KÜRTLER DÜŞMANLARININ KILICINI BİLEYLEMEKLE MEŞGUL

1177

Ahmet Zeki Okçuoğlu

Irak Başbakanı, Musul’da Türk askeri varlığı iznimiz dışında” dedi. Güney Kürdistan Hükümeti sözcüsü Sefin Dizayi, Türk hükümetinin cevap vermesine fırsat bırakmadan ona hemen, “Musul’da Türk askeri varlığı Irak Hükümeti’nin “rızası dahilindedir” diye cevap verdi. Sefin Dizayi’den sonra konuşan Türk Başbakanı ise her nedense sadece “bilgisi dahilinde” sözünü telaffuz etmeyi tercih edecekti.”Rızası dahilinde”yle “bilgisi dahilinde” sözü arasında dünya kadar fark var…

Ancak vakıa her iki iddiayı da doğrulamıyor…

Zira Irak hükümeti daha başında, Musul’da Türk askeri varlığına karşı çıktı ve Türk Hükümeti’nden birliğini geri çekmesini istedi. Türk Başbakanı Davutoğlu, “Askeri birliğimizi Musul’a, Barzani’nin talebi üzerine ve sadece eğitim amacıyla gönderdik” deriyse de bu tutturamadı ve bir süre sonra, bir kısım askerini Başika’dan Kürdistan bölgesine çekti.

Ancak Irak hükümeti itirazını sürdürdü…

Türk hükümeti bir kısım askerini çekerek aklınca Irak hükümetini bölgedeki askeri varlığına rıza göstermeye ikna edeceğini umuyordu, ama beceremedi…

Irak Hükümeti Türklerden, hem geriye kalan, hem de Güney Kürdistan bölgesinde bulunan tüm askerlerini geri çekmesini istiyordu. İddiaya göre Türkler, Barzani’nin izniyle Güney Kürdistan’a 10 bin asker yerleştirmişti ki bu açık bir milletler arası hukuk ihlaliydi. Zira Güney Kürdistan hukuken Irak Devleti’nin hâkimiyet altında özerk bir bölgeydi ve Türklerin bu bölgede askeri bulundurması için sadece bölge hükümetinden değil merkezi hükümetten de izin alması gerekiyordu. Aksi halde bu milletler arası hukuka göre hükümranlık hakkının ihlaliydi ve açık bir savaş nedeniydi.

Bir önceki yazımda Türklerin Musul’da askeri birlik bulundurmalarının nedenini yazdım…

Türklerin bununla, Musul’un geleceğinin kararlaştırıldığı masada yer almak istiyordu.aq

Zira Musul, Kürdistan’ın ve bölgenin tarihi ve politik değeri çok yüksek bir bölgesi…

Ayrıca Musul Güney ve Batı Kürdistan parçaları arasında köprü oluşturuyordu.

Bu coğrafyanın Kürtlerin kontrolüne girmesi halinde iki Kürdistan parçası birleşecek ve sonra da Akdeniz’le bağlantısı kurularak Türklerin icazetine izin kalmadan Bağımsız Kürdistan Devleti kurulacaktı.

Bu yüzden, Türk hükümeti, Irak Savaşı’ndan hemen sonra Musul’da dağılan Sünni Arap Milliyetçiliğini toparlamak için harekete geçti…
Türkler bu faaliyetleri Baas mensubu Tarık Haşimi vasıtasıyla yürütüyordu.

Tabii olarak Güney Kürdistan Hükümeti’nin de katkılarıyla…

Tarık Haşimi’nin bir ayağı TC’nin başkenti Ankara’da, diğer ayağı Güney Kürdistan’ın başkenti Hewlêr’deydi.

Nihayet Tükler ve Kürtler el birliğiyle Heşti Vatani’yi kurdular. Heşti Vatani, Heşti Şebi Kadar Kürt düşmanı bir organizasyondur. Aralarında tek fark birinin TC, diğerinin Iran kontrolünde olması…Bugüne kadar Kürtlere karşı her zaman birlikte planlar yapan TC ve Iran çok büyük ihtimalle “heşt”leri de ortak bir plan sonucunda kurdular.has

Muhtemelen, IŞİD sahneden çekildikten sonra “heşt”ler birleşecek ve birlikte Kürtlere saldıracak…

Kürtlerse onların kılıcını bileylemekle meşgul…

YNK Heşti Şebi’nin, PDK Heşti Vatani’nin kılıcını bileyliyor…

08 Ekim 2016