Safevilerin Kürd Kıyımı ve Dimdim Kalesi Direnişi

383

Aso Zagrosi

Asırlar boyunca Kürd dengbêjlerî tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan ve efsanevi bir boyut da kazanan Emîrxanê Lepzerîn tarafından önderlik edilen Dimdim Kalesi Direnişi hakkında olayların canlı tanığı konumunda olan İskender Begê Munşi’den bazı aktarmalar yapmıştım.

Kürdlerin ulusal kolektif hafızasında önemli bir yer tutan ve üzerinde yüzyıllar geçmesine rağmen, görüşmeler ve diplomasi çabalarını bir kenara bırakırsak Dimdim Kalesi Direnişi’nin başlatıldığı günü tespit edebilir miyiz?

Evet bugün elimizde bulunan belgelere dayanarak Dimdim Kalesi’nin Safeviler tarafından kaşatılması ve çatışmaların başlama gününü tespit edebiliriz.

Emîrxanê Lepzerîn güçlerini kale içine çekerek direnişe başlama günü 24 Kasım 1609 (yani 26 Şaban 1018) tarihidir.

24 Kasım 1609 tarihinde Şah orduları, 10 000 civarında Celali, Pir Budak Xan’ın, Berkhordar Bey’in, Salmas Kürd Emiri Xan Amir’in , Almas ve Soma Kürd Emiri Evliya Bey’in güçleri Dimdim Kalesi’ni dört bir yandan kuşattıkları ve çatışmaların başladığı gündür. O dönemin Başbakanı konumumunda olan ve Başvezir, Hatem Bey, Hasan Xan, Mir Fetah, Pir Budakxan, Murad Sultan Çakani, Xalil Sultan Silsupur, Muhamed Taqi Bey Genç Alixan ve Sefer Qulixan gibi Safevi komutanları farklı bölgelerde getirdikleri askeri güçleriyle Dimdim Kalesi’nin çevresinde yerlerini almışlardı (Lucien-Louis Bellan, Les Grandes Figures De L’Orient, Chah Abbas I, sa vie, son histoire, Paris, 1932, sayfa 183,186)

Burada sözünü ettiğim Celaliler, Osmanlı devletine karşı başkaldıran ve İran’a sığınan Celaliler’dir. Osmanlılar Yavuz Sultan Selim döneminde başlayan bir isyandan dolayı sonraki süreçte başlayan bir dizi isyanı da Celali İsyanı diye adlandırmıştır. Meşhur Kürd Canpoaltlarının da Kilis, Antep, Şam, Halep ve daha bir çok bölgeyi saran direnişleri de Osmanlılar tarafından “Celali İsyanı” olarak adlandırılmıştır. (Canpolatlar hakkında bilgi sahibi olmak isteyen arkadaş benim Newroz.Com’da konuya ilişkin yayınladığım yazı serisine bakabilirler)

Bilindiği gibi Osmanlı devletine karşı Ali Paşa Canpolat, Mehmet Paşa Kalender oğlu, Siraçoğlu, Musalla Çavuş, ve Bekşirli oğlu farklı bölgelerde Osmanlı devletine karşı direnişe geçmişlerdi.

Kuyucu Murat Paşa’nın saldırıları ve katliamları neticesinde 15000 savaşçı İran’a sığınmıştı.

Kalender Oğlu, Kürd Ali, Ağacan Piri, Kara Huseyin, Gegeç Mehmed ve Ali Bey Dunyayi gibi şahsiyetler bu “Celali” askeri güçlerine önderlik ediyorlardı.

Konumuz olmamasına rağmen Safevilerin Kafkasya’da etkili olduğu 1603 yıllarında Ali Paşa adında bir Osmanlı komutanı Safevilerin safına geçiyor ya da esir alınıyor. Ali Paşa’nın Bostam’a götürülmesi gerekiyor. Burada Çemişgezekli bir Kürd liderinden şöyle söz ediliyor: “Şah Abbas, Celali isyanlarına katılan bir Kürd şefi olan Serdar Mahmud Çemişgezek ve 300 adamına Ali Paşa’ya yolda refakat etmek için gönderdi. Kendisi de ordu ile Nahçivan yolunu tuttu”(age sayfa 125)

Yeniden konumuza dönersek Dimdim Kalesi dört bir yandan kuşatılmış ve direniş başlamıştır.

Demeki daha sonra “Çemişgezek Göçü” adı altında Xorasan’a sürülenlerin içinde Serdar Mahmud Çemişgezek’in çevresi de var.(şimdilik geçiyorum)

24 Kasım 1609- 4 Mart 1610’a kadar kanlı çatışmalar oluyor ve düşman dört bir yandan kaleleri yıkmak amacıyla ateşe veriyor ve top saldırıları dahil her türlü aracı kullanıyorlar. Tabi Emîrxanê Lepzerîn önderliğindeki Kürd direnişçileri Dimdim’dan itibaren düşmanı top atışına tutuyor. 4 Mart 1610 tarihinde Safevi güçleri suyun depolandığı kaleyi tahrip edebiliyor. Düşman suyun depolandığı kaleyi ele geçirmeden önce Emîrxanê Lepzerîn , bir kanalizasyon açarak suyu diğer kaleye aktarıyor.Bu kalenin tahrip edilmesi Kürdleri zor duruma sokuyor. Düşman planların büyük çoğunluğunu direnişçileri susuz bırakma üzerine kurmuştu. Kürd direnişçilerin eli altında yağmur ve kara endeksli Bozluq denilen kaledeki sarnıç kalmıştı.

