SİLOPİ’ DE ÖLMEK

1326

Mahmut Alınak

Devletin Botan’da sergilediği kanlı manzaralar inanılır gibi değil. Kadınlarla çocukların da hedef olduğu bu kuralsız savaşla ilgili ne yazılsa, suya yazılmış yazılar misali artık bir anlam taşımıyor. Karanlığa seslenmek gibi, konuşmanın da artık bir hükmü ve değeri kalmadı. Hatta yazmak ve konuşmak şimdi vicdanları rahatlatıcı bir işlev görüyor. İşte ben bu nedenle artık yazmaya utanıyorum, parmaklarım bilgisayar tuşlarına gitmiyor. Kan ve gözyaşının sel olduğu ve cesetlerin sokaklara saçıldığı bu manzarayı yazarak, sözde bir şey yapıyormuş gibi görünmek, o insanlara karşı sahtekârlık yapmak ve onların acılarıyla oynamakmış gibi geliyor bana. Bu nedenle o cehennemi yaşayan dostlarımı telefonla da olsa aramaya utanıyorum. Çözüm projelerimiz varsa tamam, konuşup yazalım; aksi halde gevezelik edip içimizi rahatlatmış oluruz. Yakınmaya, ah vah etmeye değil, çözüme kilitlenmek gerekiyor. Hep söylüyorum, her zaman bir çözüm vardır.

Sözü fazla uzatmayacağım. İnsanlığımızı çöpe atmamışsak gelin kendimizi şu satırların sahibinin yerine, cesedi yedi gün sokak ortasında kalan on bir çocuk annesi Silopi’li Taybet İnan’ın oğlunun yerine koyalım.cenazesi-7-gun-sokak-ortasinda-bekletilen-taybet-inanin-oglundan-mektup-190020

İşte Taybet İnan’ın oğlunun yazdığı o hicranlı mektup: ”Annem ilk vurulduğunda, haber verdiler koştuk, biz daha varmadan amcam gitmek istemiş onu da vurmuşlar. Gittiğimde amcamı taşıyordu komşular, annem dedim sokakta kaldı dediler, ben gitmek istedim tuttular, ağladım ağladım ağladım…

Annem sokağın ortasında kaldı öylece önce belli belirsiz kıpırdıyordu, sonra saatler geçtikçe hareketleri azaldı… Kimi aramadık ki vekilleri, kaymakamı, valiyi, dedik çeksinler şu kargaları öldü ölmesine de cenazemizi alalım… Annem ne hissetti acaba, canı çok yandı, yanmıştır… Biz sevgi nedir hiç dile getirmezdik, ama bir sarılması vardı dünyaya değerdi, binlerce söz gelse anlatamazdı o sevgiyi…

Annem tamı tamına 7 gün sokakta kaldı… Hiçbirimiz uyuyamadık, köpekler gelir, kuşlar konar diye, o orada yattı biz 150 metre ilerisinde öldük… Bir insan bir insana ne kadar acı çektirebilirse devlette bize 7 günde bunu yaptı. 7 gün tam 7 gün annenizin cenazesi sokak ortasında kalsın… İnsan çok iyi olamıyor, insan kalamıyor…

Annemin elleri kaskatı olmuş ve öyle sıkmış ki eşarbını belli ki canı hayli acımış, öptüm ellerinde helal et hakkını diye ama… Kanı kurumuş annemin, elleri, yüzü ki yüzü düşerken toprak olmuş, elbiseleri kandan ıslanmış sonra kurumuş, sonra taş olmuş annemin… Kokusu gitmiş, toprak ve kan kokuyor annem, saçları sertleşmiş, kirlenmiş, annemin canından can almışlar Allah’a inananlar! Gözleri açık kalmış annemin, yüzü eve dönük, ayakları toplanmış bir takat gelsin diye belli ki çabalamış. Benim annem, siz benim annemi öldürdünüz, çocuklarınız var mı bilmiyorum sizin yoksa bile sahiplerinizin var, nasıl bir acı demeyeceğim zira ağır… 7 gün benim annem 7 gün kara kış soğuğunda kaldı, en acısı kaç saat yaralı kaldı bilememek, keşke diyorum hemen ölmüş olsa. Siz benim annemi öldürdünüz.” 

Acaba hangi parlak söz veya makale bu yazının anlattığını anlatabilir?

Taybet İnan’ ın oğlu hepimize şu soruyu soruyor: Sizin annenizin cenazesi 7 gün, tam 7 gün sokak ortasında kalsaydı ne yapardınız?

alinakmahmut@hotmail.com