Madame Mitterand’ın Kürdistan Parlamentosundaki Konuşması

1050

Kürd Dostu Madame Mıtterand’ı Ölümünün 4. Yıldönümünde saygıyla anıyorum.. Bu vesile ile Kürdistan Parlamentosunda yaptığı konuşmayı yayınlıyorum!

Madame Mitterand yıllar once Kürdistan Parlamentosunda uzun bir konuşma yapmıştı. Bu konuşma Madame Mitterand’ın yıllar boyunca Kürdlere, Kürd davasına ve Kürdlerin geleceğine ilişkin görüşlerinin özetiydi. Bu konuşmayı çevirip yayınlamıştım. Bu konuşmayı Madame Mitterand’ın bugün bizi fiziki olarak terk etmesi vesilesiyle yeniden yayınlıyorum. Kürdler Madame Mitteran ile birlikte değerli bir dostunu ve dava savunucusunu yitirdi. Toprağı bol olsun!-Aso

Madame Mitterand’ın Kürdistan Parlamentosunda Yaptığı Konuşmanın Tam Metni;

“Değerli Parlamento Başkanı,

Değerli Parlamento Üyeleri,

Bugün burada sizinle konuştuğumdan dolayı çok mutlu ve sevinçliyim. Benim seçilmiş meclis üyeleri karşısında konuşmam çok enderdir. Fakat Kürdistan’da kendimi ülkemde olduğumu hissediyorum. Biz bir aileyiz. Bu duygularla size bazı şeyler söylemek istiyorum.

Sizler halkın temsilcileri olarak seçildiniz.

Her şeyden önce sizleri kutluyorum. Ayrıca Kürdlerin dostları ve arkadaşları Kürdistan’da yapılan demokratik ve özgür seçimlerden dolayı onur duyduklarını burada size iletmek istiyorum. Parlamento’da kadın oranının çokluğundan dolayı çok mutluyum. Hatta Kürdistan Parlamentosundaki kadın oranı Fransa Parlamentosununkinden daha fazladır. Bu da şu anlama geliyor ki, tüm toplumsal, dinsel ve dilsel yapılamaları temsilcilerini özgür bir şekilde Parlamentoya göndermişler.

Bu çok renklilik bir zenginlik ifadesidir. Parlamento için gurur yeri ve başı dik olmanın ifadesidir. Ayrıca Parlamento’da muhalefetin varlığı gelişmiş ve sağlıklı demokrasinin ifadesidir. Çünkü demokrasi her ne kadar özgür ise de yalnızca ara sıra yapılan bir seçim değildir. Demokrasi, farklı düşünceleri olan halk kesimleri arasındaki tartışma kültürüdür. Ayrıca demokrasi sistemi iktidar ve opozisyon arasında balansı sağlıyor. Demokrasinin iyi işleyebilmesi için güçlü kurumlara ihtiyacı var, uygar ve aktif bir topluma, bağımsız yargıya ve özgür, ama sorumlu medyaya ihtiyacı var.

Söylemek gerekir ki, Kürdistan demokrasi bazında gözle görülür ve önemli ilerlemeler sağladı.

Kürdistan’a ilk gelişim sırasında sahip olduğum canlı anıları hala hatırlıyorum. 1991 yılının nisan ayının sonunda İran Kürdistan’ı üzeri sizleri görmek için geldim. Saddam Hüseyin’in ordusunun baskı ve zulmünün korkusundan kaçan ve göç eden insanları yollarda görüyordun. İran hükümetinin temsilcisi sınıra kadar bana refakat etti. Oradan itibaren kaçak olarak sınırı geçtim. Mesud Barzani’yi ve bir kaç devrim temsilcisini Haci Umran’da her tarafına min yerleştirilmiş bir ova da gördüm.Yapılan o perişan göçün resimlerini çektim. Bu görüntüler, 1989 yılında Türkiye Kürdistan’ının Mardin, Diyarbekir ve Muş kamplarında Enfal operasyonlarından ve kimyasal silahlardan kaçan insanların görüntülerini gözlerim önüne geldi. Bu resim ve görüntüler, dünya ve Fransız kamuoyunun üzerine büyük bir etki yaptılar. Fransa, Kürdistan’ın savunmasını ön gören Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Uçuşa Yasak Bölge’yi öngören 688 sayılı kararın alınmasında etkili bir rol oynadı. Bu, BM tarihinde Kürd halkından sözeden bir ilk karardı. Yani uluslararası diplomasi bazen dünya ezilen ve zulüm gören halklarada bir göz atabiliyor. Onlarca yıl boyunca ezilen ve katliama uğradıktan sonra kısa bir dönem de olsa BM Kürdleri farkedebildi ve yardım etme elini uzattı. Büyük güçlerin çıkarlarını korumak için bağımsız devletlerin içişlerine karışmama bahanesine rağmen, BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı 688 kararı bazı eksiklikleri içermesine rağmen, bu karar Kürdlerin kendi evlerine ve topraklarına geri dönmelerini sağladı, ilticacı, derbeder ve göçmen olmanın yolunu kesti ve ayrıca kendi geleceğini elline almayı sağladı.

