MİLLİ SİYASETSİZLİĞİN SONU!

235

H.Hüseyin Yıldırım

“Körler ve sağırlar birbirini ağırlar“ diye bir deyim var. Tıpkı Irak-KDP/Barzaniler ile Türklerin ilişkisi gibi.

Sovyet Blok’un dağılmasıyla ABD öncülüğünde tek kutuplu bir dünya süreci başlatıldı. Ortaya bir proje konuldu. İlk etapta BOP (Büyük Orta Doğu Projesi,“ sonra GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) olarak isimlendirilerek ABD’nin 21. Yüzyıl Projesi olarak takdim edildi.

Projeye göre Fas’tan başlayıp Pakistan’a kadar 22 devlet yıkılacak, yeni sınırlar belirlenecek, yeni devletlerin doğacağı öngörüldü…

Startı Afganistan’da verildi. Irak’ta devam etti. Arkasından “Arap Baharı“ denilen süreç başlatıldı. Suriye’de devam ediyor.

Bu arada İran ve Türkiye’ye her ne kadar ‘düşük yoğunluklu’ yüklenmeler olsa da esas yönelim şimdilik masadadır. Onlar şu an sırasını bekleye dursun, Projeye göre eski statüko ve düzenler tasfiye edilecek, yeni bir sistem inşa edilecektir.

Bu proje Irak’ta uygulanmaya başlayınca Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran devletlerin biyo-kimyası bozuldu. “Ülkelerinin böleceği“ korkusu başladı.

Planı uygulayan eski “stratejik müttefikleri“ ve efendileriydiler.

Önceleri “bu bize yapılır mı?“ diye mırın-kırın ettiler. Baktılar dinleyen yok, bu kez planı güçleri oranında bozmaya çalıştılar. Engellemeye çabaları halen de devam ediyor.

İşin ucunda “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün’’ berheva edilmesi var, kolay değil cidden. Zira kendi var oluşlarını Kürdlerin yok sayılması üzerine inşa etmişlerdi ve uygulanan planlamada Kürd devletinin doğmakta olduğunu gördüler. Böylece ‘Beka Sorunu’ nevrozu bünyeyi kavrayarak sarstı, sarsıyor…

Bunu gelişmeyi engellemek üzere bir yığın karşı plan ve proje devreye koydular. İşi psikolojik savaşa kadar yükselttiler.

GOP’un sahiplerine güç yetiremeyince bu defa Kürdlere abanmaya, yanı sıra tehdit etmeye başladılar. “Kardeşiz, komşuyuz“ belagatına sarılmaktadırlar. Bu politika ile Kürdleri devşirmeye başladılar. Kısmen başardılar da. Barzanileri bu plana ortaklaştırdılar. Kürdlerin devletleşmemesi için birlikte uğraş verip duruyorlar. “Türklerle kardeş, dost, stratejik müttefikiz“ deyip yaranmacı bir politikanın sürdürücüsü oldular.

Bunu halen de yapıyorlar.

Kürdistan’ın Kuzeyinin Kürdlerine ‘Türklerle barışın, sorun çıkarmayın’ telkinlerinin yanı sıra kendileri için de ‘Türkiye’ye katılma’ politikaları oluşturdular. Türklerle birlikte yaşamanın Kürdler açısından ‘nur nimet’ olduğunu vaaz edip duruyorlar.

Birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana Türkler; “Nihayet ABD bölgenin asli unsuru değil, yabancı dışsal güçtür, bugün var, yarın yok, geldiği gibi gidecek, Kürdlerle Türkler kalacak, Kürdler bugün ABD’nin planını desteklerlerse bunun bedeli ağır olur“ tehditini ileri sürüp geldi bu güne.

Görünen o ki bu tehdit ve muhakeme Irak-KDP/Barzaniler tarafından onay görüyor.

Büyükler boşuna “Körler ve sağırlar birbirini ağırlar“ dememişler.

Türklerle bu kadar içiçe geçersen onların politikasının dümen suyunda boğulursun, zira ne kıyısı ne de limanı olmayan kanlı bir derya orası.

