Kürtler ve ‘Emperyalizm İlişkisine’ Dair!

286

Necat Demirci

Şu antiemperyalizm ile Kemalizm ilişkisini yanılsamalı bilinci bir kenara bırakarak, tarih bilinci ile önünüze koyacaksınız! Her şeyden önce o ezen Türklük aidiyetinden, sömürgeci devletinizin soykırımcı ve yoketmek üzerine varolmuş egemenliğinden çırılçıplak soyunarak bu meseleye dair birkaç şey söyleyebileceksiniz! En azından bir aidiyet ilişkisi kurulacaksa, bir devrimcinin ezilenler ve sömürülenler ile olan ilişkisi fiili savaş koşullarını ve eşitsiz bir savaşta devletsiz, kurumsuz, başka ülkelerin işgal ve sömürgeci egemenliği altında yok edilmeye çalışılan bir ulus olan Kürtler ile aidiyet ilişkisi kurması gerekir. Oradan başladığınız zaman fiili savaş koşullarında sizi gerçek sömürgecileriniz ile yüzleştirecektir.

Fanon sömürge ulusa yüzünü dönerek yeryüzünü tariflemiştir. Onun yeryüzü tarifi aslında sömürge ulusun da varoluş koşullarını ve onun yok olan varoluşunu ve o tiksinti verici paradoksunu da çırılçıplak ortaya koyar…

Size bir iyilik edip şuraya bir kitap koyacağım. PDF olarak da ilgilenenlere yollayabilirim: ‘Ezilenlerin pedagojisi “- Paulo Freire.

Fiili savaş koşullarında, ülkesi işgal altında ve sömürgeleştirilmiş bir ulusa Amerikan emperyalizmi pazarlamaya çalışan ideolojik işportacıların neden Kürdistanlılara yoldaş olamayacağını anlayabilmeniz için, sizin bilincinizin nasıl yok olduğunu ve bizim varoluşumuza ve gerçekliğimize neden dokunamadığınızı da sömürge ulusun çocukları ile, bizler ile kurmuş olduğunuz bu eşitsiz ilişkinin, eşitsiz savaş koşullarında ortaya çıktığını da unutuyor oluşunuzdandır.

Eşitsiz bir savaşın tüm koşulları, yaşam mücadelesine dönen o gerçekliğimizi, ancak yoldaşlık ilişkisi ile ve ancak ilk koşul olarak da ezen ulus kimliğinizden ve o kimliğinizi ortaya çıkaran Türk devlet egemenliğinden sıyırmış olmanız ile çok alakalı. Bunu yapmış olsa idiniz, Kürdistanlıların sahadaki biricik yoldaşı olabilecektiniz.

Bu koşullar altında şayet Amerika veya sizin ”emperyalist” diye tarif ettiğiniz bir devlet, eşitsiz süren savaş ve yaşam koşullarında Kürtlere silah veriyor ve ”yoldaşlık” ediyor ise, 100 yıldır edemediğiniz yoldaşlığı sorgulayamamanız ve onları ABD devleti ile yoldaş kılan varoluşumuz ile yok oluşumuz arasındaki ”kimlik” ilişkisini kavrayamamış iseniz, demek ki Sömürgeci Türk devleti bizlerden çok, sizleri kendisine köle kılmıştır.

Halen ve halen, fiili savaş sürerken, Kürtlerin en çok ihtiyaç duyduğu yaşamsal ihtiyaçlarına sırt dönmesi gerektiğini söylemek başka nasıl açıklanabilir?

Bunun; Kürtlere ‘ölün bizler de izleyelim, sömürgecine boyun eğ ve yok ol’ demekten başka bir anlamı da yoktur.

Eşitsiz savaşın eşitsiz izleyicileri elbette Kürtlere yoldaş olacak değil.

Soyvetler de ABD ile ortak cephede Nazileri püskürttü ve yenilgiye uğrattı. Sizler ise Gestapolarınızın aslında insanlık tarihi için en büyük tehlike olduğunu göremeyecek kadar körleşmişsiniz, hal böyle iken, Nazileşmiş Türk – İslam sentezinin pençesinde kıvranan bilinciniz Kürdistan ve Kürt gerçekliğini kavrayamıyor ve yoldaşlık ilişkisi kuramıyor.

Bu yüzden bizim varoluşumuz, ve sizin varoluşunuz kökten bir çatışma içerisindedir!

Tıpkı ezen ile ezilenin o çirkin ilişkisinde olduğu gibi, sözleriniz bile, emperyalizm tarifiniz bile, o eşitsiz ve çirkin ilişkinin ortaya çıkardığı gerçekliği ve fiili durumu tekrar bizlere hatırlatıyor.

Aslında sizler bizim sömürgecilerimizin konuşturduğu cazgırlar, işportacılar gibisiniz; bizi yokoluşumuza davet ediyor, bunu ideolojik olarak pazarlıyorsunuz.

Bu tezgahta Kürt ve Kürdistan’ın alacağı bir şey yok. Kendinizi tüketmişsiniz sesinizi bari tüketmeyin, ağzınızdan dökülenler midemizi bulandırıyor, unutmayın…