Nûjiyan Bilim,Kültür ve Sanat Merkezi Açılışını Yaptı

1438

Nûjiyan Bilim, Sanat ve Kültür Merkezi 28.05.2016 tarihinde açılışını yaptı. İstanbul Taksim’deki Merkezinde katılımcıları ve emekçileri ile kuruluşunu ilan eden Nûjiyan, ilk adımını atmış oldu.

Ey Reqîp marşı eşliğinde Kürdistan şehitleri için saygı duruşu ile başlayan açış konuşması ve tüm etkinliği sadece Kürtçe yapılan Nûjiyan;

“Nûjiyan Bilim, Kültür ve Sanat Merkezimiz, tarihimizden ve milli değerlerimizden süzülüp gelen birikimleri yaşatmak ve geliştirmek için siz değerli katılımcı ve konuklarımızla beraber ilk adımını atmış bulunmaktadır.

Hepiniz hoş geldiniz!

Nûjiyan, Kürdistan halkının kadim tarihinden günümüze ulaşan değerler sistematiğinin yeni bir halkası olmak, bu zincire yeni çağdaş değerler katmak için bilim,sanat ve kültür alanında faaliyetlerini yoğunlaştıracak ve bunu kitlelere ulaştırmaya çalışacaktır.

Nûjiyan,Tarih bilincini çağdaş değerlerle buluşturup  yeni kuşaklara ulaştırmanın kurumu ve köprüsü olmak anlamında hem geçmişin mirasçısı, hem de yeninin yaratılmasının bir adresi olmaya çalışacaktır.

Baba Tahirê Uryan’dan, Feqiyê Teyran’dan, Melayê Cizîrî’den, Şerefxan’dan, Ahmedê Xanî’den, Xelîl Xeyalî’den, Cigerxwîn’den, Ferit Uzunlardan günümüze ulaşan tüm ulusal birikimleri yarına ulaştırmak  istiyoruz.

Nûjiyan,bu anlamıyla kültürel ve akademik mücadelenin bir adresi olmak iddiasındadır. Bunun neferi ve zemini olmak için çabasını halkın hizmetine sunacaktır.

Kurumumuz Kürtçe dil çalışmaları, sinema gösterimi, müzik, tiyatro, yayın, akademik çalışmalar ve bu çerçevede çeşitli konferans ve atölye çalışmalarını organize etmeye çalışacaktır.

Nûjiyan, aynı zamanda dayanışma ve paylaşma kültürünü geliştirmek için tüm emekçileriyle mücadele edecek ve bunu toplumsal yapıya taşımaya çalışacaktır. Buradan birlik ruhu ve birliktelik anlayışını geliştirmeye çalışacaktır.

Nûjiyan, genç Kürdistanlı kuşakların entelektüel anlamda kendilerini özgürce geliştirebilecekleri, katkı alıp katkı sunabilecekleri milli bir kurumdur. Bu amaçla oluşturacağımız kütüphaneden yararlanabileceklerdir. Ayrıca kendilerine gerekli diğer bazı olanaklar sağlanacaktır“ şeklinde kendini ifade etti.

Açılışta bir konuşma yapan Fuat Önen;

“Kürtlerin siyasetinde ve Türklerin legalitesinde bir sorun var.Türk devletinin legalitesinde Kürt ve Kürdistan yok, Kürdistan legalitesinde ise  devlet resmiyeti yok. Bu yüzden bizden öncekiler DDKO’yu kurduğunda Kürdistan diyemediler. ‘Doğu’ dediler. Bu sorunu nasıl çözebiliriz? Bizim dönemimizde ise bilincimiz ‘illegaldi’. Ve bu devletin hiçbir şeyini kendimize ait görmedik. O yüzden kendimizi firar sanıyorduk. Ama kendimizi toparlayıp güç kazandığımızda bu devletin Kürdistan’da firar olduğunu kavradık. 

Bu son yıllarda1970’tekilerine göre Kürt hareketleri arasında güçlü bir legalist bilinç yayılıyor. Kim ağzını açsa ‘illegalite iyi değil’ diyor. Kim ağzını açsa ‘silahlı mücadele devri kapandı’ diyor. Sanki normal bir ülkede yaşıyormuşuz gibi. Sanki normal bir ülkede normal bir devletimiz varmış da öyle bir yerde siyaset yapıyormuşuz gibi bir bilinç yayılıyor, Kürtlerin arasında.

Bana göre bu yanlıştır.

Nasıl ki Kürdistan sorununun çözümü Türk Devletinin sınırlarına sığmıyorsa, Kürtlerin siyasi varlığı da legalitesine sığmaz.

 Şimdi ne yapmalıyız?

Bu sahaların hepsi mücadele sahalarıdır. İllegal saha, legal saha vs… Bana göre Kürdistan siyasi hareketi için açık saha hala makul gözüküyor, ama ‘legaliteyi’ değil ‘meşruiyeti’ esas almalıdır. Açık sahada Kürdistan milli mücadelesini sürdürebilmelidir.

