Musul’umuza Bakarken

754

Necat Demirci

Kürdistan toprağı Musul’a ağız dolusu öfke ile bakan egemen Türk devletine ve onun ”sivil” erlerinin söylediklerine bakınca, Kürdistan’a hangi göz ile baktıklarını da görüyoruz.

Bu tarihsel bir ayrışmadır da.  Sömürgeci Türk devletinin hümanistlerine, aydınlarına, yazarlarına, şairlerine, gastecilerine (!), medyasına bakmamız yeterlidir.

Her türlü hile ile, Kürdistan pêşmergelerini itibarsızlaştırma, her türlü dezenformasyon ile Kürdistan topraklarına ve Kürt ulusuna duydukları nefrete şahidiz, tekrar ve tekrar! Çünkü Kürdistan ülke gerçekliği varolduğu sürece, işgalci ve sömürgecinin tarihsel motivasyonu hiç değişmez; yok etmek, tarihten silmek!

Türk devletinin egemenliği altındaki Kürt illeri yakılıp yıkılırken de aynı idi. Önce sivil kyafetli özel savaş uzmanlarını ”barış” için, hümanizm adına yolladılar. Ölülerimizin üstüne üşüştüler, bizler Kürt olduğumuz için, ülkemiz Kürdistan olduğu için öldürülürken, onlar egemenlerini ne istedi ise onu yaptılar, sırf ulus ülke bilinci kök salmasın diye.

Şimdi yine Kürdistan’ın bir başka toprak parçası, yine Türk devletinin öz evlatlarından (IŞİD) kurtarılmak için bir savaşa girişildi. Savaşa taraf olan her gücün kendi motivasyonu var. Koalisyon güçlerinin kendi motivasyonları, Irak ordusunun kendi motivasyonu, elbette Pêşmergenin ise ülke gerçekliği ve ulusal savaşı var. Kimse bunu gölgelemeye yeltenmesin. Tarihin orta yerinde ülkemiz üzerinde egemenler hesaplaşıyorlar. Bunu asla görmezden gelemeyiz. Ne Irak ordusunun bu savaştaki rolü ve amacı, ne de koalisyon güçlerinin bu savaştaki rolü ve amacını asla göz ardı etmeden. Türk devlet başkanı Irak ordusunun Şia ordusu olduğunu ve Sünnilere karşı bu savaşta yeraldığını haykırdı, tüm ”sivillerine” ve elbette tüm ideolojik aygıtlarını yönetenlere. İstedikleri, Kürdistan topraklarına bir de mezhep savaşları sokarak, Kürt ulusal gerçekliğini ve Kürdistan ülke gerçekliğini yine başka bir strateji ile yok etmek. IŞİD’in içindeki subaylarını askerlerini korumak için, Kürdistan toprakları üzerinde yayılmak için tüm gücünü ve diplomasisini seferber etmiş bir Türk devleti ve gerçekliği vardır. Çünkü bir parça Kürdistan’ın özgürleşmesi demek, ulusal bir uyanış da olacaktır. Bunu engellemek için her türlü kirli savaş stratejisini uygulamaya sokmuş durumda. Barzani ile tüm diplomatik ilişkisini de böyle okumalıyız.

Egemen Irak ve Türk devletinin bundan sonraki en önemli argümanı Musul’un demografisi olacaktır. Son nüfus dağılımları üzerinden Kürdistan ülke gerçekliği üzerine tüm dezenformasyonunu da devam ettireceklerdir. İşte Kürt entelijensiyasının en donanımlı ve hazırlıklı olması gereken savaş alanı da budur. Çünkü fiili savaş bile politakanın silahlar ile şiddet ile sürdürülmesinden ibarettir. Kürdistan’ın diğer şehirlerinde olduğu gibi, Musul’un da demografisi değiştirilmiş Kürt şehirlerinden bir tanesidir. Yani soykırım suçu işleyerek, pogrom ile, savaş suçları ile Musul’un nüfus yoğunluğu, Kürt öznesinde seyreltilmiştir. Ancak bu toprakların Kürdistan toprağı olduğu ise tarihsel gerçeklik ve haklılık noktamızdır. Bu yüzden IŞİD temizlendikten sonra savaşın süreceği politik – diplomatik alan şimdiden belirlenmiş sömürgeciler tarafından.

Peki biz buna ne kadar hazırlıklıyız?

Ne yazık ki şu an Kürdistan’da hesaplaşan egemenlerin türlü amaçları, stratejileri ve motivasyonları varken, Kürdistanlılar parti hegemonyalarına bilinçlerini teslim etmişler, ve kimisi sömürgeci Türk devletinin, kimisi Irak’ın etkisi, kimisi de yine bir işgalci olan İran devletinin dezenformasyonlarına, savaşı sürdürdükleri yöntemlere bilinçlerini teslim etmiş durumdalar. Oysa pêşmerge ordusu Kürdistan ordusudur. Tıpkı kuzeydeki savaşçılar gibi. Ülke gerçekliğimizden başka şu an sarılacağımız başka bir gerçeklik yoktur. Savaşı mezhepler üzerinden sürdürmek isteyen egemen güçlere karşı ortak ve ileri tarih bilinci ile, Kürt ulus ülke gerçekliği ile karşı çıkabiliriz. Bugün Türkiye’li ”yoldaşların”, Türkiye’li aydınların sessizce Kürdistan’da sürdürülen savaşı izlemesi ise çok önemlidir. Çünkü onlar da, Kürdistan ülke gerçeklerine egemen ulusun üst kimliği nasıl bakıyorsa, işgalci Türk devleti nasıl bakıyorsa, sömürge ideologları nasıl şekillendirdi ise, işte aynen öyle bakıyor.

Bugün söyleyebileceğim tek şey, Kürdistan’da süren savaşta, tarafımın açık seçik Kürdistanlı pêşmergelerden yana olduğunu deklare etmek, Kürdistan’ın özgürlüğünü en yüksek sesle haykırmaktır.

Bijî Kurd û Kurdistan, her bijî Peşmerge, her bijî azadiya Kurdistan…

 

TEILEN
Önceki İçerikMusul Yarası
Sonraki İçerikMusul Ey Musul!