1992 Temmuz ayında Kürdistan’a gelişimi hatırlıyorum. O dönem seçimlerden sonra Birinci Kürdistan Ulusal Birleşik Hükümetinin oluşumunda hazır bulundum. Harebe ve yıkılmış bir ülkeden geçtim. Benim kurumum dahil bir kaç tane Hükümetlere bağlı olmayan (NGO) kurum çok az bir imkanla okulları, yolları, köprüleri ve köyleri yeniden inşa etmeye çalışıyorlardı. Kürdistan’da eğitim ve öğretimin durmaması için yeni öğretim yılının başlaması için biz Fransa’da okullar için yüzbinlerce kıtabı Fransa’nın Ulusal Matbaasında bastık ve kamyonlarla Kürdistan’a taşıdık.

Sizin öğretmenleriniz çok küçük bir maaşla ve büyük bir inançla Kürd çocuklarını eğitmek ve Kürdistan’ın geleceğini bina etmek için çaba içindeydiler.

Kürdistan ’a uygulanan iki ekonomik ceza(ambargo)ya ve komşu devletlerin askeri müdahalelerine ve Kürd-Kürd savaşının o kara günlerine rağmen, sizler ülkenizi yeniden inşa ettiniz, tüm engelleri bertaraf ederek yolları, havaalanları, okulları, hastaneleri ve ünveristeleri inşa edebildiniz. Buradaki ekonomik gelişmeler ve bölgedeki asayiş ve özgürlükler diğer Kürdistan parçalarındaki Kürdlere örnek olmuş ve rüyaları haline gelmiştir.

Buna rağmen, biz uzaktan baktığımız zaman burada kaydedilen gelişmeler hâlâ hasaslığını koruyor. Zalim diktatör Saddam Hüseyin’in kalmadığı doğru, fakat Bağdat ile olan anayasal sorunlar hala çözülmüş değildir. Komşularınız hiç bir şekilde Irak’ın geleceğinin istikrarlı olmasını istemiyorlar.

Kısacası Kürdistan hala İsviçre olmamış. Beklediğiniz tüm sorunlara karşı sizlerin her zamandan daha fazla ulusal birliğe ihtiyacınız var. Ayrıca sorunlarınız dünya kamuoyuna tanıtmak için ve dünya devletleri içinde dostluk ve yoldaşlık ilişki zincirini sağlamlaştırmak için ciddi çabalara ihtiyacınız var.

Halkın tek bir yumruk olması yalnızca bir karar işi değildir. Tüm tarafların çabalarıyla bu oluşur. Halkın siyasal sisteme inanması lazım. Bundan dolayı açık, adil ve güçlü demokratik bir sisteme ihtiyaç var. Sizler trajediler boyunca birbirinize yardımcı oldunuz ve bağlı kaldınız. Çünkü tek bir kaderiniz vardı. Eğer barış döneminde sınırsız bir liberalizmi uygularsanız, kanunun eğemenliği yoksa ve güven yoksa o zaman adeletsiz bir toplumsal yapı oluşur, halkın büyük kesimi zarar ve ziyana uğrar. Yolsuzluklar, toplumu tahrip eder ve tüm milletin en büyük gücü olan kardeşce toplumsal ilişkiler gevşemeye başlar.

Duyduğum kadarıyla bazıları Kürdistan’ı Dubai ve Katar gibi olmasını öneriyorlar. Bunun doğru bir düşünce olacağından kuşkuluyum. Her halukarda bu ülkeye yazık olacak. Bu ülke güzel bir kültürün sahibi ve dünya uygarlığının beşiklerinden biridir. Böyle bir ülkeyi petrol tacirlerinin ve iş sahiplerinin imaratı haline getirmek, eğer böyle bir şey olursa halkınız kimliğini ve kişiliğini kaybeder.

Ben Kürdistan’ın dünyada adil ve uzun vadeli gelişmelere açık bir örnek olmak istiyorum. Siz bereketli topraklar üzerinde yaşadığınızdan dolayı şanslısınız. Sizin su kaynaklarınız var. Tarım ve hayvancılık binlerce yıl boyunca Mezopotamya’nın zenginlik kaynaklarıydı. Ne yazık ki öyle görünüyor ki bu alanlar ihmal edilmiş. Tahıl ve erzaklara sırtını dayanmak halkın yaşamını sistemli bir şekilde sürdürmesi ve temelidir. Su, petrolden daha değerli bir kaynaktır. Çünkü insanlar binlerce yıl petrolsüz yaşayabildiler, fakat susuz yaşayamazlar.

Su kaynaklarının kontrolü ve idare etmesi 21.yüzyılın en önemli stratejik sorunu olacaktır. Bundan dolayı Kürdistan’ın bu sorun hakkında uyanık olması ve ciddiye alması gerekiyor.

