Liderlik, İktidar Araçları ve Bağımsızlık

262

Necat DEMİRCİ

Tarihsel – toplumsal hiçbir kuramı önlerine almamış, karanlık bir iktidarlaşma yaşıyoruz. Sadece egemenliği altında kıvrandığımız sömürgeci devletler ile değil, aynı şekilde kendi değerlerimiz ile ortaya çıkmış veya çıkacak iktidarlar, ya da örneğin Rojava’da Kürdistan güçlerine yardım eden diğer iktidarlar gibi…

Bizleri yok sayan ve tarihi Orta Doğu’da sıkıştıran egemen iktidarların bir parçası olarak savaşı ve sömürüyü daha da derinleştireceğimiz, ve dünyadan izole olabileceğimizi görmemiz gerekir. Dünyada parti ideolojilerinin topluma zorla dayatıldığı toplumlar büyük felaketler yaşamışlar. Henüz devletleşmeye atılmış bu önemli adımı, böyle bir yapı ile, iktidar organları ile gölgelemek, Kürt ve Kürdistan ulus ülke gerçekliğine ciddi zarar da verebilir.

Neden;

Bizler modern dünyanın tek tip olmayan, farklı siyasal – toplumsal – kültürel – inanç değerleri olan heterojen bir ulusuz – toplumuz ve bizlerin üzerine kurulmuş 100 yıllık ”soykırımcı – inkarcı” iktidarların egemenliklerin karşısında haklı bir savaş sürdürerek, ve bu savaşın gönüllü değil, zorunlu birer bireyleri olarak dünyaya gelmişliğimiz ile onlardan ayrılıyoruz. Ayrılıyoruz mu? Yoksa aynı ve benzer organlar ile başka bir sömürge düzeni mi inşa etmeye çalışıyoruz?

Korkunç olan şudur, son süreçte özellikle Bakur’da KDP uzantısı oluşumlar Barzani’den bir devlet adamı değil, Barzani’den olsa olsa Kürtlerin Kaddafisi, Kürtlerin Baas rejimi gibi bir rejim adamı anlıyorlar, ve bunu hiç sorgulamadan destekliyorlar. Aslında bir lideri değersizleştirdiklerinin farkında bile değiller.

Bakur Kürdistan’ın kalbidir! Çünkü 20 milyonluk kitlesi ve farklı siyasal eğilimleri ile en çok kurtarılması gereken, bağımsız Kürdistan’ın en olmazsa olmaz ülke gerçeğidir. Kürdistan’ı paylaşan, yok sayan egemen güçler ne yapmış ise, onu kabul alacak ve egemen ülkelerden birisinin yok sayılması için diğer ülkeler ile girilecek her ilişki bizleri korkunç bir belirsizliğe sürükleyecektir. Bu hali ile KRG’nin varlığından Türk devleti ne kadar rahatsız oluyor, ve nasıl istihbarat örgütleri Kürdistan’da cirit atıyorsa, bunun faturasını hep bizlere ödetiyorlar. Bizim de başkanımız olacak bağımsızlık Lideri, bizlerin de sorunları ile en az bizler kadar ilişkili ve tarihsel olarak sorumluluğu olmalıdır.

Zaten bizler bu tartışmaları sürdürürken, Barzani’yi bir lider olarak görüp, O’nu bizlerin gerçekliğine yüzünü dönmesini istiyoruz, para verip, suni örgütlenmeler ile, çıkar ilişkileri ile burada örgütlenecek bir kitle yoktur. Herhalde KDP ve uzantısı olan istihbarat örgütleri de bunu biliyorlardır. Bu yüzdendir ki dört parçada örgütlü olan gücün toplumsal karşılığına hiçbir dönem yaklaşamadılar.

Biz bağımsızlığı kayıtsız şartsız destekleyerek, örneğin Türkiye vatandaşlığının tüm yükünü de sırtında taşıyan Kürtler olarak bu desteği ulus ülke gerçeğimizin karşılık bulacağı bir yerden destek veriyoruz. Yoksa onlara biat edip, parti organlarının devleti esir aldığı, devlet organları yerine geçtiği, parti iktidarını desteklemiyoruz… Bu kadar nettir tavrımız…