerekiyordu ve  İran Ordusunun    Rizaye’ye   gelmesi önüne   sorunlar  çıkarmamalıydılar.   Pratik  olarak  atılan  bazı  yanlış  adımlardan dolayı  Rizaye’deki(Urmiye)   İran askeri birlikleri  bölgede    asayiş ve güvenliği sağlamak  için  hiç bir adım  atamaz  duruma  düşmüşler.

Bu  durum açık bir  şekilde  gösteriyor ki,  bölgede bulanan  yetkililerimiz  merkezden gönderilen  talimatlar  doğrultusunda  hareket  etmeliler.   Yaptıkları hataları anlamış  değiller ve gerekli dersler   çıkarmamışlar.    Sizin   göreviniz   yapılan   hataları  analiz   ve  tespit etmektir.   Böylelikle     bölgedeki   işlerin   doğru  dürüst   yürütülmesine   yardımcı  olabilirsiniz.

Ayrıca    Rizaye’deki olaylara  ilişkin  yapılan  hatalar   Büyükelçinin  Konsolosluklara gönderdiği 25  Mayıs  tarihli mektupta  açık bir şekilde  tespit edilmiştir.  Bu mektupta  konsoloslukların  nasıl hareket etmeleri gerektiği  şöyle anlatılıyor: “ Rizaye olaylarının  değerlendirilmesi  neticesinden   söylemek  gerekir ki, Konsoloshane  ve  askeri  yetkililerimiz  gönderilen  talimatların  içeriğini anlamamışlar,  İranlılarda    öyle   anlıyorlar ki    bizler Kürdleri destekliyoruz ve  Kürdlere  karşı  yumuşak  davranıyoruz” …..

Bölgedeki  Sovyet  memurlarının  tavırlarına  ilişkin  değerlendirme  doğru  değildir. Sorun   İranlıların   Konsoloshane ve   askeri   yetkililerimizin    Kürdlere   karşı yumuşak  davrandıkları    sanmalarından   değil,   gerçekten de    Rizaye  olaylarında    yetkililerimizin    Kürdleri    desteklemesindedir.  Rencevekan  …..

Yetkililerimiz    İran  askeri güçlerinin   asayiş ve güvenliği  sağlamak, Kürdleri kontrol altına  almak   önüne  engeller çıkardılar ve Kürdler  kontrol  dışı   kaldılar.  Bu hata tesadüfi   değildir.  Bu hatanın  kaynağı   bizim yetkililerimizin    Kürd liderlerinin   Sovyet  yanlısı  olmalarına  inanmasından kaynaklanıyor. Yetkililerimiz  Kürdleri   İran Azerbeycan’ında    çıkarlarımızı  korumak  için dayanılması gereken  en  güvenilir,  en  emektar ve  en  temiz  insanlar olarak  görüyor ve anlıyorlar.  Yapılanlar  bu tavrın    ispatıdır.     Rizaye   Konsolosumuz   Yoldaş    Maximov  bu  iyi niyetini   kısaca şöyle formüle etmişti: “  Kürd  liderlerin ezici çoğunluğu    Sovyet yanlısıdır.”

Yetkililerimiz  bu tavırlarını   “Sovyetler Birliği Yanlısı”     Kürdleri   (ezilenler)  desteklenmesi  olarak  gerekçelendirmişlerdi.   Fakat,   İran’daki karışık ve   ulusal çelişkileri,  özellikle   gerici  Şah rejiminin    siyasetini   İran  Kürdleri,  İranlılar ve Azerbaycanlılar  arasındaki   sorunları  göz önüne almamışlar.

