Rojava Kürdistanı, Dünü, Bugünü ve Yarını

332

Bawer Zîrek

PYDnin Geldiği Kavşak, sınırları, açmazları ve hatalı politikaları 

Rojava Kürdistan’ında Kürdlerin eline geçen tarihi fırsat, içinden nasıl çıkılacağı belli olmayan bir insani felaketle iç içe yürüyor. Henüz bitmeyen süreçte Kürdler büyük kazanımlarla çıkabilir ya da Kürd tarihinde sıkça tekrarlanan bir trajedi ile sonlanabilir. Bu tamamen Rojava Kürdistan’ındaki Kürd parti ve güçlerinin izleyeceği politikaya bağlı. En büyük tarihi sorumluluk ülkenin büyük kısmına egemen olan PYD/YPG nin omuzlarındadır. Beklenmedik şekilde bir “zafer sarhoşluğu” yaşayan PYD/YPG nereye gidiyor? Sorunun tam anlaşılması için çok kısa bir Suriye ve Rojava Kürdistanına değineceğiz. Peşinden PYD’nin geldiği yol ayrımını irdeleyeceğiz.

Baas Rejimi Altında Rojava Kürdistanı

Suriye Ortadoğu’da en baskıcı, otoriter, işkenceci sisteme sahipti. Baas diktatörlüğünün omurgasını Arap milliyetçiliği oluşturur. İktidarda Nusayri azınlıktan bir tabaka görünmesine rağmen egemen olan faşist-sömürgeci Baas diktatörlüğüdür. Esas konumuz olmamakla beraber kısaca Baas sistemi altında Kürdlerin durumuna değinmekte yarar var.

Baasçılık 1940’lı yıllarda Hristiyan Mişel Eflak, Sunni Selahaddin Bitar ve Nusayri Zeki el –Arsuzi etrafında oluşan bir grup Suriyeli genç tarafından ortaya çıktı. Üç kurucu Fransa’daki öğrenimleri sırasında Marksist düşüncelerden de etkilendiği söylense de esas olarak faşist modellerden esinlenerek, mezhepler üstü, güçlü ve büyük bir Arap ulus devleti ni hedeflemekteydi. “Arap Sosyalist Diriliş Partisi”(Hizb-ul Baas el-Arabi el-İştiraki) resmi 1947 de kuruldu. İsmindeki “sosyalist” kelimesi yanıltmamalı. Almanya’da Hitlerin partisi Nasyonal –Sosyalizme benzerdir. Alman Nazi İmparatorluğu son bulmasının ardından yıllar sonra Baasçılar Alman nasyonal sosyalistleriyle dostane ilişkilerini sürdürdüler. Bunun en bilinen örneği Adolf Eichman’ın sağ kolu olan Yahudileri toplama ve imha kamplarında sorumlu SS komutanı Alois Brunner ‘in Şam’da uzun yıllar 80’lerde ölene kadar gizli kalması ve “deney ve tecrübeleriyle” yol göstermesidir. Arap ulusunun ırkçı bir soy devleti, vatandaşlık hakkını tümüyle sanguinis’e (kan bağına) dayanan bir hukuki yaklaşım. Ancak diğer taraftan İslamiyet Arap ulus oluşumunda ideolojik tutkal olmakla kalmamış aynı zamanda Arapların tarih boyunca yayılmacı egemenliği İslamiyetle gerçekleşmiştir. Araplar ise Arap dili altında müslümanlıkla bir araya gelen farklı halk topluluklarının asimilasyonu ile oluşmuştur. Arap devletlerinin bulunduğu topraklardaki diğer müslüman milletlere potansiyel Araplar gözüyle bakıyorlardı. Baas’ın üç kurucusu daha sonra kendi aralarında da anlaşamadı.Baasçılık ülkenin toprak bütünlüğü görece güçlü rakip bir ulusal hareketi barındıran Kürdleri esas tehlike olarak görüyordu.

Askeri vesayet altında, Kürdleri dışlayıcı, birden fazla partinin olduğu Suriye’de sözde “kısmi demokrasi” ortamı 1963’teki Askeri darbeyle ortadan kaldırıldı. Baasçılar Rojava Kürdistanı’nın sömürge statüsüyle yetinmediler. Kendi gelecekleri için Kürdistanı inkar ederek “Arap Kemeri” dedikleri soykırım politikalarını uyguladılar. Sayısı tam bilinmemekle birlikte üç yüz bine yakın Kürdü vatandaşlıktan çıkardılar vs.. .

