KÜRTÇENİN TARİHİ (1)

3162

 Bahoz ŞAVATA

Aryan Dil Ortaklığı

Kürtçe dilinin köken bakımından ata ana öbeği olan İndo-Avrupa dilidir. Bu dil grubunun, İndo-İran koluna mensup olan kadim Ariyaca ve Sanskritçe dilleri İran Mezopotamya ve Anadolu’da MÖ 2300 sonrası tespit edilmiştir. *1. Bkz. Guti kral adlarının Toharcaya benzerliğinden hareket ile Hint Avrupa dil yakınlığı ileri sürülür. Henning, WB (1978). “Tarihteki ilk Hint Avrupalılar”. Ulmen, GL in Karl August Wittfogel’in Onuruna Toplum ve Tarih, Denemeler. Lahey: Mouton. S. 216-230.

Ön Asya’da günümüz Pakistan, Afganistan, İran, Kürdistan, Aşağı Mezopotamya, Arabistan, Suriye ve İç Anadolu’ya uzanan coğrafya genelde İslamiyet öncesi kadim dönemde farklı kültürel görünümlere sahipti. Ön Asya’nın güneybatısında Sami halkların dili olan; Babilce, Aramice, İbranice, orta kısımlarında Aryan halkların dili olan Ariyaca ve bölgenin orta kuzeyinde Kafkas halkların dili olan Hurrice konuşulmaktaydı. *2. Bkz. “Anadolu Kültürleri “ E. Akurgal.

Anadolu’da Fırat Nehrinin batısında Batı Ariyacası; Luvice, Palaca, Hititçe dilleri Doğu Ariyaca dil olan Mittanice (Sanskritçe veya Doğu Ariyaca) dili ve Kafkas dili olan Hurrice dili ile iç içe yaşıyordu. Doğu Ariyaca dilin coğrafik yayılımı ise Ön Asya’nın Doğu Bölgelerinde: Afgan (Farsçası ve Paştuca), Pamir, Baluci, Hazar dilleri, Orta Bölgelerinde: Persçe, Talişce ve Ossetce ve Batı Bölgeler: Mitannice, Medce, Persçe, İskitçe, Dûmilîce (Zazaca) vs. şeklindeydi. Bu diller, Ariyaca dilin Doğu Ariyaca kanadından, aynı kökten gelen günümüz Kürtçe, Farsça ve Paştuca dillerinin akraba ata ana dilleriydi.

Diller zamanla başka halklarla karıştıklarında, dini ve diğer siyasal etmenlerle değişime uğrarlar veya tamamen yok olurlar. Bin yıllık zaman aralığında kelime yazılışlarında, okunuşlarında ya da imlâ kurallarında oluşan yavaş ve küçük yenilikler birikerek ve büyüyerek dilde değişimleri oluşturur. Bir dili konuşan ya da kullanan insanlar yeterince uzun bir süre fiziksel ya da kültürel olarak ayrı yaşarlarsa dilleri farklılaşmaya başlar. Nitekim bir dil grubunun bin yıl gibi zaman aralığında o dilin kelimelerinin % 20 kaybolur, % 60 değişime uğrar muhtemelen % 20 kendini korur. Dillerin etimolojik serüvenine dair bu veriler dil uzmanlarının genel kanısıdır. Ayrıca bir lisanı belirgin farklılıklarla konuşan iki insan, birbirlerini anlayabiliyorlarsa ayrı lehçeleri, birbirlerini anlayamıyorlarsa ayrı dilleri konuşuyor olarak kabul edilirler. Dil analizlerinde dillerin birbiriyle ilişkili olup olmadıklarını anlamakta kullanılan göstergelerden biri de benzer anlamalar taşıyan, benzer yapılı kelimelerdir.

Bu bakımdan Doğu Aryanların Ariyaca dili Ön Asya’da yeni değişimlere oldukça maruz kaldı. Doğu Ariyaca; Mitannice, Medce, Persçe, ‘İskitçe’ vs. dillerinin günümüz Kürdistan coğrafyasının Hemedan, Van ve Hewler (Erbil) üçgenindeki coğrafya bölgesindeki Kafkas Hurri soylu dili (Subaru, Lulubi, Guti, Kassit) bakiye kültürün karışımından Kürtçe dili antik çağın sonunda gelişti. Günümüz İran coğrafyasında yine benzer Doğu Aryan halkların bölgenin yerleşik Hurri kökenli bir kabile olduğu sanılan Elamlılar ile yaşanan karışımında Fars dili kültürü ortaya çıktı. Bu yeni dil oluşumları veya başkalaşımları binlerce yıllık zaman aralığında gelişmiştir.

