Neden Kürtlerin Eliyle Türkleşiyoruz?

863

Haci Artos

“Türkiyelileşme” politikası ile ‘Kürt sorunu’nu çözmek isteyenlerin uğradığı baskı ve tutuklamalarla nasıl bir hüsrana uğradıklarını gördük. 1990`larda ve 2016`da  meclisten atılarak palas pandıras cezaevine gönderildiler. Kuzey Kürdistan şehirlerindeki Hendek veya barikat savaşının sonuçları ortada. Bir söz vardır: „ görünen köy kılavuz istemez.“ Barikat savaşının sonuç vermeyeceği baştan belliydi. Yenilgi ile sonuçlanacağını birçok Kürt aydını yazdı ve söyledi. Buna rağmen böyle bir savaşa girişme kararının alınması, bilinçli olarak Kürt gençlerinin çıplak olarak kurtların önüne atılarak imha edilmesiydi. Harap edilen Yerleşim alanları göçeden Kürt insanının bu trajedisine yine halkın kendisi sahip çıkıyor. Türkiye`de halkın buna tepki göstermesini beklemek aptallıktır. Dünya kamuoyunda zayıf bir tepki gösterildi o kadar. Kürtler sömürgecilerin insafına bırakıldı.

TC Devleti, Koçgiri`den Dersim katliamına kadarki sürede yaptığı katliamlarla Kuzey Kürdistan`da başardığı karanlık dönemi geri getirebileceğini sanıyorsa yanılıyor. Ancak sağladığı korku ile bir süre mücadeleyi zayıflatabilir. Kürtlerin zayıflığı örgütsüzlüktür, hedefsizlik ve programsızlıktır. Yıllarca Kürtlerin beyinlerine „Demokratik Cumhuriyet, halkların kardeşliği, İslam kardeşliği“ gibi saçma sapan düşünceler şırınga edilip, esas mücadeleden koparıldılar. Kürdistan sorununu „Türkiyelileşme“ ile çözme hedefini önüne koymak demek, Kürtlere en büyük haksizliği ve melaneti yapmak demektir. Bu bazı Kürt hareketlerinin ideolojik körlüğü değil, bilinçli olarak yaratılan bir körlüktür. Kürtlerden, gerçek Kürt davasını saklamak için yaratılan sunî bir körlüktür. Ancak bu körlükten aydınlığa çıkmak için alternatif bir güç olmadığından, bu dorumu yaratanlar hala halkı yanlış yönlendirebiliyorlar. PKK ve HDP`nin Türkiyeli bazı Kemalist ve sol gruplarla ittifakı, Türkiye`nin toprak bütünlüğünü esas alan ve Türkiyelileşmeyi peşinen kabullenen politikalarıyla bile, sömürgecilere yaranamadılar. Son HDP tutuklamalarında Kürdistan şehirlerindeki tepkiler çok zayıftı. Kürtlerin HDP`ye sahip çıkmaları belki „Namus belasından“ dolayı olur. Ancak önümüzdeki süreçte HDP „Kürtleşme“ politikasını önüne koymasa sonları bataklıktır.

HDP`lilerin son umutları sanki CHP`dir. Kürt düşmanı Deniz Baykal`ın Ahmet Türk`ün ailesini ziyaret etmesinin altında yatan neden, Kürtleri CHP`ye yönlendirme amaçlıdır. Devletin Kürt politikası aynıdır ve bu politikasını değiştirmek istemiyor. Bunu dile getiren bazı Kürt aydınları, „Türkiyelileştirme“ politikasının sonuna geldik diyorlar. Ben öyle düşünmüyorum. HDP`liler yine Meclise geri döndüler. Devletin yönettiği tiyatronun geri kalan oyununda rol almaya devam edecekler. TC devletinin yaptığı katliamlar, tutuklamalar ve yerleşim yerlerinin tahribatı ile Kürtlere yeni bir balans ayarı vermektir. HDP`nin amaçlarından birisi olan Türkiye`ye demokrasi getirme projesinin de başarılamayacağı ortadadır. Türkiye halkının büyük çoğunluğunun böyle bir talebi yok. Bunu yapacak olan Türk halkıdır, yoksa biz Kürtlerin sorunu değil. Farklı Türk kesimlerinin birbirleri üzerinde hâkimiyet kurma çabalarını biz Kürtlere demokrasi mücadelesi olarak lanse etmeleri gerçeği yansıtmıyor. Türk partileri arasında seçim yapmak Kürtlerin yararına değil. Türk partileri birbirlerine düşman bile olsalar, Kürtlere karşı politikaları ortaklaşadır.

Kürtlerin kavgası toprak, yani bağımsızlık kavgasıdır. Bunun dışındaki tüm talepler Kürtleri yanıltmaktan, yanlış yönlendirmekten öteye gitmeyecektir…

26.11.2016