Ortadoğu’daki Mücadele ve Kürtler

1048

Remzi ÇAKIN

Ortadoğu’da siyasetin dengeleri her gün yeni bir boyut kazanarak ilerliyor. Dengeler altüst olmuş durumda. Dışarıdaki aktörler ile içerdeki aktörler gelişen yeni duruma yeni duruşlar sergilemekteler. Gelinen noktada TC’nin dış siyaseti silbaştan çizilmeye başlanacak. Ancak gelişmeler TC’yi geriye dönüşte aynı noktada olmasına izin vermeyecekler. Eski konumlarından birhayli geriye düşüreceklerdir.

Dış güçler kadar iç aktörler de önemli yeni şekillenmede. Dışarıda birinci güç ABD, ikinci güç AB, üçüncü güç Rusya ve müttefikleridir. İç aktörler ise İran, Irak, Suriye, irili ufaklı Arap ülkeleri ve Türkiye’dir. Bu aktörlerin de yumuşak karınları Kürdistan ve İsrail’dir. Birbirine düşman olan bu aktörler, Kürdistan ve İsrail söz konusu olunca bir anda kardeş olabilmektedirler. Tabii ki Ortadoğu’nun önemli aktörlerinden birisi de İsrail’dir. Ancak bu aktör, Ortadoğu’da hep bu devletlerin hedefindedir. Ellerinden gelse bir kaşık suda boğarlar.

Birinci paylaşım savaşında yok edilen ulusların içinde yer alan İsrail, ABD ve Avrupa’nın desteği ile devletini kurdu. Ancak Kürdistan yetim çocuk gibi orta yerde kaldı. Ve bundandır ki yıllardır bölgeye bir istikrar verilemedi. Kürdistan’ın uluslaşmaması sadece dış güçlerin engelinden dolayı değil. Kürtlerin kendi içindeki tutum ve davranışları da engel oldu. Dört ayrı devletin 100 yıllık sömürgesi olan Kürtler, tabiidir ki ayrı ayrı ruhi şekillenmeye uğramışlardır. Bu durum milli bir ruhun gelişmesine engel olmuştur. Sömürgeci devletlerin iç dinamiklerindeki demokratik ve anti demokratik gelişmelerine paralel olarak şekillenmişlerdir. Özellikle bu devletlerin İslam ve Şii oluşları ise daha çok milli olmayı engellemiş, ümmetçi yapmıştır. Tabii ki bu gelişmeleri tek tek devletler bazında ele almak gerekir.

Türk, İran sömürgecilerinin Kürdistan’la olan ilişkisi uzun bir tarihsel geçmişe sahiptir. İkinci Dünya Savaşında kurulan devletler olan Suriye ve Irak için ise farklıdır. Güney Kürdistan mücadelesi hep milli karakterde örgütlenirken Kuzey parçası milli olmaktan çok sınıfsal temelde örgütlenmiştir. Batı Kürdistan ise son 20 yılı saymazsak Güney gelişmesine paralel bir örgütlenme sağlamıştır. Ancak Güney Kürdistan Federe yapısı ile birlikte Türkiye ve İran ile geliştirilen ilişkiler, Birleşik Bağımsız Kürdistan’ın gelişmesinde ileriye değil geriye ket vurmuştur.

Sünni Arapların desteği ile Ortadoğu’ya transfer edilen radikal islamcıların Şam İslam Devleti kurma girişimi, uluslararası güçlerin de Ortadoğu’ya daha fazla zaman ayırmasına neden oldu. Suriye’nin, Irak’ın çatışmalı ortamı sarı alarmdan kırmızı alarma geçmiş oldu. Batı Kürdistan bu yeni gelişme karşısında kendini ciddi bir ilişki ve çatışma içinde bulmuş oldu. Uluslararası destekle birlikte Batı Kürdistan mücadelesi önemli bir mevzii kazandı ve bu kazanım devam ediyor. Kürdistan’ın bu paylaşım yüzyılında önemli bir yer alacağı kesindir. Ancak, Kürt partilerinin dağınık duruşları bunun önünde büyük engel teşkil etmektedir. Elbette bu da mutlaka aşılacaktır. İsrail ve Kürdistan devletlerinin varlığı ve ittifakı ancak Ortadoğu’da Arap, Fars ve Türk sömürgeci emellerini dengeler. Bunun ötesi, Ortadoğu ile birlikte tüm dünya için büyük tehlikedir. Oluşacak olan stratejide Batı Kürdistan denize açılacak ve Federe bir Kürdistan yönetimi kurulacaktır. Güney Kürdistan bağımsızlığa elverişli konumdadır. Bağımsızlık ilanı yapılarak Kürdistan devleti uluslararası camiada hak ettiği yerini alacaktır.

Kuzey Kürdistan milli bir karaktere evirilerek daha etkin bir mücadele verecektir. Doğu Kürdistan silahlı mücadelesi uluslararası destek bularak hız kazanacaktır. Bağımsız Kürdistan, bu parçalardaki anaçekim merkezi olarak güçlendirilecektir. Dizayn, Birleşik Kürdistan ve birleşik bir Arap devleti ile son bulacaktır.

10 Temmuz2016 Taşkent