KÜRTLERİN “TÜRKİYECİLİK”LE İMTİHANI (2)

279


Ahmet Zeki Okçuoğlu

Hıfzı Oğuz Bekata’nın “Kürtçülük”le suçladığı Yusuf Azizoğlu  ve arkadaşlarının Türk parlamentosunda Kürt olduğunu inkar ederek “Öz be öz Türküm!” demesi, sadece onların değil, mensubu oldukları Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) de Kürtler nezdinde itibar kaybetmesine neden oldu.

YTP’den uzaklaşan Kürtler bir başka Türk partisi Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) yöneldi…

TİP, “rejim muhalifi” olduğunu söylüyor, “özgürlük, eşitlik, demokrasi”den söz ediyordu. Ayrıca bu partinin sırtını dayadığı Marksist-Leninist literatürde “milletlerinin kaderinin kendisi tarafından tayin edilmesi” prensibi savunuluyordu.

Kürtlerin duymak istediği sözlerdi bunlar.

Bu yüzden TİP Kürtlere, YTP’ye nazaran daha fazla itimat telkin edecekti.

TİP için komünist, dinsiz diyorlardı, ama olsun, Kürtlerin ihtiyacı olan şeyleri vaat ediyordu ya…

Sadece laisist Kürtler değil, Kürt din adamları da bu partiye üye oluyordu.

Kürtlerin desteği sayesinde TİP 1965 genel seçimlerinde 15 milletvekiliyle Türk parlamentosuna girdi.

Kürtlerin TİP’ten fazla bir beklentisi yoktu. Ondan, TC devletinin “inkâr ve imha” politikasına karşı çıkarak, “Kürt vardır, Kürdün insani hakları tanınmalıdır” demesini istiyorlardı sadece…

TİP yöneticileriyse onların bu insani talebini her defasında, “Biz de çok istiyoruz, ama yasalar buna izin vermiyor. Buna rağmen çıkıp söylersek partimizi kapatırlar.  Zamanı geldiğinde tabii ki söyleyeceğiz” diyerek Kürtleri başlarından savuyordu.

Ayrıca burjuvaziden çözüm beklemek de ne demekti: “Kürt meselesi” gibi önemli bir mesele iktidara geçildiklerinde kendileri tarafından çözüme kavuşturulabilirdi ancak.

Ancak bu sözler samimi değildi.

Diğer Türk partileri gibi TİP’in de özgürlükçü, eşitlikçi, demokrasi ve milletlerin kaderinin kendisi tarafından tayin edilmesi fikri Kürtleri kapsamıyordu.

Dahası TİP de diğer Türk partileri gibi TC devletinin ırkçı/faşist resmi ideolojisini savunuyor, onlar gibi Kürtlerin Türkleştirilmesini istiyordu.
TİP’in ırkçı/faşist resmi ideolojiyle ilişkisi ve bu temelde Kürt meselesine bakışı konusunda fikir edinmek için, bu partinin yöneticileri arasında yer alan “Kürt kökenli” Tarık Ziya Ekinci ve Kemal Burkay’ın aşağıda aktaracağımız sözleri oldukça aydınlatıcıdır.
Uzun süre TİP Genel Sekreterliği yapan Tarık Ziya Ekinci 10 Kasım 1963’te yaptığı radyo konuşmasında şunu söylüyordu:

“Doğulu Kardeş, Büyük Atatürk ‘ Köylü efendimizdir’ demişti. Topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak istemişti. Fakat ağalar bırakmadılar. Hele. Ata’nın ölümünden sonra iktidara sokularak iyi vurgun vurdular.”