Kürdler    bölgedeki   mahalli  İran  yöneticilerinin  kötü yönetimine ve haksızlıklarına  karşı ayaklandılar ve aynı zamanda   İran’ın   suçsuz  insanlarının mal ve mülklerini talan ettiler.   Bu halk ta  korkularında  korunmak  amacıyla   şehirlerdeki  mahalli yöneticilere  sığındı. Fakat,  mahalli yöneticiler  onları  korumadılar. Çünkü    silahlı  Kürdlere karşı  güçsüz  konumdaydılar.   Bu  durum ise  beraberinden  İran  askeri  güçlerinin  Rizaye’ye  getirilmesi  zorunluluğunu gündeme getirdi. Askeri ve  diplomatik  temsilcilerimiz  bunu   destekliyorlar.    Bölgedeki yetkililerimiz   bu  olaylar esnasında    İran  Azerbaycan halkının ezici çoğunluğuna  karşı   Kürdlerin  safına   düştüler  ki  Kürdler Azerbaycan ve İranlıları  talan ettiler.   Bu  durum  ise  sorundur,  bize  yakın olan  bazı Azerbaycan ve İranlıların    bizden  uzaklaşmasına  neden oldu.    Bu               tavır   bizim yöneticilerimizin    tutumundan   kaynaklanıyor.

Temsilcilerimizin  İran Azerbaycan’ındaki  hataları , kendilerini    Azerbaycan  koruyucusu olarak  lanse  eden  Türk ajanlarının işine geldi ve   söz vermişlerdi,  ki   askeriyardım  yapacaklarıve  Türkiye  sınırında   olaylar  yaratacaklarına  dair…  Yetkililerimizinbu  yanlış   tutumları     Türkajanlarının  işine  geldi,  Azerbaycan’da   konumlarıı  güçlendirmek  için  Rizaye  olaylarından  yararlandılar.

İran’ın  Kürd bölgelerinde  asayiş ve güvenliği   sağlaması   önünde  engel çıkaran  bölgedeki yöneticilerimiz,     gerekli olmayan  yönetici   rolünü  oynadılar ve  İran yetkililerinin  içişlerine  karıştılar.  Yatılanlar  doğru  değil ve  çıkarlarımıza  hizmet etmiyor.

Temsilcilerimizin  yaptıkları  hatalar açık bir  şekilde  gösteriyor,  ki  onlar İran’daki  ulusal ve sosyal  sorunları yanlış anlamışlar.   Onlar,   İran   Kürdlerinin  otonomi ve bağımsızlık mücadelelerinin    sosyal  içerik açısından  gerici olduğunu anlamamışlardır.    Yapılanlar      merkezileştirmeye   karşı  feodal, ayrılıkçı   Kürd aşiret liderlerini   savunmaktır. Kürdler  parçalanmışlardır.  Kürd aşiretleri   sürekli olarak  kendi aralarında   kavga  içindeler ve  ulusal birlikleri   yok.  İran’daki  ayrılıkçı Kürdler    her zaman  Ortadoğu’da  İngiliz ve Türk  siyasetinin  bir  silahı ve  aleti oldular. İngiltere ve Türkiye’nin     baç,      İran’ın   siyasi ve  ekonomik  olarak geriletmesi için    kullandıkları   İran’da    ayrılıkçı  Kürdlerin  mücadelesi  geçmişte de oldu.  Kürdler,  körü körüne     Kürd   aşiret  liderlerinin  peşinden gidiyorlar. Liderleri    farklı emperyalist  güçlere yakın ve uşaklarıdır.  Hatta onların   içinde faşist  devletlerin  uşakları da vardır.

Kiralık  Kürdfeodallerinin   iktidarları  mülklerine  ve   aşiret  liderliğine  bağlıdır. Bu  Kürd  liderleri  çıkarları  için  ve  nereden  daha  çok  çıkar   elde  edeceklerini  düşünerek  çok  kolay bir şekilde   ağalarını   (emperyalistler) değiştirirler.   Bundan dolayı    unutmamak  gerekiyor ki,   aktüel  durumda    Kürd  aşiret liderlerinin   temsilcilerimizle   ilişkileri iyidir ve  böyle  kalacağını    düşünmemek gerekir.  Şimdilik İran  devletine karşı   Kızıl Orduya   dayanıyorlar. Çünkü   çıkarlarını  bizde    görüyorlar.    Bu  durum ise  tecrübesiz ve  saf  temsilcilerimizin   kafalarını  karıştırıyor ve  öyle  sanıyorlar ki tüm  Kürd liderleri  yada  en azından  ezici çoğunluğu   Sovyet yanlısıdır.