Haseke ili Emniyet Müdürü Muhammed Talab Hilal’in girişimiyle hazırlanan Kürd ve Yahudi karşıtı bir gizli raporda,” Yahudistan ile Kürdistan’ın aynı kumaştan olduğunu”, Kürdlerin vatanlarını kurtarmak için her şeyi yapacak grup olduğunu, dinsel ortaklığa bakmaksızın düşman görülmelerini ileri sürer. Hilal’in önerisi 1965’te resmi devlet politikası oldu. 350 km uzunluğunda on ile onbeş kilometre genişliğinde sınır şeridi boşaltılacak, 332 köyden 140 bin Kürd Güneydeki çöl bölgelerine sürülecekti. Her ne kadar plan tam bir soykırımla sonuçlanmasa da 1973 yılında Rakka’da Fırat nehri üzerine yapılan Tabka Barajı bahanesiyle Arap nüfus Kürdistana yerleştirildi. “Arap Kuşağı”1971 de kendini resmen başkan seçtiren Esat iktidarı zamanında hayata geçirildi. Kürdistan’a 41 örnek Arap köyü kuruldu. 25 bin Arap aile Haseke iline yerleştirildi. Arap köylüleri bugün de rejime ya da cihadist gruplara bağlılığını sürdürüyor. PYD Arap yerleşimcileriyle “ortak yaşam” ı düşünürken KDP yanlısı cephe bunların geri gönderilmesinden yanadır.

Kürdlerin siyasi faaliyetleri bütün muhalifler gibi şiddetle bastırıldı. Doğrudan Başkana bağlı istihbarat kurumlarıyla şiddet ve işkenceyle hüküm süren bir diktatörlük hiç kuşkusuz tek başına baskı aygıtı ile uzun süre hüküm süremez. Popülizmle halkın geniş kesimlerini bazı ekonomik ve sosyal destek verirken bazılarına da imtiyaz tanıyan bir sistem oluşturuldu. İstisna da olsa kendini inkar eden bazı Kürdler de bazı kademelerde yer aldı.

Rojawa Kürdistan’ında Kürd Örgüt ve Partileri

Rojava Kürdisianında partilerin ana kaynağı Suriye Kürt Demokrat Partisi(Partiya Demokrata Kurdi lı Suriye) 1957 yılında kuruldu. Peşinden sağ ve sol kanada bölündü. Şaşırtıcı olan sol kanat KDP, sağ kanat YNK yanlısı oldu.Rojawa Kürdistan’ında 24 Kürd örgüt ve partisi var. Bu kadar çok partinin varlığı ideolojik ve siyasi çizgilerle açıklanamaz. Hem halk hem de partililerin kendisi bu sayı bolluğundan şikayetçidirler.Bu nedenle çatı yapıları oluşmuştur. Bu karışık tabloyu açıklamaktan çok genel duruma değineceğim.
Bu partiler yasadışı görünselerde rejim bunlardan haberdardı. Rejimin kırmızı çizgileri vardı. Bunlar silahlı mücadeleden uzak duracak, belli bir güç sınırını aşmayacak, bağımsızlık istemeyecek vs.Bu şartlar dahilinde rejim bunların varlığını görmezlikten geliyordu. Hepsi şu veya bu oranda içindeki istihbaratçıların denetimi vardı. Devlet katında bazı işlerini yapıyorlardı. Çift taraflı ajan gibi çalışanlar da vardı. Bu da saflarda güvensizlik yaratıyordu.

Rojava Kürdistan’ındaki parti ve örgütleri politik hedefleri açısından iki kategoride değerlendirilebilir. Birincisi, Suriye sınırlarına dokunulmaksızın, o çok “kutsal” görülen “toprak bütünlüğü” içinde, sistem içinde yer alarak Kürdlerin yaşamını iyileştirmek. İkinci eğilim, Rojava Kürdistanını ve Kürdleri diğer Kürdlerin bir parçası olarak görmek, geleceklerini onlara endekslemek. Geçmişte kalan Xoybun örgütünü ayrı tutarsan son yıllardaki parti programlarına bakıldığında birbirine benzerdir.1911 yılına kadar Kürdistana özerklik isteyen parti yok. Güneydeki federasyondan sonra özerklik ya da federasyon talep etmektedirler. Şimdiye kadar bağımsızlık talebiyle yola çıkan, bunu talep eden bir örgüt veya parti yok.

