“KÜRT-TÜRK İLİŞKİLERİ” VE İTİRAZIMIZ

942

M.Mamaş

Kendimizi öncelikle zihin çarpıtmalarını ve kavram kargaşalarını düzelterek ortaya koyacağız. Zira referanslarımızdan meşruiyetimizi yaratarak halkın moral kaynaklarını güçlendireceğiz. Şu Türkiyeci cenahın  15 yıldır TC’nin  “think tank”  kuruluşu  gibi davranarak Kürtlerin düşün dünyasında yarattığı tahrifat Kürdün ruhunda büyük kopmalara yol açtığı için buna mecburuz.

Öncelikle, son zamanlarda irdelemekten keyif aldıkları aşikar olan, A.Öcalan’dan külliyatlar indirerek neredeyse bütünleme sınavına dönüştürdükleri  “Kürt-Türk ilişkileri” konusu kavramsal yönden  tarafgirdir ve Kerem ile Aslı’nın ilişkisi imiş gibi romantize ediliyor, lütfen dikkat. Biri bir devlettir, ikincisi olan Kürtler ise onların sömürgesinde varlıkları dahi resmi olarak kabul edilmeyen bir halktır. Sanki Alman-Fransız ilişkilerinden söz ediliyormuş gibi doğal karşılanamaz. Aramızdaki ilişki sömürgeci-sömürge ilişkisidir. Aradaki nüans hiç de masum değildir. Dolayısıyla “Türk-Kürt ilişkileri” söylemi  bir operasyondur.

Diğer bir konu, bu tahrifatlara  ve  operasyonlara karşı koymaya çalışan Kurdi reaksiyonun, kavramlarını evrensel  bağlamından soyutlayarak  içe kapanmacılıkla sağlam durabileceği niyetiyle içine düştüğü savunmacı haldir. ”Milliyetçiyim” demekle öyle olunmayacağı gibi, sırf Türk milliyetçiliğine nispet olsun diye kimliğimizi oluşturamayız. Kürt milliyetçiliği Türk milliyetçiliğinin anti tezi değildir.

Bakınız, bizim muhatabımız Türk milliyetçilği değil sömürgeciliğidir-milliyetçi olmasalar bile sömürgeci olduklarını bilelim. Milliyetçilikleri kendi sorunlarıdır, bizi bağlamaz. Kürtlerin içi doldurulmamış kof kavramlara sığınmaları acizliktir.”Milliyetçiyiz” ama hangisi? Bunun iki  formu var ve nitelikleri yüzde yüz farklıdır. Ezilen ulus milliyetçiliği ile ezen ulus milliyetçiliği kategorik ayrımını Lenin’e borçluyuz ki eşyanın doğasına uygun bir tarifi var.

Ezilen ulus ile ezen ulus milliyetçiliğini sadece aynılaştırılmış “milliyetçilik” kavramıyla tekleştirip bize sunmaya çalışanlar düpedüz şarlatandır. Ezenin milliyetçiliği gasptır, ezileninki ise haktır. Bir defa ezilen ulusun milliyetçiliği tarih karşısında ilericidir, gereklidir, hatta zorunludur. Ancak bu ülkesel zeminden, topraktan ayrılamaz. Dolayısıyla Kürdistansız bir milliyetçilik düşünmek en büyük tehlikelerden birisidir. Bizim Türklük reaksiyonundan beslenen bir milliyetçilik yerine ülkemizin bağımsızlığını esas alan bir anlayışta olmamız lazım. Kürdistan’da  yaşayan tüm diğer halkları, etnik ve dini aidiyetleri kapsaması için kendimize milliyetçi demek yerine milli kurtuluşçu demeyi tercih etmeliyiz diye düşünüyorum.

Türklüğün aynasından kendimize bir Kürtlük portresi çizmek sağlıklı olabilir mi? Onlar gibi olmayalım. Türkler kendilerini yanlış tanımladıkları için bizim de kendimizi bulmamız, ulus anlayışımızı geliştirmemiz  sakatlanmasın diyorum.

28/09/2013

M.MAMAŞ