“Kürt Kadınları Gerçek Amazonlardır”

1083

B. Poujoulat  1840 yılında  Paris’te  yayınladığı  “Voyage  dans l’Asie Mineure “adlı   eserinin  1.Cildinde Kürdlerden    uzun  uzun  söz etmektedir..  Daha  önce   ondan  bir  hayli alıntı yaptım  yada  eserinden  uzun bölümleri çevirerek  yayınladım.   Bugün  Kürdlere ilişkin  bazı negatif  tespitleri  içermesine   rağmen  bir  bölümünü çevirerek  yayınlıyorum.

 Fr.  Çev:   Aso Zagrosi

„Bizim  Malatya’ya  gelişimizin hemen ilk gününde,  aktüel olarak  Türk ordusuna karşı   savaş içinde olan Kürd  çetelerini   organize  etmek amacıyla   şehire  iki  Rus  subayının geldiĝine  dair  söylentiler yayılmıştı.  Bu sözüm ona  iki  Rus subayı  ben ve  yolculuk arkadaşımdan  başkası deĝildi.    Hafız Paşa’yı  bu haber hakkında bilgilendirmek amacıyla   Malatya’nın  batısından  10 mil ötede bulunan   Osmanlı   askeri kampına   bir   mektup gizli olarak gönderilmişti.  Hafız Paşa   acele olarak bir  kuriyesini Malatya’ya gönderiyor ve  sekreterine   kendisinin  şahsen  onların kim olduĝunu öĝrenmesine kadar   kimseye  bouyourdi(pasaport) vermeme emrini veriyor..   Daha önceki mektuplarımda   sözünü ettiĝim Dr.   Magdalano bizim başımıza  gelebilecekler konusunda  bizi uyarmış ve  bizim  bölgede olan  mevcutiyetimizin yaratıĝı korkuları daĝıtmak amacıyla  sekretere (kiaya)  kraliyet fermanlarımızı göstermemizi istemişti.   Biz  sekretere  bir ziyarette bulunduk.. O bizi     soĝuk  karşıladı..  Zorlukla tenezzül edip bizi  divanı üzerine oturmaya davet etti.  Bizim fermanlarımıza   göz  geçirdikten sonra   ansızın yüz ifadesi deĝişti, kaygılı ve tasalı havası  yerini    yaltakçı  iltifatlar ve  güzel sözlere bıraktı.   Sekreter  bize   Toros    ordusunun  komutanı general   Hafız Paşa bizim  gelişimizden  haberi var ve çok  içten  bizim ile tanışmak istiyor.    Sekreter bize: „ Genel Karargaha  gidiniz,  serasker Fransızları çok seviyor ve  sizi çadırında  kabul etmeye  çok  sevinecektir“ diye ekledi..  Biz  Osmanlı  Kampı için yola düştük…Ben asla bu  yolculuĝun yorgunluĝundan dolayı pişman deĝilim.. Ben  Kürdlerin ve  Yêzidilerin karekterlerine, törelerine ve inançlarına ilişkin  merak uyandırıcı ve  yeni detaylar öĝrendim..