Umalım boğulmazlar…

Uluslararası Kriz Grubu bu konuyu inceledi ve şu yorumlarda bulundu;

“Kürtler ABD’nin çekilmesi ile oluşacak çatışma ortamında Türkiye’ye katılmayı tercih ediyor. Barzani’nin kalem müdürü de ’Türkiye’nin koruması ile rahat ederiz.’ Mesud Barzani’nin özel kalem müdürü Fuat Hüseyin, “Eğer Şiiler İran’ı, Sünniler de Arap dünyasını seçerse, Kürtler de Türkiye ile yakınlaşırlar. Türkiye’nin de Kürtlere ihtiyacı olur. Birbirimizi sevmiyoruz ama sevmeye de ihtiyacımız yok. Amerika Bağdat’dan geri çekildiğinde, çatışma yaşanacak, Türkiye’nin de başka bir şansı olmayacak. Kürtler bu şartlarda Türkiye’nin koruması altında rahat ederken, bunun karşılığında Türkiye, Kerkük’teki dev rezervler dahil, Irak’ın kuzeyindeki bölgenin petrol ve doğal gazına doğrudan erişim imkanı elde edecek ve dolaylı yollarla Kerkük‘e sahip olacak.’

Kürt Bölgesel Hükümeti’nin bir Bakanı ise;

‘’Bağımsız olmamız gerekiyor. Ama bu mümkün değilse, Irak’tan çok Türkiye ile birlikteliği tercih ederim. Irak demokratik değil. Bunun için en iyi yol Kürdistan bölgesinin Türkiye’nin yeni Musul eyaleti olarak bir parçası olması, Türkiye’nin ise AB’ye katılması’ dedi.“

Irak-KDP/Barzanilerin bu politikası yukarıda izah ettiğim Türklerin hem devlet düzeyinde ve hem de yazar-çizer takımı çevrelerince Birinci Körfez savaşıyla biklikte bıkmadan, usanmadan Kürdlere empoze etmeye çalıştığı bu politikaya teslim olmanın sonucudur.

Irak-KDP/Barzanilerin uzun süreden beri dillendirdikleri bu düşünce kendi resmi politikalarıdır. Bu nedenle Irak-KDP/Barzaniler diğer Kürd siyasal güçlerle birlik olup milli bir konsensus oluşturarak bağımsızlık politikası üretmeyi değil, “Kürdleri Türkiye’nin koruması altında rahatlatmak“ politikasını üreterek bağımsızlık söylemiyle gerçek bağımsızlık umutlarını tüketmektedirler.

Kuzeyli Kürdlerin bir kesimi de bugünden yarına Irak-KDP/Barzanilerden bağımsızlık ilan edecekleri beklentisindedirler. Bunlar hangi dünyada yaşıyor anlamak mümkün değil. Ne Türkiye’yi tanımak istiyorlar, ne de ABD’nin uygulamaya koyduğu GOP’nı anlıyorlar. Türkiye, Kürd milletinin egemenliğini gasp etmiş sömürgeci bir ülkedir. Soykırım dahil her insanlıkdışı uygulamanın sahibidir. Bu politikasından vazgeçmiş de değildirler.

ABD’ye gelince bölgede kalıcıdır, bu manipülasyonlar Türk ve İran devletinin kozmik odalarının ürettiği psikolojik harp envanterinin zihinsel yansımasıdır.

ABD’nin bölgeden çekip gideceğini kim söylüyor? Bunu söyleyen Türk ve İran devletidir. Birinci derecede buna iman eden de Irak-KDP/Barzanilerdir.

Dünya’nın Türkiye’yi tecrit ederek karantinaya aldığı bu süreçte Irak-KDP/Barzaniler Türklerin vagonuna eklenip gidelim diyor.

Kürd milletinin çıkarlarını Türklerle girdikleri ilişkilerle uğursuz pazara çıkarmışlar. Kürd milletinin tarihsel çıkarları onları ilgilendirmiyor. Birey, aile, aşiret, parti ve oluşturdukları petro-dolar zümresinin egemenliğindeki parçamızın geleceğini Türkiye ile ortaklaştırmaktadırlar.

Milli siyasetsizliğin sonu budur!

8 Nisan 2017