Bu arada Emîrxanê Lepzerîn, zaten azalan suyun durumunu da göz önüne alarak direnişi sürdürmek amacıyla 1000 civarında kadın ve çocuğu kaleden dışarı gönderiyor.

Tam da bu arada ilkbahar yağmurları başlıyor, düşmanın Kürdleri sussuzluğa mahkum etme girişimi boşa çıkıyor.

Bu arada 300 Celali silahlarıyla birlikte Emîrxanê Lepzerîn’in safına katılıyorlar. Burada şu hususun altını çizmek istiyorum. Celalilerden söz ederken Kürdistan’da yaşıyan Celali adında meşhur bir Kürd aşireti var. Ararat Cumhuriyeti’ni omuzlayan Kürd aşiretlerinden biridir. Celaliler, Kürdistan’ın farklı parçalarında yüzyıllarca sınır tanımadan yaşadılar. Celalilerin Dimdim Kalesi ile ilişkileri araştırmaya değer bir konudur. Celaliler içinde Dimdim Kalesi’nin aynısı “Emeri Celali” adı altında halk arasında söyleniyor. (Bu destanın bir nushası bende var)

Dimdim Kalesi kuşatmasına katılan Celali isyancılarından Ağacan Piri, Safevilere haber vermeden 500 adamıyla Kerkük’e ve oradan Bağdat’a geçiyor.(Osmanlı hakimiyet alanına geçiyor)

Bu durum Safeviler arasında paniğe neden oluyor. Durumu Şah Abbas’a bildiriyorlar. Şah Abbas “misafirlerimizi zorla tutamayız” anlamında bir tavır içine giriyor. Kalender Oğlu Urmiye’de hasta olduğu bir dönem 2000 adamı Osmanlının yolunu tutuyor. Daha sonra ilk önce 1000 ve daha sonra 800 ve ardından İran’a gelen Celalilerin esas bölümü Osmanlı topraklarına geri dönüyor.(O dönem Diyarbakir’da bulunan Nasuh Paşa ajanları aracılığıyla Celali isyanlarına katılan herkesi affettiklerini belirtiyor ve geri dönmeye davet ediyor)

Yani sonuçta 15 000 Celali isyancısından Gegeç Mehmet ile Kara Said’a bağlı 500 kişi kalıyor. Şah ikisini ödüllendiriyor. 1610 yılının Nisan ayının sonlarına doğru yağmur kesiliyor.

Dimdim Direnişçileriyle Safeviler arasında savaş tüm hızıyla devam ediyor.Safeviler bir yandan kaleleri tahrip etmeye çalışırken, diğer yandan Emîrxanê Lepzerîn’in önderliğindeki savaşçılara teslim oldukları taktirde af edilecekleri ve hediye alacaklarına dair söz veriyorlar.

Safeviler, 14 Mayıs 1610’da kaleye yönelik genel saldırıyı planlıyorlar. Fakat, 11 Mayıs’ta Başvezir Hatem Bey ölüyor! Muhamed Bey Begdeli Şamlu onun yerine geçiyor.

Safeviler Pen Kalesini düşürüyor, Kürdler Bozluq ve Donjon kalelerine sığınıyorlar. Artık, direniş sonlara doğru gidiyor. Savaşçıların su kanalları kapanmış, askeri malzemeleri tükenmek üzeredir. Birçok savaşçı düşmanın eline geçmiş. Bu arada “Emirxan’ın yardımcılarından Xan Abdul Mukri, evinde kaldığı Kızılbaş Elyas Halife’yi öldürüyor. Kızılbaşlar, hiç ayırım yapmaksızın , Kale kuşatmasından önce Şahsevenlere katılanları, çatışmalar sırasında teslim olanları ve tutsakları son neferine kadar kılıçtan geçirdiler. Tabi Emirxan’da bu kurbanların içindeydi. Sadece Emirxan’ın küçük olan çocukları bu katliamdan kurtuldular. O dönem Karaçubuk ovasında bulunan Şah’a çocukları gönderdiler” (age, sayfa, 188-189)

 Evet, Emîrxanê Lepzerîn önderliğinde 24 Kasım 1609 tarihinde başlayan ve 14 Mayıs 1610’da büyük bir katliam ile son bulan Kürdlerin tarihi Dimdim Kalesi Direnişinin artık bir başlama ve bir de son bulma günü vardır.

Umut ederim ki, tüm Kürdler 24 Kasım’ı ve 14 Mayıs’ı direniş ve katliam günü olarak ‘Ulusal Kolektif Hafızalarına’ kazırlar.