Günümüzde “Kürt bilgesi” mertebesine terfi ettirilen Tarık Ziya Ekinci’nin, “Topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak istemişti” dediği, Atatürk’ün, Kürt soykırımı yapmak için, “eşkiyalığa karşı mücadele” adı altında çeşitli provakasyonlarla tertiplediği askeri operasyonlar… Ekinci, sosyalist bir terminolojiyle Atatürk’ün Kürtlere yaptığı soykırımı meşrulaştırmaya çalışıyor. Son cümlesinde Atatürk yerine “Ata” sözcüğünü kullanarak, O’ndan kendi babası gibi söz ediyor.
Kemal Burkay’ın, Yeni Akış dergisinin Kasım sayısında (1966) yayınlanan bir yazısında yer alan şu sözleri Kürt düşmanı azgın Türk milliyetçilerine bile taş çıkartacak mahiyette:

“Bir kere Türkiye Devleti bir grubun, belli bir ırktan gelmiş bir bölük insanın devleti demek değildir. Biz milliyetçiliğimizi ırkçılık üzerine kurmadık: hiç kimse de Türk milliyetçiliğinin ırkçılık üzerine kurulduğunu iddia edemez. Türkiye Devleti, Atatürk’ün çizdiği milli misak hudutları içinde Kurtuluş Savaşımızı yapmış olan, bu yurda bağlı, bu yurdun kalkınmasına, ilerlemesine gönül vermiş ve bu yurdun insanlarını seven herkesin devletidir. Türkiye hepimizindir. İster Doğuda, ister Batıda yaşayalım, ister Türkçe, ister Kürtçe, ister başka bir dil konuşalım, bu, bizim Türkiye Cumhuriyetinin iyi bir üyesi olmamıza engel değildir.”

Tarık Ziya Ekinci gibi Kemal Burkay‘ın sergilediği bu bakış açısında Kürdün “k”sine bile yer yoktu. Daha da ilginç olan 1964’te katışıksız bir Türk milliyetçisi olan Kemal Burkay’ın, 1974’te “Kürt milliyetçi partisi” Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi’ni (TKSP) kurmasıydı. (Bu konuyu başka bir yazıda ele alacağım.)

Diğer Türk partileri gibi TİP’te de Kürtleri kontrol etmek için komiserlik müessesesi ihdas edilmişti. Komiser olarak devletin resmi ideolojisine sadakatinden şüphe edilmeyen “Kürt kökenli” kişiler seçiliyordu.

Örneğin, YTP’de Yusuf Azizoğlu, Adelet Partisi’nde Necmettin Cevheri, TİP’te de Tarık Ziya Ekinci ve Kemal Burkay gibi…

TİP’in 1970’te tertiplediği 4. Büyük Kongresi Kürtlerin bu partiyle ilişkisinde dönüm noktası oldu. Kürtler TİP kongresinden, yönetiminin her defasında, yukarıda sözünü ettiğim gerekçeleri ileri sürerek, karşı karşıya bulunduğu inkar ve imha politikası karşısında sessiz kalmasına son vermesini, Kürt varlığının kabulü ve anayasal vatandaşlık hakkının tanınması için bir karar alınması talebinde bulundu.

Parti yönetimi ve onun Kürt kökenli komiserleri Tarık Ziya Ekinci ve Kemal Burkay Kürtlerin bu talebine şiddetle karşı çıktı.

Ancak bu defa Kürtleri kandırmayı başaramadılar. Kürtler talebinde ısrar edince bu defa geri adım atmak zorunda kalan TİP yönetimi oldu. Aksi takdirde TİP’in Kürtleri kaybetmeyi göze alması gerekiyordu.

Kürt delegeler tarafından kaleme alının metin TİP yöneticileri tarafından revize edildikten sonra kongre tarafından çar naçar kabul edildi.

Ancak bu yine de Kürtlerin TİP’ten kopuşunu engelleyemedi.
Kürtler artık Türk partilerinin yalan vaadlerinin peşine takılarak onların koltuk değneği olmak istemiyordu.

Ayrıca doğru olan Kürtlerin, kendi kimliğiyle milli partisini kurmasıydı.
Eski bir TİP üyesi olan Dr. Şivan’ın (Sait Kırmızıtoprak) liderliğinde kurulan Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye [Seksiyonu] bu büyük kopuşun adresi olacaktı…

12 şubat 2017