Şimdi, bizim geçmişte açtığımız dernekler de kültür sanat adıyla kendini ifade etti ama gerçekte siyaset yapmak için kurmuştuk. Kürt kültürünü geliştirmekten öte Kürdistan siyasetini geliştirmek için bu derneği açmıştık. Ve yüzdeyüz biz de siyaset yapacağız. Bunun yanında Kürt dili, kültürü, tarihi ve sanatı çalışmaları da olacak. Ama ‘ben Kürdüm’ dediğinizde siyaset sahasına geçersiniz. Bu yüzden kimse kurumun siyasetten uzak olacağını düşünmesin. Çünkü kurumun varolması zaten siyasidir.

Dil konusu üzerinde duruldu, Kürt dilinin korunması meselesi devletleşme sorunudur. Kimse bunu başka tarafa çekmesin. Dünyada moderniteye geçildikten sonra, devletleşememiş milletlerin dilleri yokolmuştur. BM ve UNESCO ‘nun raporlarında da olduğu gibi Zazakî yokolma tehlikesi ile karşıkarşıyadır örneğin.

Eğer ciddi ve samimiysek dilin korunması konusunda devlet olmamız gerekir. Devleti çok sevdiğimden değil, benim gibi komünizan bir insan tabii ister ki dünyada devlet falan olmasın ama dünyanın normalinin kendisi devlettir. Bütün milletler devletle kendilerini korumaktadır. Modernite çağında milletler kendilerini devletle yönetir.

 Dilimiz baskı ve zulüm altında çok mücadele etti ama hala dört lehçesi ile ayaktadır. Ağırlıkla köyler, medreseler, kadınlar dili koruyup bu vakte getirdiler. Ama o dönem kapalı bir toplumsal yapımız olduğu için bunu koruyabildiler. Bu gün toplumumuz açık hale geldi. Bu gün  Amerika’da üzerinde pokemon yazan bir tişört çıkıyor, bakıyorsunuz Dêrik’in bir köyünde de bir çocuğun üzerinde  pokemon yazan bir tişört var. Küreselleşmenin sonucudur bu. Dêrikli köylü çocuğun pokemonla ne alakası var diyebilirsiniz. Ama globalizm böyle bir şey işte…

Bunun için Kürt dilinin korunması kürt siyasetinin görevidir. Kürdistan siyaseti dilin önemini anlamalı ve kendi diliyle siyaset yapmalı ve devleşmeyi hedeflemelidir. Bağımsız birleşik Kürdistan kurulmazsa,Kürtler devletleşemezse, her ne kadar dilini konuşsa da o dili korumayı başaramayacaktır. Bu duygularla selamlıyorum sizi, başarılar diliyorum, ve birlikteyiz!…”

İBV Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Önal’ın yaptığı konuşmada,Kekê Fuat Önen’in söylediklerine katıldığını ifade edip  ilaveten şunları dile getirdi;

“Milletine hizmet etmek için bu kurumun açılışında emek veren hepinize teşekkür ediyorun.Kürtlük ve Kürdistan denildiği zaman,bütün sorunlar Kürdistan’ın bağımsızlık sorununa endeksleniyor. Dil’i topraktan ayıramayız.Bağımsızlığı Kürdistan’ın parçalanmasından koparamayız.Bir hançer gibi Kürdistanın böğrüne saplanan o sınırlaraynı zamanda dilimizi ve beynimizi de parçalamıştır.Her tarafımıza vurulmuştur ve bu şekilde dünya coğrafyası üzerinde paylaşılmış bir millet durumuna getirildik.Bunun çözümü için bütünsel tarza mücadele edilmelidir.

Bu şekilde özgür bir dünya bireyi ve milleti ve ülkesi olabiliriz.Bir dünya ülkesi olarak yerimizi alabiliriz.Dolayısıyla bu kurumda dil de siyaset de,toprak sorunu,tarih vb. bütün alanlar ele alınır ve bunun mücadelesi verilir.on parmağın birini diğerinden koparamazsın.Kimisi ben kültüre sanata yakınım ama siyasete uzağım demektedirler.Bu yaklaşım doğru değildir.O gelen darbeler hepimizi ezmektedir.Bu Kürt ve Kürdistan karşıtlığı hepimize zarar vermektedir,ayrım yapmamaktadır.Bundan dolayı elele vermek zorundayız.Diğer bir şey,eskiden aşiretlerimiz karşı karşıya gelirdi,Uluslaşmanın önünü keserlerdi,şimdi de partilerimiz karşı karşıya gelmekte ve neredeyse Kürdistan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğü karşında engel durumuna gelmektedirler.Elbette büyük hizmetleri var,varlıkları da bizim için büyük değerdir ancak en büyük değer Kürdistan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğüdür ve bunun için elele verip her alanda,dil,kültür ve toprak sorunu, iktisatın geliştirilmesi vb tüm alanlarda hizmet edilmelidir. Ümid ediyorum ki bu kurum Kürdistan’ın birliği için elinden geleni yapmaya çalışacaktır. Baskı altındaki tüm kesimler ile,Ermeni,Süryani halk ve inanç kesimleriyle de elelee verip bu mücadeleyi ilerletmeliyiz.Ülkemizin bağımsızlığı ve özgürlüğü için, kültürümüz ve dilimiz için hizmet etmeliyiz,hepinize teşekkür ediyorum.”

Açılış programı müzik ve şiir dinletisiyle sona erdi. Nûjiyan Yönetimi ve emekçileri gelip varlıklarıyla kendilerini onurlandıran herkese teşekkürlerini bildirdi.