Abdullah Öcalan Suriye’ye çıkışından sonra rejimle anlaştı. Suriye Devleti ile o dönem hiç bir Kürd partisinin kabul etmeyeceği en büyük tavizi verdi. “Suriye’de “aslında Suriyeli Kürdlerin değil, sadece Türkiye asıllı Kürt mültecilerin bulunduğu” görüşünün altına imza koydu. Diğer taraftan Kürd gençliğini Kuzey Kürdistan için seferber etti. Bu Suriye devletinin istediği bir durumdu. Böylece Kürd radikal kesimini Suriye’den başka yere yönlendirilliyordu.

Suriye’de İç Savaş ve Kürdlerin Üçüncü Yol Çizgisi

Suriye’nin iç savaşa, dışarıdan güçlerin de katılımı ile vekalet savaşlarına sürüklenmesi devletin bir çok alanda denetimini kaybetmesi karşısında Esad, muhaliif gruplarla savaşırken Kürdleri yanına alma, bunu başaramazsa tarafsız bırakma politikası güttü. Vatandaşlıktan çıkarılan Kürdlere vatandaşlık verdi. Ancak Kürdler de çoktan Esad rejimine karşı gösterilere başladı.
2012 nin başlarında Halep Humus ve Güney Suriyede muhaliflerle Suriye ordusu arasında savaş tırmandı. Suriye’de rejime karşı gösteriler silahlı mücadeleye dönüştü. Muhalefet cihatçı grupların eline geçti El Nusra ve İD İslami faşist terörist gruplar ülkenin büyük kısmına egemen oldu.

Paralelinde Kürdistan’da gösteriler başladı. Gösterilerde aktif rol oynayan PDKS kökenli geleneğinin dışından gelen Mişel Temo (Meşal Tammo)nun2005’te kurduğu Kürt Gelecek Hareketi (Şepela Peşeroja ya Kurdi lı Suriye)dir. Mişel Temo bir suikastla öldürüldü. Bu hareketin devamcıları PYD’yi suçlamaktadır. Çünkü, bir kaç gün öncesinde yapılan bir suikast girşiminde yer alanlar PYD’liler olduğunu Mişel Temo’ nun kendisi söylemişti.

Henüz arka planı tam açığa çıkmamakla birlikte Rejimle PYD görevlileri anlaştı. Kürd Ulusal Konseyindeki partiler PYD’yi rejimle işbirliği ve gizli antlaşma yapmakla suçluyorlar. PYD ise bu iddiaları reddediyor. Ama pratikte olan gerçek şudur:19-24 Temmuz2012 tarihleri arasında rejim belli üs bölgeleri elinde tutarak, Kürdlerin yoğun olduğu alanları Cizire, Afrin ve Kobaniyi savaşmadan silah depoları dahil YPG güçlerine devretti.

Rejim hala havaalanı, tren garı ve bir kaç resmi daire binası şehrin güneyindeki bir askeri kamp ve Arap mahallesi Kamışlı şehrindeki stratejik açıdan önemli noktaları, Hasekede Suriye ordusu varlığını sürdürüyor. Ayrıca Rojava Kürdistanında yaklaşık 100 bine yakın memur maaşlarını Suriye devleti ödüyor. Rojava devrimi diyordu PYD, ancak eğitim tümüyle Arapça sürüyor. Sadece Kürd çocukların yoğun olduğu yerlerde günde iki saat Kürdçe dersi var o da PKK/PYD’nin propaganda dersidir.

PKK’de yeralan Rojawa Kürdistan’ındaki gerilla kesimi PYD’ye bağlı olarak YPG’yi oluşturdu. Kürd yerleşim yerlerinde egemenlik kurarken, cihatçı islamcı gruplarla savaşması PYD/YPG’nin hem uluslarasında hem de Kürdistan’da popüleritesini arttırdı. Önemli mevziler kazandı.Cihadistlerden oluşan çağdışı, barbar, kafa kesen siyasal islamcı muhalefetin yanında yer almadı. Ayrıca Suriye muhalefeti TC’nin taşareno ve denetiminde Kürd düşmanlığı üzerinde hareket ediyorlardı. PYD’nin Esad rejimiyle bir ilişkisi olsa da onunla bütünleşmedi. Üçüncü yol dedikleri bir çizgide durmaya çalıştı.