Bu genel tespitleri eldeki veriler ile detaylandırarak konuyu izah edelim.

Irkların yaratıcılarını bulamayız. Fakat ırkların taşıdıkları kültürel öğelerin yaratıcıları bu toplulukların medeniyetleridir. O halde ırkların dilsel kültürlerinin medeniyet öğelerini nerelerde edindikleri cevabını bulduğumuz adresler onların hem coğrafyasını, hem de tarihsel köprülerinin zamansal adreslerini bize sunar.

Doğu Aryanca dilin bir uzantısı olan Kürtçe dilini konuşan Kürtlerin ataları dünyanın en karmaşık coğrafyasında yaşıyorlar. Dünyada üç kıtanın birleştiği tek coğrafya Kürdistan topraklarıdır. Yine aksi ispatlana kadar, yazılı tarihin ve medeniyetinin ilk oluşum alanı yine bu coğrafyadır. Bu coğrafya dünya buzul çağından (Neolitik Çağ MÖ 13. bin yıl öncesi) çıktığı günden beri sürekli göç almıştır. Çünkü insanoğlunun yaşamı için en yaşanabilir dünyanın nadir mıntıkalarından biridir. Aynı coğrafya dünyanın bilinen en eski medeniyet kalıntı örgenlerine sahiptir: Göbeklitepe (Çanak-çömleksiz kültür MÖ 12.000-8.000), Tel Halaf, Hassuna (Çanak çömlekli Kültür MÖ 6000-5000) ve Sümer (Şehir Devlet MÖ 4.500-2.700). Dünyanın ilk siyasal devletleri de bu coğrafyada oluşmuştur: Asur, Babil, Hitit, Luvi, Kaşka, Mitanni, Kizzuwatna, Kassit, Ugarit, Kenan, Mısır (Devlet 2700-612) ve dünyada ilk imparatorluk: Med Karkaşi Hanedanlığı, Pers Ahameniş Hanedanlığı, Büyük İskender İmparatorluğu, Selevkos, Part, Sasani ve Roma kıtalar arası imparatorlukları gibi büyük devlet kurumları bu coğrafyada oluşmuştur.

Bu yüzden bölgenin kültürel örgenleri emperyal bir mutfakta harmanlanmıştır. Diller ve dinler yine emperyal harmanlanmalar yaşamıştır. Göçler sonucu dünyanın her yerinden aynı zamanda beslenen bu coğrafya en çok doğusunda ulaşımı kolay olan Hint İndus Vadisi/Harappa medeniyetinden kültürel olarak en fazla beslenen bölge olarak görülür. Nitekim benzer dil yapılarına sahip olan Hint Avrupa dil grubunda yer alan Aryan halklar geçmiş bu kadim tarihleri gözlendiğinde dini olarak Hindui Vedic tanrılara sahip olanlar ile olmayanlar arasında itikat ve ritüel ortaklıklarına rağmen farklı tanrı soylu görünürler. Aryan halklarda Hindui Vedic soylu tanrı Mitra’ya tapanlar ve eski Aryan tanrı Zeus’a (Deus) tapanlar şeklinde iki grup bilinir. Kültürel olarak bu ayrım halkların kültürel kökenlerinin hangi medeniyetlerden gıda aldıklarını göstermek bakımından oldukça önemlidir. Nitekim “Mitra” tanrı kültürlü Aryan halklara; “Doğu Aryan”, “Zeus” tanrı soylulara “Batı Aryan” tanımını kullanmayı yaptığım tarih çalışmamda uygun buldum. *3. “Kürtlerin Tarihi” adlı tarih araştırma kitabımda da, bu bilgi temelli bir teori ile hareket ettim. Kürtlerin Tarihi, Cilt:1. Bahoz Şavata, s.33. İBV. Kasım-2015.
Doğu Aryan halkın kullandığı dili de “Doğu Ariyaca” olarak tanımladım. Aslında “Ariyaca” ismini Kral Darius “Bihistun Yazıtlarında” zaten 2550 yıl önce kullanmıştı. *4. Bkz. Bihustun Yazıtı, “(70) King Darius says: By the grace of Ahuramazda this is the inscription which I have made. Besides, it was in “Aryan script”, and it was composed on clay tablets and on parchment.… /Tanrı Ahura Mazda’nın lütfuyla bir yazıt yaptım. Ayrıca kil tabletlere ve parşomöne de Aryan tarzda ilk defa yazdığımız yazı budur.* ”http://www.livius.org/bebm/behistun/behistun04.html… “Bihistun Yazıtına” ayrıca 2. makalede değineceğiz.

