“Kutlu Doğum” ve Yetim Ölüm

1052

M.MAMAŞ

“Kutlu doğumlara” sığınan mutsuz yığınlar! Birçok kişi, aslında hiç kimseler yok gibi birşey. Ya da ‘inananlardan’ çok ‘inandırılmışların’ kamusal teşhiri. Bilinçle inanç arasındaki kitlesel çelişki veya çatallanma merasimi. Nedense Amed’de olur genellikle. Mealen birtakım şeyler anlatılmak isteniyor. Anlayan anlıyor aslında, ama ne hikmetse anlatıcı ne anlattığını bilmemektedir. Ne istediğini kendisi de bilmeyen bir talepkâr ve de sunumcu nümayişçi kitle.

Ermeni kıyımı zamanında bizim yakın köylerden birinde adam baltayı tepesinde sallayarak yakalamış olduğu kişiye “imana gel” diyormuş durmadan. Ermeni, ”tamam nasıl geleceğim!” demiş korkuyla.  “Ben de bilmiyorum” demiş adam. Aynen böyle bir vaziyet. Talebini ve arzını içinden çıkılmaz hale getirmiş bir pazar ve o keşmekeşi ve de aynı şeyi sattığının ayırdında olmayan esnafın anlaşılmaz uğultusu!..

“Hep bize mi düşer usta…” Hem de Amed’te…Üstelik ölümümüz bu denli yetimken…

“Peygamber Sevdalıları”ymışlar. Hayatı boyunca tek bir defa kendi doğum gününü kutlamamış olan peygamberin doğum günü ne zaman siyasi mitinglerde kutlanmış, üstelik bir gün iken bir haftaya çıkarılmış ve üstelik doğduğu yere mahsuben Amed seçilmiş ki! Sevdalar yaşama-yaşatmaya dairken, hayatın eşsiz neşesini üretmek ve paylaşmak konusuna aitken, tamamen ölüme odaklanmış, öfke ve hınç kasırgasına dönmüş bu “sevdalıların” ‘Allah’ı  kıyamete zorlamak’ dışında bir hasretleri  var mı?

Biliyoruz ki, sizler de sömürgeciliğin dolaysız bir sonucu, aynı zamanda yazık ki eklentisi olarak şişirilip Amed meydanlarına doluşturuluyorsunuz. Sizler de sömürgecilik uygulamalarından kaynaklı yoksulluğumuzun eserisiniz.Ve bu sömürgecilik sizleri de Kürdistan nimetlerinden, hayat neşesinden mahrum bırakarak, vakti geldiğinde bizlere karşı  ağulanmış bir hançere dönderecektir. Senin bundan haberin bile yoktur. Zira kutsiyetle transa kaldırılmışsın bir defa.

Sömürgecilik, yoksulluğu üretip çoğalttığı için onu giderme imkanına sahip değildir. Bunun içindir ki, yoksulluk yerine yoksulu yok etmeyi daha getirimli bulmaktadır. Seni de “kutlu doğum”la kıyamet beklentisine uyarlamakta pek de mahir olduğunu kanıtlamaktadır. Bakın halkınızı gözlerinizin önünde katletmekte ve onurunu postal altında ezmektedir ama senden bir salâvat dahi çıkmamaktadır.

Bu riya ve hile ile nereye kadar?…

Kürdistan’ın kutlu doğumuna, “kutlu doğum” başka türlüsüdür diyerek TC’nin kürtajcı bölüğü olduğunuzu her yurtsever Kürdistanlı biliyor. Aynı peygambere inanmış, hatta başka peygamberlere inanmış her milletin neden devleti var da Kürtlerin yok diye bir sualiniz bile yok. O yüzden size inanan değil, inandırılmış demek daha doğru geliyor. Bu gün şehirleri başlarına yıkılan halkımıza sahip çıkmak yerine, onları katliama tabii tutan sömürgeci iktidara moral devşirmeye çalışmayı eminim mücahitlik sanmaktasınız. Ve eminim, bu halkın evlatlarının yenileceğini ellerinizi ovuşturarak bununla kendi gününüzün gelmekte olduğunu düşünüyorsunuz.

Boşuna beklemeyin!

Kürdistan’ın yiğit evlatları, tıpkı Rojava ve Başur Kürdistan’ında olduğu gibi Kuzey Kürdistan’da da sizleri tarihin kaçınılmaz sonucuyla tanıştıracaktır. Bakın Işid ve diğer muadilleriniz her yerde yenildiler. Şimdi sizleri şişirip meydanlara doluşturan sömürgecilerimiz sizi sahaya sürüp kırdırttıktan sonra kıyameti sizin kucağınıza kendi elleriyle yerleştirecek ve sizi lâin haline getirecektir. Bu halkın aydınlık evlatları da bir bayrak gibi tarihin burçlarında yaşayacaklardır.

TC, Kürdistan davasını Kürtlerin iç savaşına dönüştürmek niyetindedir. “Kutlu doğum” bahane ve hazırlık seanslarından biridir. Bütün yurtsever Kürdistanlılar bu günün uzak olmadığını anlamalıyız. Ahmet Arif’in yazdığı gibi; “Gün ola devran döne, umut yetişe…”

20.04.2016