KÜRTLERİN EN BÜYÜK PROBLEMİ, ONLARI YÖNETEN SİYASET SINIFININ CAHİL VE SAHTEKAR OLMASI

392

Ahmet Zeki Okçuoğlu

Aynı şey Kürt aydın sınıfının büyük bir kesimi için de geçerli…

Adamın biri, Arap anayasasından izin almadığı için Barzani’yi eleştirdiğimi yazıyor. Asla böyle bir laf etmedim.

Dediğim şudur: Bağımsızlık referandumu öncelikle hukuki bir konudur. Bu nedenle Barzani, bağımsızlık meselesinde samimiyse, hamaset edebiyatını bırakıp bu meseleyi hukukun öngördüğü temelde gündeme getirmesi gerekir. “Irak Kürdistan Bölgesi”, hukuken Irak Devleti’ne bağlı federal statüye sahip bir bölgedir. Hukukun gereği olarak da Barzani’nin bu meseleyi öncelikle Irak Parlamentosu gündemine getirmesi gerekiyor.”

Ayrıca bu, beni sözde eleştiren barzanicinin ileri sürdüğü gibi, “Arap Parlamentosundan izin almak” da değildir.

Self determinasyon hakkı (kaderini tayin hakkı) onun öznesini oluşturan halkın tekelindedir. Onu hangi yönde kullanacağı konusunda sadece o halk karar verir. Bu hak, onun öznesi olan halk dışında hiçbir kişi, topluluk ya da merci tarafından kullanılamaz. Irak Parlamentosu’nun yetkisi bu sürecin, hukukun öngördüğü usule uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini incelemek ve bu konuda karar vermekle sınırlıdır. Self determinasyon hakkının özüne dair karar vermek, “Arap Parlamentosu” yetkisini aşar. Irak Parlamentosu bu görevini yerine getirmez ya da aşarsa, Kürtler, yine hukukun verdiği bir imkan olan Irak Anayasa Mahkemesi’ne baş vurma hakkına sahiptir. Bu konuda en üst merci Birleşmiş Milletler Teşkilatıdır. Onların yetkisi de bağımsızlık ilanı sürecinin hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini incelemekle sınırlıdır.

Bunun, gönlüm böyle istediği için değil, bağımsızlığını ilan edinceye kadar Kürtlerin uymakla mükellef olduğu Irak Anayasası gereği olarak söylüyorum.

Bana kalsa 2003’te Irak Devleti yıkıldığında kurulan yeni Irak Devleti’ne katılmaz, bağımsızlık ilan ederdim.

Zira 2003’te Irak devleti yıkıldığında, Kürtler pekala tek taraflı bir tasarrufta bulunarak bağımsızlık ilan edebilirdi. Ancak onları temsil eden Mesut Barzani ve Celal TaIabani bağımsızlığı elinin tersiyle itti ve federal bir statüyle kurulacak olan yeni Irak Devleti bünyesinde yer almayı tercih etti.

Barzani ve Talabani, Araplarla oturup birlikte Irak Anayasasını hazırladı ve onu Kürt halkının onayına sundu. Kürtler de, “Mademki liderlerimiz bağımsızlık yerine bizden, yeni Irak Devletine katılmayı ve Araplarla birlikte hazırladıkları anayasayı onaylamayı istiyor, biz de o zaman buna ‘evet’ diyelim” dedi ve referandumda çok büyük bir çoğunlukla referandumda (15 Ekim 2006), (zımnen Irak devletine katılma anlamına da gelen) Irak Anayasa’sına evet oyu verdi.

Anayasa’nın tanıdığı hakka dayanarak Kürtler adına Celal Talabani yeni Irak Devlet’nin Cumhurbaşkanı oldu. Irak Hükümetine Kürt bakanlar katıldı. Kürtler Irak Parlamentosu’na kendi milli kimlikleriyle girdi.
(325 kişiden oluşan Irak Parlamentosu’nda şu anda 66 sandalye Kürdistan’a ait ve her parlamenter Irak Devletinden ayda 30 bin dolar maaş almaktadır.)

Bunlara rağmen Barzani ve Barzaniciler, “”Biz Irak Anayasası’nı Irak Parlamentosu’nu tanımıyoruz” diyorsa, bunlar hukuk bilmiyor demektir.

Barzani’nin ikide bir suçu Lozan Antlaşması’na atmaya da hakkı yok. Lozan, Irak Devleti’nin 1958 ihtilaliyle yıkılmasıyla Kürdistanın bu parçasıyla ilgili olarak aslında sona erdi. Ancak baba Barzani’nin Kürtler adına ikinci Irak Devleti’ne katılmasıyla Lozan yeniden dirildi. İkinci Irak Devleti de 2003’te yıkıldı. Oğul Barzani’nin isteğiyle Kürtler, bağımsızlık yerine bu defa da, yeniden kurulan üçüncü Irak Devleti’ne katılmayı tercih etti. Bu açık ve seçik gerçeğe rağmen kendi iradesiyle bağlandığı Irak Devletine bağlanmanın zorunlu kıldığı yükümlülükleri yerine getirmeden, bu devletten ayrılmadan bağımsızlığını ilan etmekten söz ediyor.

Bunun üzerine ben çıkıp kendisine, “Ey Barzani!.. Gittiğin yol, doğru bir yol değil. Bu yöntemle bağımsızlık ilan edemezsin, Etsen de kimse tanımaz. Bunda ısrar edersen, Kürtlerin haklı davasını haksız duruma düşürürsün” deyince, Barzaniciler hep bir ağızdan bana saldırıyor.
Yazıma son vermeden önce birkaç söz de, eleştirmenimin “Arap Anayasası” diyerek küçümsediği Irak Anayasası’yla ilgili olarak bir iki şey söylemek isterim…

Barzanici eleştirmenimin “Arap anayasası” diyerek aşağıladığı Irak Anayasası, sadece Orta Doğu’nun değil, dünyanın en demokratik anayasalarından biridir.

Kürdistanı bölüşen devletlerden hiçbirinin anayasasında Kürt adının “k” harfi bile zikredilmezken Irak Anayasası’nda Kürtlerin Irak devletinde yaşayan İki milletten biri olduğu, Kürdistan’ın Irak devleti bünyesinde federal devlet statüsüne sahip olduğu, Kürtçenin Irak’ın iki resmi dilinden biri olduğu, Irak devleti Cumhurbaşkanı’nının Kürt olacağı vs düzenlemelere yer verilmektedir.

Apoculuktan sonra Allah’ın Kürtlere verdiği ikinci büyük ceza barzanicilik oldu.

Apocular cahildi…

Barzaniciler hem cahil, hem de sahtekar…

Dilerim bu ceza sonuncu olur.

17 Haziran 2017