France Liberte bugün kendisini çok sade bir ilerleme düşüncesine adamış ve düşüncenin hepinizle ilişkisi vardır. Fakat ülkeler ve uluslararası şirketler insanların en basit haklarını çiğniyorlar. Biz bu düşünceye karşıyız. Konseptimiz suyu her hangi sıradan bir madde gibi ele alamayız. Su, insanlığın genel ve ortak kaynağıdır. Su, hava gibi, toprak gibi ve güneş gibi yeryüzünde insanların birlikte yaşamasının ve yaşamın en önemli şartıdır. İnsanlık, suya karşı değişmeyen bir saygı zemini oluşturmalıdır. Bu benim ve dünyadaki tüm iyi niyetli insanların çabalarının cevheridir.

Biliyorum benim bu çağrım Kürdistan halkına ulaşacaktır. Hükümetiniz, France Liberte’nin ön ayak olduğu dünyadaki su kaynaklarını savunma hareketinin bir parçası olacak. Bugün dünyanın tüm kıtalarında su kaynaklarının koruması çağrısını yapıyoruz.miterannnnnnn

Siz beni iyi tanıyorsunuz. Kürd milletinin geleceği Irak Kürdistan’ına bağlıdır. Eğer siz örnek bir demokraside başarılı olursanız, bu Kürdistan’ın diğer parçalarındaki tüm Kürdlere ilham kaynağı olacak. Dünya kamuoyu da Kürdlerin var olan devletlerin sınırları içinde kendi işlerini kend kendilerine yürütebildiklerine inanacaklar. Bu da diğer parçalardaki Kürdlerin kendi sorunlarını barışçıl bir şekilde çözmelerine yardımcı olacaktır.

Şimdi batı devletlerinin konsoloslukları Kürdistan’da açılmıştır. Hükümetiniz onlarla iyi ilişkiler kurabilir.

Büyük devletlerin başkentlerinde diplomatik temsilcilikler, aktif ve güçlü Kültürel Merkezlerin oluşturulması Kürdistan Hükümetinin ve Kürd halkının çıkarınadır. Bu kurumlar aracılığıyla Kürd soruna yabancı halkların desteği kazanılabilinir ve Kürdistan’ın dostları ve taraftarının sayısı artırılabilinir.

Tarihinizin zor ve kötü dönemlerinde dünyanın tanınan bazı şahsiyetlerin yardım ve dayanışmalarından yararlanabildiniz. Bunlardan Andre Sacharov, Edward Kennedy, Nelson Mandela sayabiliriz. Avrupa’daki Kürd diasporasının sayesinde François Mitterand, Bruno Kreisky, Olof Palme gibi devlet adamları; Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir gibi dünyaca tanınan aydınlar sizleri savundular. Bunlar Avrupa’da aktif olan diaspora Kürdlerinin sayesinde oldu.

Kürd diasporası sizin için iyi bir şans ve zengin bir insan kaynağıdır. Sizden rıca ediyorum onları kulak ardı etmeyiniz!

Ayrıca, benim görüşüme göre sizin Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürdlere aktif destek verme göreviniz vardır. Türkiye Kürd aydınları ve sanatçıları bir çok defa sizin sorunlarınızı dünya kamuoyuna mal etmeye sebep oldular. Türkiye ve İran Kürdlerinin Irak Kürd ilticacılarına gösterdikleri sıcak, coşkulu ve kardeşce ev sahipliğine tanık olanlardan biriyim. Enfal operasyonlarından kaçan ve Türkiye’de kamplarda bulunan insanlara nasıl birlikte yardım ettiklerini biliyoruz. Onlardan bir kısmını Fransa’ya götürebildik.

Şimdi sizin onlara kardeşliğinizi ve yardımızını ispat etmeniz lazım. Bu yardım ise kültür, medya, eğitim ve öğretim alanlarında olacak. Onlar en sıkıntılı günlerinizde en büyük yardımcılarınızdı. Dilinizin ve sanatınızın korunması için tüm yardımların yapılması gerekir. Başarının tek garantisi Kürd halkının birliğini güçlendirmekten geçiyor.

Kısacası Arap Emirliklerinin Filistin ve Mısır halklarına karşı davrandıkları gibi, kardeşlerinize karşı davranmayın!! Onlara karşı Kürd ve kardeşçe muamele yapın. Nasıl onlar en kara günlerinizde kuru ekmeklerini sizin paylaştılarsa, siz öyle yapın.

30 yıl boyunca Kürdlerin dostuyum ve halkınızı sevdim. Şimdi kendimi sizlerden biri görüyorum. Sizin sorunuz meşru bir sorundur, sizin güzel gelenek ve görenekleriniz gurur duyulacak türdendir. Kürdler kendi aralarında birbirlerini anladıkları gün, tüm dünyada Kürdlerle iyi ilişkilere geçer ve Kürdlerin kurtuluşunu destekleyecekler.

Sık sık bana Kürdlerin annesi diyorlar. Anne her zaman çocuklarının bir birlerini anlamasını, barışık ve dayanışma içinde olmalarını ister.

Mesajımı size iletmek istiyorum. Siz seçilmiş halkın temsilcilerisiniz. Bir aile içi toplantısı sizlere kalbimi açtım ve kaygılarımı paylaştım. Sizler kendi geleceğinizi bina edeceksiniz.

Hepinize iyi şanslar diliyorum!

Yaşasın Kürdistan!”

Danielle Mitterand
Çev: Aso Zagrosi