SİSTEMLER ARASI SAVAŞ!

258

Hussein Erkan & Hasan H. Yıldırım

Suriye ve Kürdistan’ın Güneybatısı’nda olan bitenleri kavramak için bu savaşın nedenine bakmak gerekir. Kaba hatlarıyla görünen şudur. Olan biten sistemler arasında paylaşım savaşıdır. Bir taraftan ABD’nin eski statükocu sistemleri değiştirmeye, yeniden bir şekil verilmeye çalışması, diğer yandan Rusya’nın eski statükoyu korumaya çalışması savaşıdır. Alan kapma, yerel müttefik bulma savaşıdır. Diğer dünya ve bölge ülkeleri ile sahadaki örgütlerde bu iki cephede çıkarlarına uygun olarak yerini almaya çalışmaktadır.

Fakat bu ittifaklar kalıcı olmuyor. Çünkü aynı cephede ittifak içindeki güçlerin çıkarları bir yandan çakışırken, bir yandanda çatışmaktadır. Bir bakıyorsunuz bir cephede birlikte savaşırlarken, öbür cephede birbirleriyle savaşmaktadırlar. İlişkiler bu kadar karmaşık bir savaş özeliğini taşıyor. Burada dost ve düşman kavramları izafidir. Kimi birey ve çevreler bunu kavramadığı için işin kolayına kaçıp, “bu bunu sattı, şu bunu sattı,“ ile izaha çalışmaktadırlar. Bu, realiteyi tariflemiyor. Tariflemeyincede yanlış sonuçlara varılıyor.

Somutumuza indirgersek ABD, Kürdleri ittifak güçleri olarak görüyor. Suriye sahasında YPG ile birlikte diğer güçlere karşı savaşıyor. Kürdleri ileri mevzilere taşıyor. Teorik olarakta, pratikte de olan biten budur. Fakat bir bakıyorsunuz Efrin’de olaylar bu kalıba sığmıyor. Diğer alanlarda olduğu gibi heriki gücü birlikte savaş cephesinde aynı kare de göremiyorsunuz. En aşağı yüzde görünen budur. İşin gizli boyutu olsa bile insanlar su yüzüne çıkanlara göre bilinç oluşturuyor. Bu da, onları yanılgıya götürüyor.

Bu somut olayda olan biteni kavramak için Suriye ve Kürdistan’ın Güneybatısı’nda sistemlerin egemenlik sahalarının konumuna bakmak gerekiyor. Biliyoruz ki saha paylaşılmış ve her iki sistem mümkün olduğu kadar bu alanlarda askeri olarak karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Aralarında böylesi bir ilişki var. Ve yine biliyoruz ki süren savaş süreci sonucu ABD-Rusya arasında bir anlaşmanın olduğu, birçok konuda anlayış birliğine varıldığı, birçok konunun da masada olduğudur. Fırat sınır olarak kabul görülmüştür. Fırat’ın Doğusu ABD, Batısını Rusya denetliyor. Ve Efrin Fırat’ın Batısı’nda ve Rusya’nın egemenlik sahasında yer alıyor ve ABD buraya direk müdahale edemiyor. Ama bu ABD’nin Efrin ile ilgilenmediği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin derhal işgale son verilmesini resmi olarak dilendiriyor. El altında YPG’ye destek veriyor. Hatta asker göndermeye bile başladı.

Çünkü Efrin önemli, hem ABD için, hem de Rusya için. Efrin’in Kürdlerin elinde kalmasını ABD için çok büyük bir önem arzediyor. Döşemek istediği petrol boru hatı için bu çok önemlidir. Rusya ise Efrin’in Kürdlerin egemenliğinden çıkarmayı çıkarlarına uygun buluyor. En büyük korkusu Efrin’in diğer kantonlar ile birleşmesi ve Kürdlerin egemenlik alanının Akdenize ulaşmasıdır. Böylesi bir durumda Rusya için felaket olur. Ekonomik olarak büyük kayba uğrar. İşte Rusya’nın Efrin’deki politikası bunun üzerinde hayat buluyor. Fakat Rusya Orta Doğu’da Kürdlerin artık bir aktör olduğunu biliyor ve kendileri direk Kürdlere yönelmiyor. Ne yapıyor? Kürdlerle sorunu olan devlet ve terör güçlerini Kürdlerin üzerine sürmesinin yolunu açıyor. Burada Türkiye devreye giriyor. Efrin’de Rusya ve Türkiye’nin çıkarları yüzde yüz uyuşuyor. Rusya’nın yapmak istediğini ama yapamadığını Türkiye’ye yaptırıyor. Bu nedenle hava sahasını kendilerine açtığı gibi kara operasyonunun yolunuda açmış bulunuyor.