İslami faşist gruplarla savaşması, Kürd kadınlarının oluşturduğu resim dünya’da sempati topladı, dünya güçlerinin desteğini aldı. Kobani’de bütün şehrin yıkımına karşı destansı bir direniş sergeledi. TC, PYD’yi destek vereceğiz diye oyuna getirdi. Suriye , Rusya ve İran seyirci kalarak kentin düşmesini istediler. Güney Kürdistan Başkanı Barzani devreye girerek, ABD’nin desteği ve peşmergenin girişiyle Kobane kurtarıldı. İD saldırıları püskürtüldü. ABD desteği ile YPG şimdi artık yeni yerleşim yerleri kurtararak ilerliyor. . .

Diğer yandan, PYD beklemediği çok kısa bir sürede bölge üzerinde denetim kurunca bu bir “zafer sarhoşluğu” getirdi. Çoğu kadronun genç olması, Rojava Kürdistanı özgülünde bir örgüt ve tecrübe deneyimi olmaması, hali hazırda devralacak bir model olmaması ne yapacağını bilmez bir konuma düşmesine yol açtı.

PYD/YPG nin Geldiği Kavşak

PYD/YPG izlediği yolla kaydedeceği gelişmenin sonuna yaklaşıyor. Hem bölgedeki değişimler, ittifakların değişmesi hem de Rojava Kürdistan’ındaki Kürdlerin toplumsal yapısı, yaşanan değişim PYD’nin aynı politikayla daha fazla yol alması olası görünmüyor.

Değişen durum ve koşullara göre PYD’nin kendi politikalarında değişim yapması yeni politikalar üretmesiyle bu sınırları aşabilir. Bunu hem Rojawa Kürdistan’ındaki iç durum hem de dış dünyayla ilgili iki boyutta ele alabiliriz. Yani iç ve dış politikasında yeni açılımlar yaparak ilerleyebileceği kanısındayım. Dost düşman tespiti yeniden yapılmalıdır.

En başta, PYD politikası PKK’den ayrı değerlendirilemez. PKK’nin bütün ideolojik ve politik açmazları PYD’nin elini kolunu bağlamış durumda. Burada en büyük açmaz Öcalan’ın İmralı’da geliştirdiği ideolojik ve siyasi çizgidir. Bu, ulusal bir devleti hedeflemeyen “fantazi”(ütopik) toplum tasavvurları, “statü” dedikleri ne olduğu bilinmeyen sömürgeciyle birlikte aynı sistem ve sınırlar içinde kalarak “özyönetim” veya “sistemi demokratikleştirme” çabaları, Kürd ulusal kurtuluş mücadelesini boşa çıkarmakla kalmayacak, dünya güçlerinden de yalıtacaktır. PYD’nin ne yapmak istediği, dünya güçlerince anlaşılmamaktadır. Mevcut dünya sistemine ters düşen, kişi veya bir parti çıkarlarının fetişleşmesine dayanan otoriter bir sistemin fazla bir geleceği yoktur. Dünya sistemi normlarına ters düşen ve dünya sistemi ile barışık olmayan bir yapılanma girişiminin yaşama şansı olmayacaktır. Çünkü Ortadoğuda bu türden diktatör yapılar yıkılmaktadır.

Her ulusal hareket ulusal bağımsızlığı hedefler. Milli bağımsızlık ve demokrasi temel stratejidir. Politik bir strateji olmaksızın çok şey yapar gibi görünerek günlük yaşamın zikzakları içinde boğulmakla yüzyüzedir. Abdullah Öcalan’ın imralıda çizdiği, ulusal bir devleti hedeflemeyen “fantazi”(ütopik) toplum tasarılarını bir tarafa bırakmalı, dünya sisteminin kabul edeceği normlara dönmelidir.
PYD Rojava Kürdistan’nında seküler bir yapı kurması, dini ve milli azınlıkları yönetime katması, onların hak ve hukukunu gözetmesi, kadın haklarını gözetmesi önemli adımlardır. Ancak diğer toplum kesimleriyle içine girdiği bu ilişkiyi Kürdlere tanımadı. PYD’nin içerdeki açmazı ulusal birlik politikasına sahip olmamasıdır. Savaş koşulları gerekçesine sığınmamalı. Diğerlerine tanınan hak ve özgürlükleri Kürd toplumunda kendisine muhalif diğer siyasi parti ve örgütlere tanımadı. Her siyasi parti bir toplumda belli bir kesimi ifade eder. Hepsini ben temsil ediyorum demek diktatörlerin kendilerine muhalif olan kesimleri susturmasıdır. Eğer PYD siyasette yeni açılımlar yaparak güçlenmek istiyorsa kendi dışındaki Kürd muhalifleriyle birlikte hareket etme ve Roj Peşmergelerinin Rojava Kürdistanına dönüş yolunu açmalı.

