Şİİ-SÜNNİ ÇATIŞMASI VE KÜRTLER

939

Rojhat Badikî

Ortadoğu ve özellikle farklı mezheplere bağlı ve bizim de ( Kürt halkını ) geleceğimizi yakından ilgilendiren ülke ve halklar arasındaki çelişki-çatışmalar gün gittikçe yeni gelişmelerle ağırlaşarak büyümektedir. Şii ve Sünni mezhepli ülkeler arasındaki çelişki ve çatışmalar; Ortadoğu ve Müslüman toplulukların yaşadıkları alanlara yayılarak, coğrafyadaki halklar arasındaki düşmanlığı körükleyip derinleştirerek, kargaşa ve çatışma ortamını süreklileştiriyor. Ortadoğu ve Müslüman ülkelerdeki çelişki ve çatışmalar uluslararası alanda bloklaşma ve bloklaşmanın oluşturduğu kamplaşmanın  Kürdistani güçlere yansıyıp etki alanına alması, Kürdistan’ daki iç sorunları de derinleştirmektedir.

Tarihsel Şii-Sünni çatışmasının Kürdistan yansıması, Kürdistan ulusal mücadelesi açısında her zaman yıkıcı olmuştur. Osmanlı-İran çatışması ve bu çatışmanın Kürdistan merkezli olması, Kürdistan ulusal güçlerini ‘’ taraf ‘’ olmaya zorlamış olduğundan Kürtleri ‘’ aktör’’ olmaktan ziyade ‘’ piyon’’ güç konumuna düşürmüştür. Günümüzde Osmanlı-İran benzeri Şii-Sünni çatışması; Ortadoğu’da bütün alanlara yayılmasına rağmen, bu alanda öncü güç-asıl aktörler, doğrudan savaşma yerine, kurdukları terör örgütleri ile çatışma ( vekâlet savaşları) ve nüfuz alanlarını genişletmeyi yeğlemişlerdir. Bu yöntemle savaşı kendi topraklarından uzak tutmayı hedeflemektedirler. ABD ve AB, Rusya’ de benzeri yöntemleri kullanarak, savaş alanına karasal askeri güç gönderme yerine ( sınırlı sayıda uzman-özel timler hariç ) ve terör örgütleri ile doğrudan savaş yerine bölgesel-mahallî güçlere dayanarak, hava saldırıları ile ‘’ terörizme ‘’ le savaş taktiğini benimsemişlerdir.

ABD-AB, Rusya, Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Katar… vs ülkeler; Ortadoğu’da yürüttükleri hâkimiyet ve nüfuz alanlarını genişletme mücadelesinde, direkt kara gücü ile katılmak yerine Hava saldırıları ve ilişkili oldukları grup-örgütlere genellikle askeri, ekonomik, lojistik… vs destek vererek Ortadoğu savaşını sürdürmektedir. Kürtler, içinde yaşadığı coğrafyanın merkez olması itibarı ile savaş cephesinin en önemli bileşenleridirler. Kürtler, yaşadıkları ‘’ iç handikaplardan’’ dolayı, adı geçen ülkeler bazında ‘’ aktör’’ değiller. Kürt Pêşmerge-Şervanlarının IŞID’ la olan savaşta önemli başarılara imza atmaları ve uluslar arası alanda dizilen övgülere rağmen, savaşın ve savaş sonrasının aktörleri ile eşit konuma yükselmelerine kapı açmamaktadır. Kürtlerin, Ortadoğu’da aktör olmalarının anahtarı, Kürdistan’ daki siyasi politik güçlerin konumuna bağlı bir durumdur. Aktör olmak; Ortadoğu masasında yer almak, alınacak stratejik kararlara ortak olmak ve kendi çıkarlarını bağımsız savunabilecek pozisyonda olmakla mümkündür.

Türkiye, İran, Suudi Arabistan, ABD, Rusya ve AB’ nin özellikle İran, Türkiye ve Suudi Arabistan’ ın sürdürdüğü Şii-Sünni çatışmasında Kürt politik dünyasına yaklaşımı, Kürtleri bağımsız ‘’ aktör ‘’ olmaktan ziyade ‘’ figüran-vekâlet’’ savaşını sürdürdürme güçleri olarak görüyorlar. Yaklaşım tarzları bu eksendedir.

Oysa Kürtlerin Ortadoğu’da aktör olabilme şansları oldukça yüksek ve bunun için gerekli mekanizmalara da sahiptirler. Kürtlerin Ortadoğu savaşında aktör ve kendi kaderine hükmetme, kendi çıkarlarını sürdürücüleri olabilme mekanizmalarını ‘’ ulusal birlik-Ulusal stratejik planlar doğrultusunda, harekete geçirmeleri, iç sorunlarını aşacak adımlar atıp bunları işlevleştirmeleri zorunludur.

Siyasal kaos, ekonomik krizlerin aşılması, iç birliğin sağlanması için ‘’ ulusal stratejik kararların alınacağı Kürdistan parlamentosunun konumunun normalleştirilmesi elzemdir.Bu konuda gecikilmesi Ortadoğu paylaşımında trenin kaçırılmasına neden olacaktır.

Sonuç itibarı ile giderek derinleşen ve vekâletlerle sürdürülen Şii-Sünni eksenli Ortadoğu savaşında, Kürdistan politik dünyası, iç birliğini sağlamadan ulusal kurum ve kuruluşlarını işlevselleştirip aktifleştirmeden, atacakları her adım, Kürdistan’ daki iç çelişki ve çatışmaları daha da derinleştireceği gibi ‘’ Aktör ‘’ olma pozisyonu; Türkiye-Suudi Arabistan ve İran eksenli sürdürülen Şİİ-SÜNİİ Hâkimiyet savaşlarının ‘’ Figüranları konumuna gelmelerine neden olacaktır.