KÜRTÇE’NİN TARİHİ (2)

718

Bahoz ŞAVATA

MÖ 1200-612 Ön Asya’da Siyasi ve Kültürel Konumlanma

Tarihin her döneminde göçerler, kendilerinden daha medeni bölgelere ve zengin veya yaşanılır bir coğrafyaya hep göç etmişlerdir. Ön Asya’ya Batıdan Batı Aryan, güneyden Arabistan-Yemen üzerinden Yukarı Mezopotamya ve Suriye üzerinden Toros Dağları’nın güney yamaçlarına göç eden Sami ırklar, Kuzey doğuda Kafkas Derbend’inden ve Güney doğuda Hemedan üzerinden Zagrosları yararak, Şirwan (Diyala) Nehri boyunca Mezopotamya’nın yukarısına sarkıp, gelen Doğu Aryan göç eden ırklar benzer konumdadırlar.

MÖ 11. ve 8. Yüz yılları arasında bölge Tunç (Bronz) Çağı sonlarını yaşarken Akdeniz’in doğu yarısında güçlü toplumsal, siyasi yapılar var olmayı sürdürüyordu. Bunlar Yunanistan’da Batı Aryan Miken Krallıkları, Girit’de Minos uygarlığı, Kıbrıs’ta Alaşhiya uygarlığıydı. Ege Halklarının Anadolu’ya yeni göçleri sonucu Batı Anadolu’da yer alan Truva, Ahiyava, Arzava, Lukka ve Hitit Devletleri eski topraklarında MÖ 720 tarihlerinde Frigler oluşmuştu. Kızılırmak’ın güney doğusunda Aryan, Hatti, Hurri kültürlü Eski Hitit, Luvi ve Mitanni topraklarında melez kültürlü; Geç Hitit Devletleri de denilen: Tabal, Meleti, Gurgum, Kummukhi, Sam’el, Kargamış, Alpa, Arpad ve Hilakku şehir devletleri doğmuştu. Hemen Geç Hitit Devletlerinin güney doğusunda Suriye üzeri gelip yeni yerleşmeye başlayan, Doğu Akdeniz ve Yukarı Mezopotamya’nın bazı yerlerinde kısa zamanda klansal köy ve şehir devletçikleri kuran Sami soylu Arami kabileleri vardı. Arami kabileler buralarda; “Que (Adana), Pattina (Alalah’ın 800m yakınında Kinalua şehri), Luhuti (İdlib’in Kuzeyinde) ve Hamath Bin Barsip (Afrin), Bit Gabari (Sam’el-İslahiye), Bit Bahiani (Guzana-Urfa) ve Bit Zamani (Amed) vs.” adları ile bilinen küçük aile devletçikleri kurmuşlardı. Kapadokya (Niğde-Kayseri-Nevşehir), Muşki (Keban-Arapgir-Ağın) ve Erzincan bölgesinde Murat ve Aras Nehri boyunca eski Alşe, Hayasa ve Azzi bölgelerinde Hurri, Mitanni kabilelerin yaşadığı topraklara yerleşen Frig soylu kabileler burada zamanla Ermeni halkını oluşturmaktaydı. “Makodonyalılara göre Prygia’lar/Frigyalılar, Avrupa’da oturdukları zaman ‘Bryg’ adını taşıyorlardı. Ve Mekodonların komşularıydılar. Asya’ya geçtikten sonra yurtlarıyla birlikte adları da değişmiştir. Prygia/Frig kolonları olan Ermeniler, Prygiyalarla, aynı geleneklere sahiptiler. *Bkz. Herodot tarihi. VII. Kitap, P.73, sayfa 359. Baskı: RK. 1983. Benzer bir tezi seçkin bir Ermeni tarihçi olan Hovhannes Katolikos ve Herodot’a göre Ermenilerin kültürel ataları; “Balkan Yarım adasından Makedonya ve Thrakya’ya geldiler. Bu göç MÖ 1200-1300 tarihlerinde oldu. Onlar bu coğrafi bölgede kaldılar, ama zamanla onlar Kapadokya ve Araradian Ashkhar’a doğru hareket eden Frig kabilelerinden biri oldular” der.

