RAKKA OPERASYONU PAZARLIKLARI ve CEPHELER

236

H.Hüseyin Yıldırım

İnsanlık için büyük bir tehlike haline gelmiş olan İŞID terör örgütünün tasfiyesi gündemdeki yerini ve aciliyetini koruyor. Büyük darbeler vurulmasına karşılık önemli ölçüde gücünü halen koruyor. En büyük darbenin Rakka’da vurulacağı hesaplanıyor.

Bilindiği gibi Rakka İŞID terör örgütünün başkentidir.

Rakka’ya yönelik kritik operasyon gümdemdedir. Operasyonda yer alacak güçler, insanım diyen herkes tarafından saygıyla anılacağı gibi siyasal olarak da ciddiye alınacak gözde güç olacaktır. Bu nedenle birçok güç bu operasyonda katılımcı olmak istiyor.

Burada iki aktör ve seçenek öne çıkıyor. Aslında seçenek ve ikilem mi desek?..

Türkiye ve müttefikleri mi, yoksa YPG ve destekleyicileri mi olacak?

Bu konuda karar verici merkez koalisyon güçleridir. Bu konuda uzun süreden beri diplomatik bir süreç yaşandı. Ortaya çıkan verilere bakıldığında koalisyon güçlerinin operasyonu YPG ve destekleyici güçlerin katılacağı yönünde karar kıldığıdır.

ABD, Rusya ve Türkiye Genel Kurmay Başkanlarının toplantısında Türkler birçok istemde bulunmuş ama tüm istemleri geri çevrilmiştir.

Türkiye Rakka operasyonuna ÖSO, “Roj Peşmergeleri” ve SDG içindeki bazı Arap güçleri ile birlikte operasyon yapmayı önermiş.

Bu istem ret edilmiştir.

Bunun yanı sıra ABD ve Rusya Türkiye’nin kendi kontrolündeki cihatçı gruplardan desteğini çekmelerini istemiştir.

Bu şu demektir; Türkiye’yi Suriye’de tecrit etmek anlamına gelir, bu.

ABD’nin kararı açık ve nettir.

Dünyanın nefret ettiği, zararını gördüğü, başlarına bela olduğu İŞID terör örgütünün Başkenti Rakka’yı YPG ve dolayısıyla Kürdler eliyle düşürmek istemektedirler.

Bu tarihi bir olaydır.

Bu, ABD’nin hem YPG ve hem de Kürdler için nasıl bir gelecek kurguladığının ipuçlarını bize vermektedir. Bu durum Kürd milleti açısından tarihsel bir gelişmeye yol açacaktır. Tarihe silinmez bir iz bırakacaktır.

Bu hamle ile Kürdistan’ın Güneybatısı’na (Rojava) bir statü kazandırmanın temelini kuvvetlendirecektir.

Kürdler bu gelişmeyi bilince çıkarmalı ve desteklemelidir.

Türkler, YPG ile başarılacak Rakka operasyonunun sonucunu görmektedirler. Bu onları çılgına dönderip delirtmektedir. Bu gelişmeyi engellemek için her yol ve yönteme başvuruyor.

Bu gelişmeyi önlemek için “Kürd kartına” uzanıyor.

Tek başına bozmayı başaramadığını gören Türkiye bu kez Irak-KDP/ENSK’yi kullanmayı devreye sokmuştur. Irak-KDP bu oyunu keyifle oynuyor. Çünkü Irak-KDP tıpkı Türkiye gibi Rakka operasyonunun YPG’nin zaferi ile bitmesini kendi iktidarının tehlikeye girmesi olarak görüyor.

Bir tür ‘beka sorununu’ o da yaşıyor…

Kendi iktidarını korumak için Kürdlerin Kürdistan’ın Güneybatısı’nda zafer kazanmasını istemiyor.

İşte kimi kuzeyli güçlerin biz kuzeylilere empoze ettikleri “ulusal damar“ dediği gücün vardığı yer, temaşasıyla işte burasıdır.

Bu tutumun Kürd milliyetçiliği ve Kürdistan yurtseverliğiyle uzaktan yakından bir alakası yoktur.

Bunun tam tersi bu tutum, Kürd milletinin davasını satmaktır.

Irak-KDP çok meşum bir rol üslenmiştir.

Bui ş teorik tartışmalardan sıyrılıp pratik anlamda zuhur edip yaşanmaya başlamıştır.

Irak-KDP vasıtasıyla Kürdistan’ın Güneyi Türk tanklarına işgal ettirilmiştir.

Türkiye Suriye’de YPG’nin yükselişini engelleyemeyince bu kez Kürdistan’ın Güneyi üzerinde dünyaya açılan Şengal alanını kapatmayı denemeye kalktı.

Irak-KDP vasıtasıyla saldırı başlattı.

ABD’nin araya girmesiyle şimdilik savaş durmuş durumdadır. Fakat Irak-KDP ve PKK karşılıklı savaş hazırlıklarını üst bir düzeye çıkarmanın çabası içindedirler.

ABD bu savaşı önleyebilir mi, önleyemez mi bilemiyoruz ama bu konuda yoğun bir çabanın içinde olduğunu biliyoruz.

Fakat Irak-KDP Türklere sırtını dayayarak Kürdlere kaybettireceği bir savaşa hazırlanmaktadır. Bradost, Sidekan, Kerkük, Şengal ve daha birçok bölgeye Türkiye ile birlikte birkaç gündür askeri yığınak yapmaktadır.

Bunu şöyle okumak mümkündür;

Türkiye bu hamle ile Irak-KDP’yi de yanına alarak Kürdler arasında savaş çıkarmak istemektedir. Bu vesileyle Orta Doğu’da güç kazanan Kürdleri etkisizleştirmek istemektedir.

