ŞENGAL BAHANE KÜRD ÖLDÜRME ŞAHANE(!)

249

H.Hüseyin Yıldırım

Şengal kirli tezgâhların savaş alanına dönderildi.

Kürdler yine birbirleriyle savaşıyor.

Her ne kadar şu an durmuş olsa da her an Irak-KDP ve PKK savaşının patlama rizikosu henüz atlatılmış sayılmaz.

Çok mu gerekliydi bu tuzaklı savaş?

Hangi aklı evvel bu korkunç iddiada bulunabilir ki!

Ama iddia etmenin ötesinde işi silahlı çatışma alanına dönüştürenler var, bilhassa…
Kürd davasına ne katacak bu tuzaklanmış savaş?

Bırakalım bir şey katmayı Kürd davasına ölümcül zararlar vereceği kesindir.

Çünkü bu savaş Kürd ve Kürtlük davası savaşı değildir.

Sömürgecinin kimi Kürd partilere götürü olarak verdiği bir vekâlet savaşıdır.

Kürdler arasında ikide bir niye savaş çıkar?

Bu, İrdelenmesi gereken derin bir açmazımızdır.

Konu uzun, ben kısaca değinip geçeyim…

Bunun esas nedeni, Kürdlerin millet olmasından doğan doğal haklarının programlanmayıp pratikleştirilmemesidir. Bu zeminde milli bir politika ve bunun üzerinde milli birlik oluşturulmamasıdır. Dikkat edin Kürdistan coğrafyasında şu an mevcut olan siyasal güçlerin programlarında ve söylemlerinde bağımsız Kürdistan hedefi yoktur. Kürd siyasal güçlerinin yaptığı tek şey, sömürgeci ülkeleri “demokratikleştirmek ve bu temelde Kürd sorununu çözmektir.“

Bölgecilik, otonomi, özerklik, kanton ve hatta federasyon buna hizmet eden kavramlar. Bu kavramlar Kürd siyasal çevrelerinde rağbet görmektedir.

Bazen birileri kalkar “bağımsızlık Kürdlerin hakkıdır“ der, ama programları gereği “bağımsızlık istiyorum“ diyemezler. Bu nedenle “bağımsızlık Kürdlerin hakkıdır“ söyleminin, tribünlere oynamanın ötesinde bir anlamı kalmıyor. Bağımsızlığın gereğini yapmadıkları zaten bunun ispatıdır. Milli siyasetten, milli birlikten uzak bir bağımsızlık söylemi Kürd milletine ana sütü kadar helal olan bağımsızlık kavramının da içini boşaltmaktadır.

İş bununla da bitmemektedir.

Bağımsızlığı programlamayan, pratikte bunun gereğini yerine getirmeyen güçler, diğer Kürd politik gücü yerine bir veya daha fazla sömürgeci güçlerle işbirliğine gitmektedir.

Bu güçler süreç içinde ilişki kurduğu sömürgeci gücün tetikçisi olup çıkmaktadır. Başka bir Kürd gücüne karşı sömürgeci güç ile birlikte savaşmaktadır.

Tarihin derinliklerine inmemize gerek yok.

Bugünlerde Kürdistan’ın Güneyi ve Güneybatı’sında olan bitene baktığımızda bunu net olarak görüyoruz.

Irak-KDP ve PKK/PYD/YBŞ/YPG çelişkisi ve savaşı bu düşüncenin sonucudur.

Bu güçlerin bağımsızlık düşüncesi olsaydı bu savaş olmazdı.

Olmanın ötesinde Kürd milli davası altında birleşip sömürgeciye karşı birlikte savaşılırdı.

Fakat bugün olan bunun tersi olmaktadır. Bir sömürgeciye dayanarak birbirleriyle çatışmaktadırlar. Kürd kanı dökmektedirler. Bunun Kürd devrimciliği, Kürd yurtseverliğiyle bir ilgisi yoktur.

Gündemde olduğu için Şengal’de ve Kürdistan’ın Güneybatısı’nda olan biteni ele alalım. Kürdler yazık ki birbirleriyle savaşıyor. Hem de kimi Kürd güçleri sömürgeci orduların saflarında aparat olurcasına Kürd kardeşlerine kurşun sıkıyor.

Kürd kanı dökülmektedirler.

Bağımsızlık için mi?

Kuşkusuz değil.

Peki niçin?

Bunu görmek için bu güçlerin program, söylem ve pratiklerine bakmak yeterlidir.

Birbirleriyle savaşmalarının nedeni zaten buradan kaynaklanmaktadır. Şu an Şengal üzerindeki kapışma Şengal’i kurtarma, Kürdistan’a bağlama savaşı değildir. Sadece savaş gerekçesidir. Ki bu savaşın Kürd milli davasına bir getirisi olmayacağı gibi sömürgecinin değirmenine su taşımanın ötesinde bir rolü de olmayacaktır.

Bu arada Êzidî halkı bir kıyımdan daha geçecektir. Göç yollarına düşecektir. Savaşan güçler safında yer alan Kürd gençlerinin kanı akacaktır.

Durup dururken bu savaş çıkmadı.

Bu savaşa karar veren TC devletidir.

Irak-KDP/ENSK ve bu güçlere endeksli yapılar ise TC devleti adına savaşan güçlerdir.

Şengal’de olan biten Kürd-Türk savaşıdır.

Kürd eliyle Türkler adına bir başka Kürd grubuna karşı süren vekalet savaşıdır.

Böyle olmasaydı Irak-KDP, “Roj Peşmergesi“ dedikleri Türk subaylarının eğittiği bu lejyoner gücü YBŞ üzerine sürmezdi. “Fırat Kalkanı“ saflarında YPG’ye karşı savaşmazlardı.