Eğer  biz   bu  inanç,   düşünce  ve   hataları  düzeltmesek  sonradan  çok  büyük zararlarla  karşı  karşıya  kalacağız.  Kızıl Ordu   askerinin  öldürülmesi ve yaralanması,   Kürdlerin   talanlarının  devamı, bize  karşı  direnişler ve hayvanların  Türkiye’ye  kaçak yollarla   götürülmesi vs… devam   edecektir. Temsilcilerimiz   Kürdlere ve Kürd  liderlerine   körü körüne  inanmaktan  vaz geçmeli ve onlardan   uzaklaşmak   zorundalar.  Ayrıca   temsilci ve memurlarımız   hataların   daha da   derinleşmesini   engellemek  için    yanlış yoldan   ayrılmalılar ve Kürdlere  karşı    yumuşak   davranmaktan    vazgeçmeliler.   Temsilcilerimiz,   ilişkilerini    bölgenin  kadim halklarıyla ve  özellikle  birinci derecede   Azerbaycanlılarla  ilişkilerini  geliştirmeli ve   sağlamlaştırmalılar.    Azeriler, Azerbaycan   nüfusunun    çoğunluğunu   oluşturuyor,  etnografı ve   tarihi olarak   Sovyetlerle   daha  yakın ilişki  içindeler.(Sovyet Azerbaycanı) Azeriler, her zaman İran’daki  demokratik hareketlerin  ezici çoğunluğunu  teşkil  ediyorlar. İran Azerbaycan’daki   temsilcilerimiz satılmış ve  gerici  Kürd   liderlerine   değil, Azerbaycan’ın  halk,  lider ve   ilerici     kesimlerine     dayanmalılar.

Bu,  Kürdlerle  tüm  ilişkilerimizi  koparma anlamına   gelmiyor.  Kendi çıkarlarımız için   bu ilişkileri  korumalı ve  yararlanmalıyız.  Fakat,     Kuzey  İran’da     siyasi faaliyetlerimizin   yönetimi   için  Azerilere  dayanmalıyız.    Şunu da  bilmek  gerekiyor,   Kürdler  içinde   değil, Azeriler  içinde  güvenilir ve  bize  sadık şahsiyetleri bulmak gerekiyor.  Bundan   dolayı  hemen  Kürdlerin   yönetinden vaz geçin ve  İran’ın  asayiş ve  güvenliği  sağlama   girişimlerine  engel   çıkarmayın. Tam   tersine     İran  yetkililerine   yardımcı  olunmalı   güvenlik ve  asayiş  sağlanmalı Kürdlerin  Azerbaycan’daki   talanına    son verilmelidir.

Kürdlere    otonom yada  bağımsız Kürdistan  kurmak  için  dayanışma ve  destekleme   yolundan  vaz geçilmeli ve böyle bir girişim tanınmamalıdır.  Çünkü bu tip  istemler  bugünkü  İran ortamında   temelsiz ve  gericidir.   Kısacası,    İran Azerbaycan’ında    temsilcilerimizin   işleri ve   çalışmalarının  temeli  yeniden  düzenlenmesi geriyor. Bunun  içinde    Azerbaycan   kadim halkı içinde ilişkilerimizi geliştirmeli ve   sağlam temeller  atmalıyız.

Bu  mektuptan   İran’daki  Büyükelçiliğimizin ,  Konsolosların,    Askeri Birliklerin ve    özel birliklerin  yöneticilerinin    ezici  çoğunluğu  haberdar   edilmelidir.     Bu bilgilendirmeden   sonra   mektup  geri   Sovyetler Birliği Dışişleri     Komiserliğine(Bakanına)  geri  gönderilmelidir. Sovyetler Birliği   Dışişleri   Bakanı,  Halk Komiseri

  1. Molotov

İmza

Not:    Bu mektup   İran’da  o dönem  bulunan    Sovyetler Birliği   diplomatik, askeri ve istihbarat yetkilileri   tarafından  imza   karşılığında   okutuluyor ve orijinali geri    Molotov’a    gönderiliyor.  Çünkü,   mektubu  kopyalamak   yasaktır.(Aso)

13 Ocak 2016