MİLLİ KENETLENME VE HUKUK

552

H.Hüseyin Yıldırım

Irak-KDP ve YNK’nin Merkez Kanadı bazı güçleri de yanına alarak 25 Eylül 2017 tarihinde “Bağımsızlık Referandumu“ kararını aldı.

Bu karar hem Kürdler ve hemde uluslararası alanda tartışılıyor. Kürdlerin Bağımsızlık Referandumu’na başvurması bir haktır. Sömürgecilerimiz dışında kimse buna karşı değildir. Tartışılan bu kararın iç ve uluslararası hukuka uygun olup olmamasıdır. Uluslararası karar kılıcılar açısından zamanı mı, değil mi boyutu tartışılmakradır.

Irak-KDP, uluslararası alanda epey diplomatik çaba sarfettiler. Kararın kamuoyuna deklare edilmesiyle anlaşılıyor ki uluslararası bir güçten destek alınmış değildir. Yanı sıra iç birlik de sağlanmış değildir. Birçok çevre, “Bu koşullar oluşmazsa referandumda sonuç ne çıkarsa çıksın sorunlu olacaktır,“ diyor.

Irak-KDP ve YNK Merkez Kanadı buna gözünü kapatmış işi emrivakiye getirmeye çalışıyor. Anlaşılan aceleleri var. Aceleleri Kürd millet çıkarlarından öte bu iki gücün içte ele geçirdikleri Kürd millet servetini bu yöntemle hortumlamayı sürdürme amacıdır.

Bu mevcut yönetim tarzı hem içte, hem dışta eleştirilmektedir. Bunu aşmanın çabası olarak referandum yöntemine başvurulduğunu birçok çevre dile getirmektedir.

Bu koşullarda Bağımsızlık Referandumu olsa ve halk bağımsızlık yönünde iradesini belirlese ve mevcut yönetim bağımsızlık ilan etse dahi eğer uluslararası güçler bunu kabul etmezlerse büyük sorun ortaya çıkar. Uluslararası alanda hukuki olarak tanınmayan bir statü oluverir. Karşımıza Kuzey Kıbrıs örneği çıkar.

Bu durum kuşkusuz mevcut yönetimin keyfi uygulamalarını kolaylaştırır ama Kürd milleti açısından uluslararası alanda büyük sorun yaratır. Buna yol verilmemelidir. Bunu aşmanın şaşmaz iki koşullu var. Birincisi; içte milli birliğin sağlanması, kararın ortak alınması, hukuka, mevcut yasalara uygun olması, ikincisi; uluslararası güçlerin desteğinin alınmasıdır. Bu iki koşul yerine getirilirse Kürd milleti çağdaş milletler camiası içinde bağımsız olarak yerini alır.

Umalım ve temenni edelim ki Güneyli siyasal güçler, iç ve dış hukuki prosedür neye yol veriyorsa buna uygun hareket etsinler. Yoksa daha büyük sıkıntılara yol açabilir. Bu noktada hassas olunmalıdır. Hiçbir yurtsever Kürdün bağımsızlığa karşı çıkması mümkün değildir. Bu konuda başıbuyruk davranmak, işin sadece volantarist boyutunu öne çıkarmanın ciddi bazı hasarlar yaratması da pekala mümkün. Yanlış bir yöntemin doğru bir amacı berheva edebildiği tarihteki sayısız örnekle ortadadır.

En azami sonucu almak için milli birliğin sıkıca kenetlenmiş olması şarttır. Bu uluslararası güçlerin ve hukukun Kürtlerin lehine işletilmesinin en önemli kriterlerinden biridir.

17 Haziran 2017