MALAZGİRT SAVAŞI’NIN İÇYÜZÜ VE GERÇEKLER

2690

Davut Kurun

Türk resmi tarihi ve ulus bilinci, sultan Alparslan’ın Malazgirt zaferi ile Anadolu’yu kendine yurt edindiği ve yerleştiği şeklindedir. Gerçekler ve belgeler bunu yalanlıyor. Yorum yapmadan sadece gelişmeleri koyalım.

Önce Malazgirt savaşının sebeplerine ve geliştiği ortama bakalım.

Türk kabileleri zorlu savaşlar sonucu 9. ve 10 yy’da İslamlaştılar. İslami kural ve halifenin emri gereği artık bir İslam gücünün başka bir İslam ülkesini ve halkını gasp ve yağmalama hakkı yoktur.

Mervani krallığı türk akınlarına ve yağmacılara karşı halifeden ve Musul’daki Kürt beyinden yardım isterken aldığı yanıt; ”sen bir hudut Emirisin, para ve mal ver, kendine yaklaştır. Kafirlere karşı şavaşlarda onlardan yararlan. Yağma için kafir ülkeye gönder”. Öyle de olur…

Gerek Selçukî devlet yetkilileri gerekse de Bizansla sınırı olan Ermeni ve Kürt kralları Türkmen Beylerinden yararlanır, paralı asker ya da köle asker olarak Bizans şehirlerine gönderirler. Çünkü bu yağmadan herkes yararlanmaktadır. Kuşatılan bir Gürcü prensine Tuğrul’un komutanı; ”yağma edilecek bir yer göster, elimizi boş gönderme” der ve Gürcü kılavuzla birlikte Pulur‘u yağmalarlar.

Akıncılar Hem Selçukiler döneminde Anadolu’da hem Osmanlılar döneminde Avrupa’da Hıristiyan dünyasında vur-kaç taktiği ile ani baskınla bir şehri yağmalayıp geri çekilirler. Bu nedenle Uc Beyliği her zaman çok karlı bir alan olmuştur. Bizans’a İlk Türk akını Ermeni kaynaklarına göre 1029 Çağrı Bey yapmıştır. (Cahen, pre-Ottoman. Turkeiy, s.67)

Alparslan 1070’de Bizans ülkesine üç koldan saldırı ile yağmaya başlar. Kuzeyde 13 yaşındaki oğlu Melikşah ile Vezirini Şeddadi devletinin desteği ile Ermeni ve Gürcü şehirlerine saldırır ve Anî kalesini ve Tiflis’i Şeddadilerden Kürt Beyi Fadlun’a verir. Eniştesi olan Afşini İç Anadolu’ya, kendisi ve aynı zamanda kardeşi olan saları ile (vergi toplayan) yukarı Mezopotamya ve Suriye’ye akınlar düzenler.

Alparslan Kürt beylerinden ve şehirlerinden vergi alamıyor ve talan yapamıyor. ”Silvan’ı kuşatan Mervanilerin direnişi ile şehre giremeyen Alparslann ablukayı kaldırmak için 300 bin altın istiyor. Mervani Emiri şu cevabı veriyor: “Para verirsen yarın bir başkası, öbür gün bir başkası gelecek. Üzerine öyle bir kapı açılır ki artık sonuna kadar kapatamayacaksın” der ve salar’ın başını keser. (İbnül Ezrak. Mervani Kürtleri tarihi.s.176)

Alparslan Kürd şehirlerinde talan yapamayınca Hıristiyan şehirlerine Urfa, Maraş, Antakya ve Haleb’e yönelir. Urfa surlarını kuşatan Alparslan’ın askerleri şehre giremeyince homurdanmaya başlarlar. Daha kolay yağmalayacakları Maraş’a yönelirler, ancak Maraş bir hafta önce Afşin komutasındaki Türk akıncılarca yağmalandığı için, aç kalırlar ve Antakya’ya yönelirler. Bizans ordusunun üzerlerine geldiğini duyan Alparslan hızla geri döner. Ancak Fırat kenarına gelince askerleri ”bu kış evimize erzak göteremiyoruz ” diye isyan eder. Sıbt İbnül Cevzi Alparslanın kaçtığı, geriye deve at ve hayvanlarını bıraktığını ordusunun dağıldığını kendisine sadık köle askerlerden sadece 2 bin (kimisine göre 200) kişi ile Mervani Emirine sığındığını geniş bir şekilde yazar (aktaran D.Avcıoğlu, türklerin tarihi, c.4,s.1547)

Normal olarak Mervani Emiri’ni cezalandırması gerekirken, onu Sultan yapar .”Ben karına ve kızkardeşine seni sultan yapma sözü vermiştim. Ne var ki bizim yalnız bir sultanımız var. Sen de Emirlerin sultanısın ‘‘ der.(İ.Ezrak.age.s176)

Alparslan Bizans ordusuyla savaşma durumunda değildir.