“Aryanca dili” tanımı dünya dil litatürüne de bu tarihi belge ile konmuştu. Benim yaptığım bu Aryanca dili daha tasnif edilir halde tanımak. Bu nedenle Aryanca önünde “Doğu/Batı” ön takılarını kullandım. Diğer yandan hiçbir köken çalışmasında kültürel bütünsellikten kopmamak şartı oldukça önemlidir. Etnik çalışmalarda doğru tespitler yapmak için kültürel öğe olarak din ve dil kültürel öğeleri olmazsa olmazdır. Buna azami dikkat verilmelidir.

Mitannice Dönem

Yeniden pratik sahaya dönersek, Doğu Ariyaca dillerden MÖ 2300-100 yılları arasında sıklıkla Ön Asya’daki diğer bölge halklarının kültürleri ile karışımında görülen ilk biçimi Mitannice dilidir. En eski MÖ 17. yüz yıl kayıtlı buluntulara göre Mitannice dilinin kadim ilk görünümü olan Proto-Ariyaca dilinin Vedic/Vedik Sanskritçe kökenli olduğu iddia edilmektedir. Tarihçiler Sanskritçeyi ilk konuşanların Hindistan, Hazar Denizi ve Orta-doğuya kadar yayılan çok geniş bir topluluk olduğunu öne sürer. Bazıları da bu dilin dini ve ilmi çevre sınırlarını aşıp halk tarafından kullanılmadığını iddia etmektedirler.

Sanskritçeyi konuşan toplulukların ilk vatanları Pencap tır. Pencap, Pakistan’ın merkezinden Asya’nın güneyine, Kuzeybatı Hindistan’a uzanan bölge Yukarı Indus vadisidir. Burada Sanskritçenin en eski şekli olan Veda lisanı ortaya çıkmıştır. MÖ 2. bin yılın ilk yarısına tekabül eden dönemde, Veda dili gelişmiş, esneklik kazanmıştır. “Sanskrit dili yapı olarak % 90 oranında gramer ve kelime hazinesi olarak en çok Avesta da kullanılan dile, en eski belgeli İrani dillere sonra da Eski Yunanca ve Latinceye çok benzemektedirler. Bu benzerlik kelimelerde görüldüğü gibi sıfat fiil ve zamirlerde vardır. Yine çoğullandırma, cisimlerin tasnifi (dişil, eril, nötr); nominatiflik, akkusatiflik, vokatiflikte, yardımcı fiillerde (pasif, aktif, kozatif, desideratif) ve zamanlarda da çok büyük bir paralellik görülmektedir.” * 5. Avesta Corpus, TITUS text collection. On the basis of the editions by K. F. Geldner, Avesta. The Sacred Books of the Parsis, Stuttgart 1889-96; N. L. Westgaard, Zendavesta or The Religious Books of the Zoroastrians, Copenhagen 1852-54, and others. Digitized text: University of Frankfurt am main, German.
Bu dil yakınlığı ve ortaklığı Sanskritçe dili ile Ariyaca dilinin köken birliği tespitini sağlamıştır.

Etimologlara göre Mitannice dili, Sanskritçenin İndus vadisinden Mezopotamya’da MÖ 16 yüz yılda, en batıda İç Anadolu, Kilikya’da (günümüz Adana ve Mersin illerinde) 14. Yüzyılda yaşamış bir Aryan dili olarak tespit edilir. Mitanniler, Doğu Aryanların bir kolu olarak anlaşılan önce Hindistan’a İndus Vadisi’ne, buradan Mezopotamya ve son olarak Anadolu’ya yayılmıştır.