Bu ortak çalışma Rusya’nın Türkiye’ye çok güvendiğinden ileri gelmiyor. Bir yandan Batı sistemi içinde olan Türkiye’yi oradan koparmak, bir yandan da YPG üstünde baskı kurarak onu ABD’den koparmanın hesabını yapıyor. YPG’ye şu mesajı vermeye çalışıyor. “Bak kuyruğuna takıldığın ABD yardımına gelmiyor. Seni yalnız bıraktı. Mevcut gücünle Türkiye’yle savaşamasın, gel Efrin’i Şam Yönetimi’ne teslim et ve imha olmaktan kurtul,“ demektedir.

PYD/YPG bu blöfü görmelidir, gördüğüne de eminiz. Teslim olmayacaklar. Türk işgaline karşı Eferin’i son kurşununa kadar savunacakları gibi, Şam Yönetimi’nede teslim etmeyeceklerdir. Bu arada kendilerine açık ve gizli olarak ABD desteği sürecektir. Bu arada ABD’nin zorluğuda ortadadır. Türkiye’ye cepheden savaş açamıyor. Savaş açması halinde Türkiye’yi bir bütün olarak Rusya’ya kaptıracağından korkuyor. Türkiye önemli bir bölge ülkesidir. Stratejik bir coğrafyada bulunuyor. Rusya ile sınırı var. Genç dinamik bir nüfusa sahip. Oturmuş bir devlet geleneği var. Her şeyden öte kendine karşı kin ve nefretle dolu bir toplum. Böylesi bir güce cepheden hedefleyip kendine düşman etmek istemiyor. Ki şu an Türkiye her ne kadar Rusya ile hareket etse de Batı sistemi ile ilişkilerini büsbütün bitirmiş değildir. Batı bunu önemsiyor. Türkiye’yi sistem içinde tutması kendi çıkarına görülüyor. Efrin olayında ABD’nin tutumu bu eksende değerlendirilmelidir.

Bu girift ilişkiler sarmalında ABD, Kürdistan’ın Güneybatısı’na başlanılan Türk işgalini sonlandırmak için devrededir. Türkiye’yi durdurmak için yoğun çalışmaktadır. Bu arada Türkiye’ye “sınırda güvenli bölge,“ önerisinde bulunmuştur. Kuşkusuz bu bir ara çözüm ama Türkiye’nin gerekçesi sınır meselesi değil ki. Esas sorunu Kürdlerin kazanımlarını yok etme sorunudur. Türklerin bu öneriyi kabul etmeyecekleri açıktır. Ama ABD’nin bu hamlesi, Türklerin saldırı gerekçesini ellerinden almak için düşünülmüş yerinde bir hamledir.

Ayrıca bilgi kaynaklarımızdan öğrendiğimiz şudur. Rusya ile Türkiye arasında Efrin’in düşürülmesi için üç aylık bir anlaşma yapılmıştır. Anlaşma gereği Efrin ya Türk işgali ile sonlanmalı veya YPG’nin Efrin’i Şam Yönetimi’ne teslimi sağlanılacak plan üzerine oturtulmuştur. Bu üç aylık süre içinde sağlanamasa üç ay sonra durum yeniden masaya yatırılacakmış. Gerek duyulursa süre uzatılacakmış.

Bu arada ABD ve Müttefik güçler veya dünya kamuoyu durumu dikkatlice takip edeceklerdir. Bir taraftan Türkiye sürekli uyarılırken, öte yandan hata yapmasını bekleyeceklerdir. Kitlesel sivil katliamları halinde harekete geçeceklerdir. Rusya ve Türkiye üzerinde baskı kuracaklardır. İş çözümsüzlüğe varıldığında en son BM devreye girecektir. Efrin’e barış gücünü yerleştirmeyi gündeme sokulmaya çalışılacaktır. Başka ne gibi gelişmeler olur diye düşündüğümüzde gelişmelere denk olarak her türlü olasalığın gündeme geleceğidir.

24 Ocak 2018