suwari

Ermenistan  güneyine kadar  yayılan  Kürdistan,  uzunlamasına  kuzey-batıdan   güneye doĝru   95  mil,  enlemesine  ise   50 mil  olan bir ülkedir.  Kürdistan  tahıl, otlak ve  diĝer ürünler bakımından çok zengin bir ülkedir.  Bu ülkenin Kürdleri hepsi çadırlarda yaşamıyorlar.  Aksine Kürdlerin büyük bir kesimi  büyük köylerde ve  pek büyük kasabalarda oturuyorlar. Örneĝin    Şarezur’da  8000 insan oturuyor,  Pers monarşisinin yıkılmasıyla meşhur olan  antik Arbelles, bugünkü Erbeli de  4000 insan yaşıyor.    Quinte- Curce   tarafından  Gordiennes daĝları  olarak adlandırılan   Zagros daĝ  silsilesi   Kürdlerin  doĝu  sınırı, Arap çölleri   onların güney sınırı,   Xarput   kuzey,  Alacadaĝ(Bigarrees daĝları) ve  anti-Toros ise  onların batı  sınırlarıdır..  Bugün   size   sırf Kürdlerin oturduĝu   Anti-Toros’dan  yazıyorum..  Var olan verilere göre  en yakın ihtimal olarak    Kürd nüfusu  3  milyon cıvarındadır.  100 bin cıvarında  hıristiyan  Nesturi var…  Nesturiler  miras  yoluyla hakimiyetlerini sürdüren  iki Patrikliĝe baĝlılar:  Biri  her zaman Mark-Eiman  olarak adlandırılıyor,  Çolemerg’e fazla uzak olmayan  Kodjanissi de oturuyor, diĝeri ise  Roban-Ormes’te oturuyor.  Bu iki patrikliĝin otoriteleri    13  piskoposu kapsıyor.  Piskoposların saygınlıĝıda  Patrikliklerin ki gibidir.  Onlardanda  miraslık dayidan   yeĝenlere geçiyor.  Bazen bu miras  meselesinden dolayı  12 yada 14 yaşındaki bir çocuk  piskopos olabiliyor.  Yüksek rütbeli papazlar büyük bir cahilik içinde yaşıyorlar, Rahipler ise   zar zor  okuyabiliyorlar.  Hıristiyan Kürdler,  Türklere karşı savaşlaraçok az katılıyorlar..jinen kurd

Geriye kalan nufüs Ali mezhebine baĝlılar..  Fakat,   onların Muhamedizmi bazı boşinançlarla karışmış ki   Mages  inançının ardı kalanlarına  benziyor.  Kuran’da   tespit edilen zaman saatlerde  dua etmiyorlar, Ramazan  oruçunu(TürkelerinPaskalyası) tutmuyorlar ve Mekke’ye Haca gitmiyorlar..

Kürdler,  Xenophon’un   sözünü ettiĝi  Karduklardan   geldiĝini biliyor muydunuz?

Onbinlerin şefi  bize  Kardukların  ve  büyük kralların,  srtapların ordularına her zaman meydan okuduklarını söylüyordu…  Kürdler, bu baĝımsızlık ve  isyan ruhunu mükemel bir şekilde korumuşlar..

Ben burada  Türklerin  Kürdlerin orjinine ilişkin anlatıkları   masalları bilerek atlıyorum..  Bu  anlatılan  masallar tiksindirici ve barbarcadır, üzerine  durmaya deĝmez..  Bir  halka  verilen  orjinin içinde  her zaman bazı törelerin olduĝuna işaret edelim..Bize  Kürdistan’daki halkın  ilkel oluşum süreci hakkında,  Niphates  daĝlarında,  Karacadaĝ(eskilerin Massius daĝları)  boyunca  içgüdü ve  daĝınık çete alışkanlıkları hakkında  anlatılanlar korkunçtur.

Kürd tipi  düzenli yüz çizgisiyle,  nereden geldiĝi bilinmeyen,   soyluluk eksik olmayan vahşi  kibirliĝiyle  dikkate deĝerdir.  Kürdlerin  gözleri siyah, dipdiri ve  zekicedir.  Boyları uzun ve biçimleri  güzel  orantılıdır.. Kürd’ün elbisesi  geniş bir şalvar  ve bir ip ile baĝlanan  çizgili  yünlü bir çeketten  oluşuyor.   Sarıkları  sivri  olarak  tamamlıyor.  Ayakkabıları deriden yapılmış  topuk üzeri kayış ile  baĝlanmış bir sandaldır.   Bu ayakkabılar    eski Romalılarınkine çok benziyor.

