Musul’da Askeri Zaferin Diplomatik Zafere Dönüşme Sorunsalı

689

Rojhat Badikî

Dün NRT TV tartışma programını izledim. NRT bağımsız bir tv kanalıdır. Birçok bağımsız aydın araştırmacıların makale ve görüşlerini düzenli bir şekilde izliyorum, Kuzey Kürdistani facebook sayfalarına yansıtılan görüş ve düşünceler ile Güney Kurdistan bağımsız aydın-yazar- araştırmacı analistlerin farklı dünyada yaşadıkları anlaşılıyor.

Daha önce çeşitli defalar dile getirdim; savaşa katılan taraflar arasında IŞID savaş sonrası ve Musul’ un geleceğine ilişkin ”Siyasi” bir antlaşma yok, var olan askeri işbirliği antlaşmasının savaş sonrası geçerliliği olmayacak. Öyle görülüyor ki, Kürdistan yetkililerinin ne Musul savaşı ne de Musul sonrası sürece ilişkin ulusal stratejik programları bulunmuyor..

Gerçi Sayın Barzani de açık bir şekilde Pêşmerge ve Irak askerlerinin aynı cephede kan döktüklerini bunun Irak ve Kürdistan arasında olumlu işbirliğinin ilk adımları olmasını dilediklerini belirtmişti.

Kürt askeri başarılarının siyasi bir garantisi yok.

Askeri başarının teminatı, pazarlık masasında elde edilecek siyasi-politik pazarlıkların başarısı ile elde edilen askeri başarılar ancak garanti altına alınabilinir.

Kürdistan politik cephesinde tarihsel ve aktüel olarak yaşanan eksiklik budur. Ya pazarlık masasına alınmamışlar ya da sömürgeci güçlerin tezlerini destekleyecek ‘’yedek’’ güç olarak masanın bir kenarında tutulmuşlardır.

Pêşmerge güçleri Musul’ a girmeyecek ve Musul’ ın geleceğini Irak hükümeti belirleyecek. Musul’ a girecek ve kontrolü alacak güçler Irak askeri ve Federal Polis olacaktır, bunun dışındaki güçler Musul dışında kalacaklardır.

Kürt insanları Pêşmergelerin kahramanlığı-yiğitliği, şehid vs duygusal tartışmaları bir yana bırakıp savaşın siyası-politik sonuçları ve Kürt politik dünyasını ve ulusal kurumların ”parçalanmışlığı ve Kürdistan davasına yansımalarını” tartışmalıdır.

Musul operasyonu, Kürtler açısından destansı askeri başarılar getirebilir ama siyasi-politik başarıları getireceği noktası muğlaktır.

Musul operasyonu, Hewlêr-Bağdat arasında barışın ilk adımı olmayıp çelişki ve çatışmaların başlayacağı ilk kıvılcımları olacaktır. Bugüne değin Bağdat ve Hewlêr arasında yaşanan temel sorunlar çözülmeyip sürekli ertelenilmiştir. Musul’un alınmasından sonra, Bağdat’ ın kendine olan güveni daha da artıp Kürdistan’ la olan sorunlara daha farklı bir temelde yaklaşacaktır.

Kürdistan’da yaşanan siyasi, politik, ekonomik kriz ve stratejik kararların alınıp-meşruluk kazandırılacağı ulusal birliğin sembolü olan Kürdistan parlamentosunun kapısına kilit vurulması ve Türkiye-İran ile olan bağlantılar ”Kürdistan davasının” prangalarıdır’.

Birlik, ulusal stratejik program ve ulusal kurumların konumu; ulusal kazanımların teminatı ve prangalardan kurtulmanın anahtarıdır ve Kürdistan politik dünyasının başaramadığı da budur.

Asıl tartışılması gereken konular bunlardır.