KÜRT KONGRESİ BİRLİK ÇAĞRILARI

612

Ahmet Önal

Stratejisi ulusal bağımsızlık üzerine şekillenen partiler ulusal kongreyi sağlayabilirler. Aksi halde egemen devlete bağlı muhtariyetler, yerel yönetimler, egemen sistemin içinde reform amaçlı stratejilere sahip partilerin egemen ulusun bir otonom yönetimi olmayı hedefledikleri için ezilen ulusun partileriyle değil egemen ulusun partileri ile demokratik kongreler kurabilirler.

Ancak ezen ulusun kitlesini arkalayıp muhtariyet/ özerklik stratejisine sahip partilerin ezilen ulusun partileriyle ulusal kongre yapmaları ise egemen ulusun sömürge toplumundaki statüsünü perçinlemeye, mazlum milletin bağımsızlık özlemini yaralamaya, dağıtmaya, parçalamaya ve parçalayıcı siyasetin yer etmesine hizmet eder. Hatta sadece parçalarda bağımsızlık stratejisini savunan, aynı parça içindeki partiler (KDP-Irak, YNK, GORAN, YEKGİRTU, KOMEL, KDSP vb. ) ile parçaya dayalı ulusal kongrelerini savunabilirler.

Fakat bu partilerin şayet diğer parçalara dayalı bir stratejik amaçları yoksa kongre değil, sağlıklı dayanışmalara girmeleri için kongrelerinde bir karar çıkarmaları geleceğin ulusal kongresine bir girişim, bir zemin hazırlar.

2013 yılında olan kongre öncelikle PKK’nin silahsızlandırılması için TC, İmralı  ve KDP-ırak üzerinden sağlanmış bir girişim idi. Gaye bu kongre vasıtasıyla yapılacak bir çağrı ile PKK’in silahlarını bu kongre vasıtası ile bıraktırılması idi. Bu konu ile ilgili 2013 Agustosu’nda yazdığım “ulusal kongre ülkenin birliğini ve bağımsızlığını hedeflemiyorsa, bölge ya da egemen devletlerin stratejilerinin bir aracı haline gelir ve kürtlere yarar değil, zarar verir” diye belirtmiştim. Zira geçen sürede de böylesi bir kongrenin olmasından çok olmamasında yarar olduğu bugün daha iyi görülmüştür. PKK tarafından kurt partilerine yapılan “ulusal kongreye çağrı”sı da öncelikle dikkate alınmalıdır.

Ama nasıl?

1-“PKK’nin ulusal devlet stratejisini aştık” tespitinin masaya yatırılması gerekmektedir. 2- “Devlet değil, demokrasi istiyoruz. iktidar değil, özgürlük istiyoruz. Parçalanma değil birlik istiyoruz. Kısacası biz Kürt ulus kavramı yerine, demokratik ulus kavramını benimsiyoruz. Ulus devlet yerine devletin demokratikleştirilmesini, demokratik cumhuriyeti istiyoruz!” stratejisinde şekillenen “Türkiyelileşme”, “Suriyelileşme”, “Irakliıaşma” “İranlilaşma” siyasetinin yer ettiği ve halen bu stratejiye uygun beyanatların derin izlerinin olduğu bilinir. Ancak bugün pratik sahada bu stratejinin çöktüğü de bilinir. Bu bilinirliliklere rağmen PKK bu stratejisine dair köklü ve inandırıcı bir eleştiri ve özeleştiri yapmış değildir.

Bunlar aşılmadan ulusal kongre çalışmaları Kürt ulusu açısından olumlu bir karşılık bulmaz. Bulsa dahi, Kürt bağımsızlık girişimini engellemekten başka bir işlevi olmaz. Ulusal kongreyi yapacakların, öncelikle Kürdistan’a taşıdıkları, Suriye, Türkiye, Irak, Iran “dahil olma” kavramlarını dillerinden düşürme zorunluluğu vardır. Ulusal kongreyi yapabileceklerin, Kürdistan merkezli, özgürlükçü, demokrat, bağımsızlıkçı ya da bağımsızlığa net ve açık bir yapı olarak ortaya çıkması ile mümkündür. Ulusal Kongreyi yapacakların birbirlerine karşı, “hain”, “uşak”, “işbirlikçi” vs. kavramlarından uzak durmaları gerekir. Ulusal kongreye gidecek partilerin öncelikle şu ana kadar Kürtlerin ortak paydası olarak şekillenen yurtseverlik, bayrak, ulusal marş  konularında net olması gerekir. İç ve bir birileriyle yaşadıkları kavgalarda yitirilen değerler hususunda, önce kendi içinde, sonra da birbirlerine karşı köklü bir eleştiri ve özeleştiri ortaya çıkaracak, bağımsız  bir heyetin de bunu gözlemesi için müzakere ve raporlarla yardımcı olması için kurulması gerekiyor.

Kürt partilerinin birbirlerini hatta Kürt halkını çok incitmiş oldukları aşikâr iken, bağımsız komite tarafından bir ön hazirlık, ön rapor oluşmadan “Kongreye Çağrı” ile yanyana gelmek zor olmanın da ötesinde, sorunlar yumağı ile muzdarip olmaya devam edecektir. PKK’nin yaptığı “Kongreye çağrı” ile ilk etapta bunlar aklıma geldi.

Amerika, Avrupa, Esad, Abadi’nin Yakın Doğu’da Kürt hareketinin geldiği durumda, müzakereye gelememelerinin gerekçesine, 400. 000 (dörtyüzbin) kadar Kürt askeri ordusuyla, federe devletiyle, basın ve medyasıyla, dünyanın gözleri önünde cereyan eden teröre karşı mücadelesiyle Rojava’da var olan direnişi ile, Rojhilat ve Bakur’daki direnişi ile dudak uçuklatan bir kümülatif Kürt hareketi, gelip strateji ve birlik sorunlarını aşamayarak emeklerinin ve haklarının heba olmasına, edilmesine yol vermektedir. Kürtler bin yılların ‘makus talihini’ parçalayacak tarihi bir momenti yakalamışken, birleşmeyi beceremezse elindeki fırsatı kaçıracak günlere gebedir. Bu nedenle hassasiyeti itinayla değerlendirme devrindeyiz, ertelemeye gelmez!