Kürdistan’nın genelinde olduğu gibi Güneyi’nde de gittikçe tecrit olan Irak-KDP ve YPG karşısında sıkışan Türkiye ile birlikte PKK’ye karşı askeri bir operasyon yapmakla konumlarını güçlendirmek istemektedirler.

Şengal’de YBŞ/YPG güçleri ile çatışarak Türkiye lehine Kürdistan parçaları arasında onarılması zor derin çelişkiler ve tahribatlar yaratmak istenmektedir.

Öte yandan bu güçler ile çatışıp PKK/PYD üzerinde baskı kurarak teslim almaya çalışmaktadır.

ABD’nin PYD/YPG’ye tam destek verdiği bir süreçte Irak-KDP, Türkiye ile girdiği bu kirli ilşki ile Kürdlerin yükselişini engelemeye çalışmakta Kürd kartını batının elinden alıp Türkiye’ye teslim etmeye çalışmaktadır. Kürd milletini bir yüzyıl daha tahaküm altında bırakmanın politikasını yapmaktadır.

Türk askeri ve tankını arkasına alan Irak-KDP bu emrivakilerle Türkiye ile arasında yapılan anlaşmaları herkese kabul ettirmek hesabındalar. Böylece Kürd milletinin servetini kendi aralarında paylaşmak istemektedirler.

Türkiye böylelikle başta petrol olmak üzere Kürd milli serveti üzerine oturmayı hedeflerken, Irak-KDP Türkiye’nin sopası ile diğer Kürd siyasal güçlerine karşı konumunu güçlendirerek devam ettirmek ve onları kontrollerinde tutmak istemektedir.

Kerkük alanına sevk ettiği Türk tankları ile bir yandan YNK’ye, “Kerkük petrol sahalarını işgal edebilirim,” öte yandan, ‘Kürdistan Hükümeti olduğumu, siyasi ve petrol konularındaki dayatmalarımı kabul etmelisin ve yanı sıra PKK’ye karşı verdiğim savaşı desteklemelisin’ mesajını vermektedir.

Türkiye ve Irak-KDP bu girişimleriyle Irak devletine de mesaj vermek istemektedir. Irak-KDP, Irak’a ‘Türkiye arkamdadır’ derken, Türkiye Rusya ve İran cephesine yaklaşmış olsa da aralarında petrol ve siyasi etkinlik konularında derin çelişkiler bulunmaktadır. Kürdistan’ın Güneyi’ndeki Kürd millet serveti üzerinde benim de hakkım var mesajı verilmektedir.

Kürdistan Güneyinin halkı ve muhaliflerine bir bütün olarak gözdağı vermek istemekte, ‘ya dayatma ve egemenliğimi kabul edersiniz, ya sizleri Türkler ve bu tanklarla ezerim’ demek istemektedir. Kısacası ben bildiğimi yaparım demektedir. Çünkü askeri güç ve üstünlük bendedir diyerek halkı ve muhalefeti korkutmaya çalışmaktadır. Hak ve hukuk tanımam diyor. Askeri güç ile konuşurum mesajı verilmektedir.

Irak-KDP kendi içyapısında İŞID saldırısı, Şengal ve değişik cephelerdeki yenilgisi, yolsuzluk, rüşvet, hukuksuzluk vs. ile sarsılan, güvenini sağlamaya tekrardan kavuşmak için bakın Türkleri de yanımıza aldık, bakın ne kadar güçlüyüz mesajını vermektedir.

Türkiye ve Irak-KDP tarafından oynanan oyun bu…

Tehlikeli bir oyun.

Bu oyunun ortaya çıkardığı gerçek şudur: Irak-KDP’nin Kürd milli politikasını terk ettiği, milli birliği istemediği, diğer Kürd milli güçlere karşı ittifak yaptığı gücün Türkiye olduğudur. Ki zaten Mesud ve Neçirvan Barzani başta olmak üzere Irak-KDP yetkililerin uzun süreden beri; “Türklerle kardeş, dost ve stratejik müttefikiz“ demeleri boşuna değildi.

Bu tutumun Kürd milletine ne gibi handikaplar oluşturduğu konusu kaç Kürd tarafından kavranıldı bilemiyorum, ama Kürdlerin ayağına gelmiş büyük fırsatı boşa çıkaran bir politika olduğu açık ve nettir.

Irak-KDP tarafından sahnelenen oyun bugünle sınırlı değil. Tarihi arka kapanı var. Sadece birkaç örnek vererek konuyu kapatayım.

1967-1968 tarihinde İran-KDP önderlerini öldürerek, bir rumurka koyarak İran Şahı’na göndermek. TUDEH Partisinin 7 önderini öldürmek. Ki bunun 4’dü Kürd idi. 1971 yılında Kürdistan Kuzeyi’nin heriki KDP’sinin önderlerini bir komplo sonucu katletmek. 1980 tarihinde İran Molla güçleriyle birlikte İran-KDP’sine karşı savaşmak. Yüzlerce önder ve peşmergesini öldürmek. 1996 yılında Saddam Hüseyin askerlerini Hewler’e getirip binlerce YNK ve yurtsever Kürdü birlikte katletmek.

Anlaşılan Irak-KDP huyundan vaz geçmiyor. Dünü tekrarlıyor.

Bugünde Türk ordusunu arkasına alarak tüm muhalif güçleri katletmeyi politika ediyor.

Her yurtsever Kürd bu politikaya karşı durma göreviyle karşı karşıyadır.

Tarihsel bir görevdir bu, an tarihi değerdedir bugün…

Kürd devrimciliğinin, Kürdistan yurtseverliğinin gereği budur.

14 Mart 2017