Şimdilik İD’ye karşı yürütülen savaşta dünya güçleri PYD’yi desteklemektedir. Bunun üzerine kurulu bir destek İD’nin bitmesiyle bu desteğin bitme ihtimali yüksektir. TC’nin şimdilik cihatçıları destekleyen politikalarından vazgeçerek İran , Rusya ve Esad’la işbirliği yapması Rojava Kürdistanının belli bir bölümünü işgal etmesi PYD’yi zor durumda bırakacaktır.

PYD/YPG nin üzerine oturduğu ideolojik ve politik çizgisi dillerinden düşürmedikleri ne kadar demokrat ve eşitlikçi? Demokrasi ve eşitlik kendi dışındaki muhalif kesimlere tanınan hak ve özgürlüklerle ele alınır. PYD farklı düşüncelere hiç bir tolerans tanımıyor.

Eskiden Esad’ın her yerde resimleri boy gösterirdi. Şimdi ise Abdullah Öcalan’ın resimleri meydanlarda kamu kuruluşlarında, toplantılarda, yürüyüşlerde boy gösteriyor. Öyle ki eğitim müfredatına kadar bu girmiş durumda.

Merkezi Londra’da bulunan Chatham House adlı düşünce kuruluşuna “Suriyeli Kürdler” başlıklı yazıyı hazırlayan Rana Khalaf “uygulamada, onlar da öteki herkes gibi otoriterler” tespitini yapıyor. Kürd partilerini destekleyen PYD/YPG’ye muhalif Kürdler ya hapiste ya da yerlerinden sürüldüler.

PYD/YPG Kürdistan ulusal kurtuluş hattına dönmeli. Öncelikle muhalif Kürdlerle güç birliği oluşturarak bir devlet oluşumunun temellerini atmalıdır.
1.Rojava Kürdistan’ının ortak parlamentosu oluşturulmalı ve kısa sürede çok partili sistemle seçime gitmeli hem ülke içinde hem de uluslararasında meşruiyet kazanmalı 2.YPG,Roj Peşmergeleriyle birleşerek ulusal orduya dönüşmeli. 3. Asayiş ve devlet kurumları oluşmalı.4. Arapça’nın resmi dil olmasına son vermeli. Eğitimde Kürdçe ve diğer etnisitelerin kendi diliyle eğitimi esas alınmalı.
“Konfederasyonu sadece Kürdler için değil, tüm Suriye ve Ortadoğu için istiyoruz. Bu bölgeyi birbirinden ayıran sınırları tanımıyoruz.” “Demokratik toplumda devletin rolü nedir?” “Bu sistemde devlet yok. Devlet sadece bir baskı aracıdır” (Nusret Amed Xelil) söylemi hedefi bulandırmaktır. Kürdler öncelikle Kürdistan’da bağımsız devletini kurmalı ve hefefi bu olmalı. Arapların, Farsların ve Türklerin inkar ettiği Kürdistan ve Kürdlerin onları demokratikleştirmesi mümkün değildir.

Rojawa Kürdistan’ında büyük zorluklar var ve büyük bir kuşatma altında. ABD başta olmak üzere dünya güçlerinin desteğinde İD saldırısını püskürtmekle beraber, Kuzeyden saran TC bir de hançer sokarak birleşmesinin şimdilik önüne geçti. Suriye muhalif güçleri bir bölümünü kuşatmışken, Suriye rejimi önemli merkezlerde üsleri bulunmakta ve güneyi kuşatmaktadır. Esat, Rusya ve İran desteğinde iç savaşı kazanacak gibi… İç savaştan galibiyetle çıkacak bir Esad iktidarının ilk hedefi “Kuzey Suriye Federasyonu” olacaktır. Ekonomik durum pek parlak değil. Ayrıca Suriye’nin diğer bölgelerinden gelen 500 binin üzerinden insanı beslemek de yük. Bir milyonun üzerinde Kürd bölgedeki yerleşim yerini terk etmiş durumda.

Günümüz dünyasında sadece kahramanca savaşmakla zaferi garantileyemezsiniz. Uzun vadede kuracağınız sistem, demokrasi hak ve özgürlükler alanında üstünlük sağlayarak bölgenizde çekim merkezi ve dünyada kabul görürsünüz.