Mitannice diline ait ilk bulgu Mitanniler ile Hititler arasında yapılan Hurrice kaleme alınmış bir barış antlaşmasında Sanskritçe kelimeler görülür. Bu antlaşmada Hindistan Brahmanizm’inin de tanrıları olan “Mithra, Nasatya ve İndra” Mitannilerin yemin tanrıları olarak yer almaktadır. Ayrıca Sanskrit buluntular; Nuzi (Kerkük), Mitanni-Mısır, Hitit-Mısır ve Kizzuwatna-Mısır kraliyet ailesinin iç yazışmalarında; “Tell-Al-Amarna mektuplarında”, Ugarit, Muşki ve Kizzuwatna kayıtlarında, bölge dili Akadça yazılımlı belgelerde tespit edilmektedir. * 6. Amarna; Mısır Firavunu IV. Amenophis’in (MÖ.1370-1350) yıkılmış sarayının bulunduğu yer. Nil’in doğu yakasında, Kahire’den 300 km. güneydedir. Burada bulunan belgeler Berlin müzesinde saklanmaktadır.
Hitit sarayı Hattuşaş ve Geç Hitit Döneminde Malatya, Kommagene, Dilok (Antep) vs. bulunmaktadır.

Son olarak Sankristçe, Hitit Hatuşaş (Boğazkale) kayıtlarında yer alan Mitanni soylu ünlü at eğitimcisi (Vedce: Assussani) Kukkili’nin at eğitim tabletlerinde oldukça açık bir biçimde tespit edilmiştir. * 7. Kukkili; Hitit Kralı Şupilliuma döneminde (MÖ 1345) at eğitimini üstlenmiş Mitannili uzman.

Mitannili At eğitimcisi Kukkili’nin tabletlerden anlaşıldığı kadarı ile “Mittani-Hürri at eğitmenleri ve Hitit meslektaşları, Eski Yakın Doğu’da Luvice, Hurrice ve Indo-Aryan edebiyatının derinliklerine geçmeden önce Sümer, Akkad, Hitit gibi farklı dillerden oluşan büyük olasılıkla teknisyenlerin ortak terimlerini kullanmıştılar.” Yine bu tabletlerden de anlaşıldığına göre Mitannili katipler Proto-Ariyaca veya Sanskrit dili kullanır fakat Akkadça alfabe formu ile yazarlardı, diyebiliriz. *8.http://www.lrgaf.org/Peter_Raulwing_The_Kikkuli_Text_Master…. s.6. Kaynak: Robert Drews, “The Coming of the Greks: Indo-European Conquests in the Aegean and the Near East”, Princeton University Press, Chariot Warfare. pg 61.

Hitit At Metinlerinde kullanılan dilleri kısaca açıklamak için Kukkili’nin kullandığı Mitannice bazı kelimeleri sunarsak: Mitannice: Maryannu, Tanrı Varyanu ya tapanlar, Mitnnice At biniciliği: Huwar, (Kürdçe’de: Suwar’dır.) “At uzmanı” mesleğini tanımlamak için Kikkuli; “At uzmanı” anlamına gelen Hint Ariyaca olan “Assussani” tanımını kullanır. Ariyaca; Asp/Apa, Kürdçe’de “Hesp”; “At” demektir. “Assussani” Kürtçe’de :Hesp u zani, At eğitimini konu alan tabletinde birinci, ikinci, beşinci gün şeklinde tavsiyelerini yaparken kullandığı sayılardan; “eka” sayısı günümüz Kürdçe’sinde “yek”, Dumilîce de “Yow”, Mitannice “Panca” sayısı= “penc”, “Na” sayısı Neh’dir. Yoldaki bir arabanın dönüş sayısını belirtmek için, Aika (Hindce; eka ‘birinci’), tera (tri ‘üçüncü’): panza (panca ‘beşinci’), Satta (sapta ‘yedinci’) ve “na” (Nava ‘dokuzuncu’) şeklinde kullanılıyor. Yine “yıl” adının karşılığı “sawala”; Kürdçe’de “sal” dır. Birçok kelime benzer ses fonetiğine sahiptir. Gu = go = söylemek. pıtq = pıtık = bebek. xuradi = mıfırdi = nöbetçi. Henna = Urfa, Antep yöresi bayan ismi). Has = His = duygu Ahr = qehr = kızgınlık. Papa = Baba, urh = ulu dağ, rast = doğru, Bayr = gevr = kahverengi. man = man = olmak, Tar = dar = ağaç, ard = erd = yer/köy. Lut= jin = Late (lorice) = kadın. Catw = ceh = arpa, Qult = gav = adım, asp= hesp = at, vs.” Yine aynı Hurri dönem Aryancası olan Mitannice adlarda: Çoğu Hurri kraliçe ve kralının adlarının sonu Ariyaca kökenli kelime olan “Hapa” yazımlı “Asp/apa” (modern Kürdçe’de at = hesp dir.) incelendiğinde Mitannice kelimelerinin Kürdçe ve Dumilkî (Zazaca) dilleri ile özdeşliğini görürüz. Hatta kraliyet ailelerinde çocuk adları da ortak ad görünümlüdür. Kral Tuşratta’nın kızı “Keluhapa” hibrid bir isimdir. Hurrice-Mitannice iç içedir. “Kelu” Hurrice, “hapa” (modern Kürdçe’de; hesp=At) Ariyaca’dır. Kız isimleri ekseri “hapa/hepa” (hesp) adı ile biter. Mitannilerin at sevgisine atfen “hapa” eki isimlerin sonunda çok kullanılmıştır. Peduhapa, Taduhapa, Çeduhapa gibi.* 9. Derleme yapıldı. Bkz. http://www.lrgaf.org/Peter_Raulwing_The_Kikkuli_Text_Master… p/s.7-8.