Kürdler küçüklüklerinden  itibaren  silahlara alışıyorlar.. Kürdler  at sırtında  kılıç, topuz,  mızrak ve tüfeklerle  savaşıyorlar… Bu sonuncusunu onlar   hem saldırırken ve hemde  kaçarken  kullanıyorlar:  Onlar  at sırtında  dönerek  ve  at  dört  nala   giderkende ateş  edebiliyorlar…  Bu insanlar  her türlü yorgunluĝu ve her türlü yoksunluĝu kaldırabiliyorlar..  Fakat onlar   acımasız ve imansızlar..  Yeterki  çıkarlarına olsun hiç  bir yalandan çekinmiyorlar….  Adam öldürme, talan  ve  ter türlü hakimiyeti  aşaĝılama  işte onların  tek kaygıları….   1836 ve 1837  savaşlarından önce  Kürdler  Diyarbakir,  Musul, Malatya  ve Urfa kapılarında kervanlara  saldırıyorlardı.   Bazı  yolcular  tarafından  o kadar  övülen   misafirperverlikleri,  burada  onlara ilişkin anlatılanların karşısında  yok olup gidiyor:  Onlar yabancıları büyük  dostluk törenleriyle karşılıyorlar, ama  silahlarına,  elbiselerine ve  bagajlarına  hayran oldukları bahanesiyle   hepsini çalıyor ve onlara kötü muamele yapıyorlar..   Sık sık onlar  bir atlının  atını alırlar ve  sonra   ona  yayan olarak gitmesi için  güle güle derler!!

Fransız hükümetinin  hesabına  Asya’da  bilimsel araştırma yapmak amacıyla giden   Alman bahtsız  bilim adamı Schulz’un  çeteler tarafından  öldürülmesinden sonra   Avrupa’lı  yolcuları  Kürdlerin sözümona   misafirperverliklerine   güvenmiyorlar…   Persi gördükten sonra   1839 yılının sonbaharında   Schultz   Kürdistan için  yola koyuluyor.  Schultz ile birlikte bir hizmetçi ve  Perslerin bir bölge sorumlusu olan  Arsliarxan’ın  kendisini korumak için   verdiĝi  6   asker vardı..   Alman yolcu ve  kendisine refakat edenler  sözümona  kendilerini korumaya çalışan   Kürdler tarafından amansızca katledildiler.  Ermeni  köylüler  zorla   var olan bahtsızı   topraĝa  vermeyi üstlendiler ve  bu korkunç haberi   Arsliarxan’a bildirdiler. Schutz’un   Pers Sarayında  bıraktıĝı  izlenim ve notları   Istanbul  Fransa Büyükelçiliĝine gönderildi..  Fakat, Schultz’un  Kürdistan yolculuĝunda beraberinden götürdüĝü bagajlar  haydutların elinde kaldı..

Jinen Kurd

Kürdler,   çöl Arapları gibi   dökebildikleri kadar   kan dökme eĝilimindedirler.  Öldürdükleri   bir  insanın   kan davası için bir at, bir öküz, iki koyun, 3 keçi,   yada  kendi kızlarından birini ölenin akrabalarından birine  evliliĝe verirler.   Evlenen kadına  verilmesi gereken çeyiz  talep edilmemektedir.

Kürd kadınları  gerçek amazonlardır. Onlar  atlara kusursuz binlerler, kocaları gibi  silahlıdırlar..Kürd kadının boyu  zarif ve şıktır. Ama yüzleri  güneş tarafından yandıĝından dolayı çekici deĝildir… Kürd kadınları kapanmıyorlar.  Elbiseleri  ince, giri kumaş bir fistan, göĝüsleri açık, bellerini   deri bir kemer ile baĝlıyorlar..   Paralarla süslenmiş uzun siyah saçları   omuzlarında  dalgalanıyor.  Kürd kadınları başlarının arkasına  savurdukları   çok ince  sarı ya da mavi eşarp taşırlar ve  yalın ayak gezerler...“(age sayfa  348-355)

Normal 0 false false false DE JA X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:”Table Normal”; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:””; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:Cambria; mso-ascii-font-family:Cambria; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Cambria; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}