Ege Halkları Göçerlerin batıdan Trakya, Yunan Adaları, Akdeniz, Ege ve Karadeniz kıyıları boyunca kıyılardan Anadolu’nun içlerine doğru nehir yatakları boyunca hareket etmiş olduklarını görürüz. Önlerine çıkan bölge medeniyetlerini yıkmışlardır. Yerel halklar daha dağlık köy yaşamlarına çekilmiştir. Yeni göçer topluluklar zamanla bölgenin ileri medeniyetini benimsemiş ve özel becerileri ile daha ileri yeni medeniyetlerin kurucuları olmuşlardır. MÖ 9. Yüz yıl sonrası Batı Anadolu’da Frig, Likya ve Lidya bölgeleri bu medeniyetin öncüleri görünür. Nitekim bu halkların doğuda Hititçe adı ile Marassantiya/ Kızılırmak Nehri ne kadar yaygın dilsel, dinsel, meslek olarak, mimari yaşam tarzları ve adetleri ile vs. kendi farklılıklarının izlerini yerleştikleri topraklarda bir biçimde bırakmışlardır. Ayrıca onlara dair bu halkların torunları olan antik dönemin bölgedeki dünyaca ünlü Yunanlı tarihçeleri bizlere oldukça geniş bilgiler sunmuştur.

“Ege Halkları Göçü”nden uzakta kalan bu göçlerden pek etkilenmeyen ve bölgeyi en fazla etkileyen güçlü devlet ise Suriye ve Mezopotamya’da karışık; Sami, Hurri, Mitanni karışımlı melez kültürlü oldukça güçlü Asur Devleti yeniden ortaya çıkmıştı. Aşağı Mezopotamya’nın melez soylu Babil ise, Kassitlerin öncülüğünde hala güney doğudaki komşuları Elamlılar ile boğuşuyordu.
Yukarı Mezopotamya’da ve en güneyde Şirwan Nehrine (Diyala-Güney Kürdistan) kadar yine Kafkas soylu Hurri ve Doğu Aryan soylu kabileler, Sami soylu Asurlular ile iç içe yaşıyordular. Bu bölge kendi başına irili ufaklı idarelere sahipti.

Geleceğin Kürt kavmi yapısının ana embriyonunu taşımaya başlamıştı. Ön Asya’nın Kafkasların Güney batısında kalan, Asur’un Kuzey doğusunda, Aras ve Sevan Gölünün güneyinde Van Gölü merkezli kalan topraklarda Kafkas kültürlü Hurri soylu Urartu Krallığı doğmuştu.

Günümüz Kürdistan coğrafyasının büyük kısmında tespit ettiğimiz Doğu Aryan Hindui kültürlü Mitanniler’in ata topraklarının İran /Aryan coğrafyada olduğunu daha önce belirtmiştim. Aynı Demir Çağı’nda Zağros Dağlarının doğusunda İran’da yine karmaşık kültürlü halklar ile bu dönem karşılaşırız. Bölgenin yerel halkları Kafkas kültürlü; Gutiler, Lulubiller, Subartular, Kassitler ve henüz dilsel kültürü şubelendirilemeyen Elamlılar bölgeye doğudan gelen Medli, Persli, Sagartlı, Ositli, Talişli, Doğu Aryan kültürlü halklar ile birlikte yaşamaya başlamıştı.

Tunç Çağında İran, daha çok Elam devletinin denetiminde olduğu görülür. Fakat daha çok kil tabletlerde ve birkaç kaya çivi yazısında bildiğimiz Elamca dilini henüz çözemediğimiz için onlar ve bölgenin diğer halkları hakkında en geniş bilgiyi Asur, Babil ve Urartu kraliyet yazılarından öğreniyoruz. *Bkz. Elam (2005). Keith Brown , ed. Dil ve Dilbilim Ansiklopedisi (2 ed.). Elsevier. Kısmen Elamlılar hakkında bilgi edindiğimiz Elamite yazı da, üç dilli yazılan Medo-Pers başkenti Hemedan’a yakın Kral Darius’un yazdırttığı üç dilli (Ariyaca, Aramice ve Elamca) “Bihustun Kitabesi” sayesindedir.

Bir yerde Demir Çağı, İran’da Elamlıların çöküşü ile başlar. Babil Kralı I. Nebukadrezzar (MS 1124 – 1103) Elam’a saldırır ve bu İrani devleti kendine bağlar. Elam’ın tamamı işgal edilir ve Orta Elam dönemine son verilir. İran’da Sus şehir merkezli Elam Devleti Babil tarafından mas edildikten sonra İran coğrafyası doğudan gelen yeni göçler ile Doğu Aryan Hindui Ateşperest kültürlü Medli, Persli vs. halkların kimliğine girmeye başlar.