Bakınız, söylemlerini beğenmesek de Kürdistan’ın Güneybatısı’nda PYD/YPG tüm zorluklara rağmen büyük bedeller karşılığında Kürd davasını bir yerlere taşıdı.

Sömürgecilerimiz el birliğiyle, daha ileri gitmemesi için başvurmadıkları yöntem bırakmadılar. Fakat daha ileri gidemiyorlar. Gidememelerinin nedeni PYD/YPG’nin yanı başında ABD’nin var oluşudur. Eğer ABD olmasaydı Türkler PYD/YPG mevzilerini yerle bir ederdi. Fakat ABD engeli olduğu için bunu yapamıyorlar.

TC devleti, Suriye işgaliyle her ne kadar YPG’nin batıya yönelik ilerleme hızını kesmiş olsa da istedikleri seviyede darbe vuramadılar. Türklerin, “Suriye’ye girdik, terörist güçleri ezip, yakıp, yıkacağız,“ dedilerse de bunu yapamadıklarını gördüler. Fakat bu politikalarından vazgeçmiş değildirler.

Bu kez batıda yapamadıklarını doğuda yapmaya çalışıyorlar.

Direk kendileri değil, işbirliği içinde oldukları Irak-KDP/ENSK ve onların lejyoner aparatlarının eliyle bunu uygulamaya koydular. Bu girişimleriyle genelde Kürdistan’ın Güneybatı halkını, özel de PYD/YPG’yi kıskaca almaya çalışıyorlar. Açlığa mahkûm etmeye çalışıyorlar. Nefes borusunu tıkamaya çalışıyorlar. Şengal bugün PYD/YPG için stratejik bir alandır. Irak üzerinde dünyaya açılan kapıdır. Bu alan kendilerine birçok olanak sağlıyor. Türkler bunu görüyor ve bu alanı kapatmak istiyorlar. Konjonktür gereği bunu direkt kendileri tek başlarına yapamıyorlar.

Bunun yerine işbirliği yaptığı Irak-KDP/ENSK vasıtasıyla yapmaya çalışıyorlar. Bu güçler de bunu severek ve isteyerek yapıyorlar.

Bunun Kürd milliyetçiliği, Kürd yurtseverliğiyle bir alakası yoktur.

Bugünkü koşullarda Şengal genelde Kürdistan’ın Güneybatı halkı, özelde ise PYD/YPG için yaşam sahasıdır. Bu mevziiyi korumaya çalışacaklar. Burada ancak silahla ezilme sonucu çıkmak zorunda kalırlar. Irak-KDP bunu böyle bilmelidir. Yurtseverse bu yolu kapatma sevdasından vazgeçmelidir. Yurtseverliğin gereği budur.

Fakat bunun tersi bir politikayı sürdürüyor halen.

Irak-KDP/ENKS, şu an TC devletinin yedek gücü olarak YPG’ye karşı savaşıyorlar. Verdikleri mesajlar ve boca edilen videolar bunu ispatlıyor.

“Fırat Kalkanı“ içinde yer alarak YPG’ye karşı savaştıklarını kendileri söylüyorlar.

Bu, yurtsever bir Kürd’ün kabul edeceği bir durum değildir.

Çünkü şu anda Kürdlük, Kürdistan’ın Güneybatısı’nda yükseliyor. Hiçbir Kürd yurtseveri bu yükselişi engelleme hakkı ve lüksüne sahip değildir.

Dünyanın gözü Kürdlerin üzerindedir.

Bu olup bitenleri not ediyorlar. Dünya alem bize şaşıyor.

Dünya ayağa kalkmış Kürdlere bir statü kazandırmaya kalkıyor ama Kürdler ezeli düşmanları Türklerle kol kola girerek bir diğer Kürd gücüne karşı savaşıyor. Ki karşısında savaştıkları güç dünya kamuoyunda büyük bir sempati kazanmış bir Kürd gücüdür. Hele savaşçı kadınların yarattığı eşsiz destanlarla tüm dünya insanının hayranlığını kazanan bir güç.

Kürdler bunun sevincini ve iftiharını paylaşırken Kürdlük kisvesi altında, Kürd milletinin kutsalı Ala Rengin altında bu güç yok edilmek isteniyor.

Hangi yurtsever Kürd bunu kabullenebilir?

Hangi namuslu Kürd buna onay verebilir?

Kürd milleti düşmanlarının YPG’yi savaş alanında yenmek için baş vurmadıkları yöntem bırakmamasına rağmen buna güçleri yetmedi.

Şimdi onları açlıkla terbiye etmeye girişiyor.

Şengal koridorunu kapatmaya çalışıyor ve bunu bir başka Kürd partisi eliyle yapıyor.

Bu görülmüyor mu?..

Savaş naraları yükseltiliyor hemen.

Kürdistan’ın Güneyi’ni Türk ordusuna boşuna işgal ettirmedikleri belli oluyor.

Anlaşılan “neslin baba“ mehtercilerini dinlemek çok hoşlarına gitmiş. Bu kadar Kürd kanı dökmeye çok hevesli olduklarına göre…

Kimse yanılmasın, Şengal’de olası bir savaşın kazananı olmayacaktır.

Kimin elinde kalır bilemem ama kimde kalırsa kalsın dünya nezdinde Kürdler sempatilerini kaybeder, Kürd gençlerinin kanı dökülür ve her şeyden öte Êzidî halkı bir trajedi daha yaşar.

Bu savaşa hevesli olanlar bu sonucu mutlaka hesaplamışlardır. Demek ki doğan sonuçlarına katlanmayı da kabullenmişlerdir.

Doğacak sonuç bu savaşa hevesli güçlerin sonu olmasın.

12 Mart 2017