Bizans kralı Romanos İslam bayrağı altında yağma talan yapan Türk akıncıları karşısında çaresiz kalınca 500 bin kişilik bir ordu ile sefere çıkıyor. Kürt Emirleri Romanos’a karşı kendi topraklarını savunmak için Selçukilerden ve Badat’taki Abbasi Halifesinden ve Mısır’daki Şii halifesinden yardım isterler. Ancak yardım gelmiyor. Bizans şehirlerini yağmalayan Türk akıncıları ise din değiştirerek Romanos’tan af dileyerek Bizans ordusuna katılırlar.(D.Avcıoğlu. Ağe..1552) Türk tarihcileri bizans safına geçenlerin sayısının 15 bin olduğunu söyleseler de daha fazla olması gerekir. Alparslan’ın eniştesi Erbagsan, büyük bir Türkmen gücünün başındaki Selçuki komutanı Afşin, Navekiye Türkleri, Türk tarihçilerinin övündüğü Kutulmuş’un babası Aslan Yagbu komutasındaki Türkler, Malazgirt’te Kürtlere karşı Romanos’un ordusunda savaştılar.

Alparslan da yanındaki köle askerlerle hem Kürtlere sığınmış hem de el altından Romanos’a Elçiler göndererek barış ve işbirliği öneriyor. Romanos Elçiye ”Çok geç, reyde görüşürüz, barışı orda yaparız ” der. İran’ın içlerine girerek Türkleri Ortaasya’ya sürmek ister. Ebu’l Farece giren Alparslan Romanos’a barış karşılığında Ahlat ve Erciş kalelerini vermeyi vaad eder, red cevabı alınca, çaresiz Kürtlerin safında kalır. ”savaştan önce sultan sık sık münecimlere danışır. Sık sık ağlar, komutanları ve asker hep birlikte ağlaşırlar. Şimdi burada ne buyuran bir Sultan ne de buyruk alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim ve sizinle birlikte savaşacağım. ‘dönmek isteyen dönsün. Tanrıdan başka hükmeden bir sultan yoktur der ve sık sık bakara süresi okur” Ahbaru’d devleti selcukeye. Akt. Age. S1556)

Kürtlerin saflarında, 4 bin Türkmen askeri, 4 Ani Ermeni askerleri, 40 Kürt Emirliklerinin askerleri, Bizans Romanos komutasındaki orduda, köle ve ücretli Türk askerler, uz,oğuz, Navekiye Türkmenleri, Afşin ve Erbogsen komutasındaki Türk akıncıların toplamı ise 15 bin (Türk tarihçilerine göre) Türk bulunmaktadır. Savaş meydanında ilk saldıran da bu Türk birlikleridir. Zaferden sonra Kürt beylikleri Esir aldıkları Romanos’u Alparslan’a vererek yurtlarına çekilirler. Alparslan ise Romanos’u Bizans vasalı olarak serbest bırakıyor. Rey’e dönen Alparslan asker toplayarak Kürt beylerine saldırıyor. Harizmli Kürt beylerinin ellerindeki kaleleri alıyor. Yusuf adındaki bir kale beyi esir edilerek huzurda kazıklara bağlanarak öldürülmek isteniyor. Yusuf; ”hey korkak bir Bey böyle mi öldürülür” deyince sinirlenen Alparslan ok nişanı alıyor ve çözün diyor. Yusuf bir hamleden Alparslan’a hançer saplıyor ve Alparslan Malazgirt savaşından bir sene sonra ölür.

Kısaca malazgirt savaşı Türklerle Bizans arasında değil ve zaferi kazanan da Alparslan değil. Savaşa sebep olan Türkmen akınlarıdır ve Kürtlerin, içinde Türk güçlerinin olduğu Bizans ordusuna karşı kazandığı bir zaferdir. Bizans ordusu dağıldıktan sonra artık Türk akınlarının önünde bir engel kalmaz ve ”çekirge sürüleri gibi, kimi 200 bin bazı Türk tarihçilerine göre de 600 ile 800 bin arası Türk Anadolu otlaklarına gelmiş ve zamanla yerleşmiştir. O tarihte Anadolu’nun nüfusunun 6 milyon olduğu söylenmektedir. Osmanlı devleti ile de Türklerin, Trakya ve Avrupa kıtasına akınlar yaparak yağma ve talanları sürer gider. Bugünkü Türk Cumhurbaşkanının da akıncılık geleneğinden gelme biri olduğunu hatırlatmak gerekir. Bu geleneği iyi incelemek gerekir.

14.12.2016