Elam bölgesi Babil ve Asur için uzun yıllar İran’ın içlerine yapılacak askeri kumpanyalar için üs görevi görüyordu. MÖ 692 ile 639 yılları arasındaki bir dizi kampanyada, Asurlular için kronik bir baş ağrısı haline gelen Elam’daki vassal yönetime son verildi. Siyasi ve diplomatik bir karmaşayı temizleme çabası içinde olan Asur kralı Ashurbipal’in orduları başkent Susa’yı tamamen yok etti. Geriye oldukça zayıflatılmış vassal bir devlet kaldı. Daha sonra bölgeye yerleşen Doğu Aryan toplulukların giderek artan baskıları sonuç verdi. Elam vassal devleti, bölgenin yeni efendisi Doğu Aryan Pers soylu Anşin Krallığınca ele geçirildi ve yönetildi.

Anşan bölgesinin kuzeyinde MÖ 8. Yüz yılı sonlarında daha çok Zağroslarda Mannai, Musaşir, Sagartiyan (Soğdialı), Karkaşi (Med) vs Doğu Aryan kabilelerin küçük devletleri oluşmuştu. Musaşir Urartuların, Mannai Asurluların vassal devletleri idi. Urartu ve Asur bu bölgeleri kendileri için insan depoları ve ganimet alanları olarak görüyorlardı. Nitekim kraliyet yazıtlarında onlar hakkında fazlası ile bizleri bilgilendirmişlerdi. Asur ve Urartu bölgeden getirmiş oldukları insanları günümüz Kürdistan’ı coğrafyasında kurdukları yeni şehirlerde hizmet ve üretim alanlarında köle olarak çalıştırıyorlardı. Aynı dönem Kafkaslardan gelen Aryan soylu Kimmer ve özellikle güneye yönelen İskit göçerleri bölgenin güçlü devletleri olan Urartu ve Asur’u zayıflatır.

Tam da bu dönem sonrası Mitannili, Medli, Persli, Partlı, Soğdialı, İskitli/Sakalı vs. İran bölgesindeki Doğu Aryan kabilelerden getirilen köleler ve göçerler ile Kürt coğrafyasının temelleri atılır. Bu Doğu Aryan köleler zamanla bir biçimde bölgede özgürleşirler. Bölgede yaşamakta olan Urartu Hurrisi Subartularla, Asur bölgesi Hurri Lulubilerle, Babil bölgesi Hurri Kassitlerle ve Gutilerle bölgede sosyal ve kültürel karışımları/melezleşmesi sonucu Kürt kavmi oluşumunu yaratırlar. Aynı coğrafyada istikrarlı siyasal yönetimleri ile Doğu Aryan kabilelerin kurdukları Med-Pers imparatorlukları vasıtası ile Medya adını alan coğrafyayı Yukarı Mezopotamya’da yaratırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Part-Sasani Doğu Aryan imparatorluklarının egemenliği sonrası Kürt kavminin Yukarı Mezopotamya’daki baskınlığı ile “Kürdistan” coğrafyası yüzlerce yıl sonra İslami Dönemde gün yüzüne çıkar. *Bkz. Kürtlerin Tarihi, İBV yay. Bahoz Şavata, cilt-1. s. 439.

Henüz yoruma açık bir tespiti bölgesel olarak halkların yerleşimleri üzerinden yapabiliriz. Dikkat edilirse Bu günkü Kürdistan’da Urartu coğrafyasında Hurri Subaruları ile birleşen Doğu Aryanlar kendilerine “Kurmancım” der. Lulubi Hurrileri ve Asurileri ile kaynaşanlar “Bahdinayim” der. Kassit ve Urartu Hurrileri ile karışanlar “Soran’ım” der. İran’da Elamlılar ile karışan Doğu Aryanlar kendilerine “Fars’ım” demektedirler. Bu coğrafik görünüm tesadüf olamaz. “Pars/Pers” kelimesi Arapçanın etkisiyle Fars haline gelmiştir; Arapçada bulunmayan “P” harfi “F” ile ikame edilmiştir.

Devam edecek…