Vedic yada Ariyaca olduğu düşünülen Mitannice bu kelimelerin yazımı tam net değildir. Göç yolu ile gelen Doğu Aryan kültürlü Mitanniler ile bütünleşen Kafkas kültürlü Hurriler, Kürdlerin kültürel ve gensel kütüğünün gelişim tarihinde özellikle MÖ 16. Yüz yıl sonrası baskın Doğu Aryan tarafından asimile edilerek yer almışlardır. Hurriler bölgede bir çok büyük devletin oluşumunda Mitanniler ile birlikte yer alır: Kardunya Devleti (Kassitler), Mitanni, Kizzuwatna ve Urartu. Hurriler ve Mitanniler birçok da Küçük Krallığın oluşumunda yer alırlar.

Mitannilerin Ön Asya’da karıştıkları diğer halk kültürleri dikkate alınırsa bölgede binlerce yıl içinde yeni melez kavimler oluşur. Tıpkı İngiliz veya Fransız milletinin oluşumuna benzer Latin-Galat, Anglo-Sakson-Kelt farklı kültürlü halkların karışımı gibi. Hitit-Mitanni, Luvi-Mitanni, Hurri ve Mitanni, Elam-Mitanni vs. toplulukların karma melez oluşumu sonucu bu nedenle Mitannice dilindeki olası melezleşmeyi göz ardı edilmemelidir. Hata en dikkat edilmesi gereken Mittani Doğu Ariyacası ile Hitit, Luvi Batı Ariyacası ile karışımdan oluşan melezleşmedir. Ünlü Türk Antik Dönem Anadolu tarihçisi Ekrem Akurgal bu karışımı görmüş. İlk defa “Anadolu Kültür Tarihi”” eserinde kısaca Kürtlerin atalarından bahsetmiştir. Fakat Kürtlerin atalarını, Ermenilerin ataları gibi Balkanlardan MÖ 1200 sonrası göç yolu ile geldiğini belirtmiştir. *10. Bkz. “MÖ 1200 tarihlerinde Anadolu’ya Balkanlardan göç eden Avrupa kökenli boyların bir bölümü, örneğin Kürtler ve Ermeniler, Doğu ve Güney doğu Anadolu’ya genellikle Hurrilerin ve onların devamı olan Urartu topraklarına yerleştiler. Bu gün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya oturan topluluklar Hurrili, Avrupalı ve Orta Asya kökenli toplulukların çocuklarıdır.” https://tr.scribd.com/…/Anadolu-Kultur-Tarihi-Ekrem-Akurgal… ”Hititler. “Hititler Dönemindeki Güneydoğu ve Doğu Anadolu ile Yakın-doğu Dilleri- S.113.

Ayrıca yaşanan çağların önemli bir gerçeği dikkate alınmalıdır. Sami kavimlerin kültürel egemenliği ve medeniyet önceliği bölgede hala tartışmasız olarak başattır. Dikkat edilirse hala tarihin karanlıkları Akkad, Asur ve Mısır yıllıkları ile Sami dillerinde o dönemin en ileri lehçesi Akadça ile aydınlanıyor. Sami dilinin bir lehçesi olan Akadça dili ve alfabesi o zamanki dünyanın diplomatik dili ve alfabesiydi. Özellikle Asurca ve Ârâmice kültürleri öne çıkıyor. Kafkas, Batı Aryan ve Doğu Aryan halklar medeniyet olarak hala Sami halkların oldukça gerisinde kalmışlardır. Dilsel bu geri kalmışlığın sebebi Aryan halkların siyasi ve sosyal örgütlülüğün yanı sıra üretimdeki konumları ile doğrudan alakalıdır.

Devam edecek…