KÜRT ÇATIŞMASI KÖLELİĞE, KÜRT BARIŞI BAĞIMSIZLIĞA TAŞIR!

1254

Ahmet ÖNAL

KBY Başbakanı Neçirvan Barzani, “Pkk Sengalden çekilsin, aksi halde güç kullanmak durumunda kalacağız!” dedi. Bir gün sonra da Pkk; “Şengal’de kalacağım!” Beyanında bulunduğuna göre, şu konulardaki gelişmelerin siyasal sonuçlarının hesabını yapabildiler mi acaba;

1- İran – Şia planı olarak, hareketli Haşti Şabî askeri güçlerinin Tahran, Bağdat, Şengal, Musul, Ürdün hattına yerleşme planında kim nerede duruyor?

2- Sömürgeci Iran, Irak, Suriye devletlerinin Güney Kürdistan Kürt iktidarını, Doğu’dan ve Güney’den kuşatma siyasetinde kim nerede duruyor?

3- Güney Kürdistan Güçlerinin, bağımsızlık projesinde kim nerede duruyor, karşısında mı yanında mı? Pkk, pyd “yanında” olduğunun beyanında bulunmuştu. Yanında ise Şengal’de birkaçyüz kişilik bir birliği bulundurarak ne yapacak, neyi kazandıracak?

4- Pkk’nin, özgürleştirmesi gereken bu kadar çok yer varken, Şengal’e takılması ve orada kalması, Irak ve Şia eksenin ve ittifakı ile aldıkları ekonomik desteğin (asker maaşı) dışında neyi kazanıyor, ne getirisi oluyor?

5- Kürtlerin birbirlerine gösteremediği “iyi niyet”, “siyasi jest” ve davranışlarını defalarca sömürgecilere beyhudece gösterdiği bilinirken, birbirilerine jest yapmaları, taviz vermeleri kendi ulusal özgürlüklerine hizmet olmaz mı?

6- Astana, Cenevre vs. Kürt meselesinin masalara getirip uluslararası görüşmelerde meşruiyetini sağlamak için koşullar olgunlaşmışken, sömürgecilerin Kürtleri bu masa ve görüşmelerden uzak tutmak için Kürtlerin en zayıf oldukları iç çelişkilerini göstererek, gündemleştirerek, Kürdistan sorununu uzak ve çözümü zorlaştırıcı belirsiz geleceğe erteleme siyasetini boşa çıkarmamak, Kürtlerin siyasi acemiliklerine hatta beceriksizliklerine tarihi kayıt düşmeyecek midir? Sömürgecilerin bu bilindik amaçlarını boşa çıkarmak duruyorken, kılıçları birbirlerine doğrultmak siyasi art niyet yoksa, siyasi cehalet olmuyor mu?

7- Kürt siyaset sınıfı, Türkiye’nin Misakı milli siyaseti ile Kurdistan’ı Türkiye’nin sınırlarının içine alma siyasi hedefinin içinde olduğunun farkında mı?

8- Güney Kürdistan siyasi yapılarının, esas siyasi hedefleri Güney Kürdistan sınırları dâhilindeki Kürt coğrafyasını özgürleştirmek, orada bağımsızlık sağlamak hedefini gerçekleştirme çabasında olduklarını anlıyoruz. Tabiî Yakın Doğu’da sömürgeci devletlerin siyasetine geçici çıkarlar uğruna alet olmazsalar bu stratejinin eşiğine gelmişken, onlara daha başka zorluklar çıkarmak, engelleme siyasetine düşmek ya da desteklememek diğer parçalara neyi kazandıracağını, pkk ve yakın duran çevreler bu durumu açıklamak durumunda değiller mı? Zira “milliyetçilik ve devlet biz halklara zarar ve ziyan getiriyor” iddiasındaki stratejinin, sömürgeci siyasetin egemenliğini meşru, Kürtlerin ise meşruiyetini hiçe saymak olduğu bizce aşikar olmuşken, başka bir sözü olabilir mi, olacaksa bu ne olabilir?

9- Pkk, 20.yüzyılın anti demokratik iktidarlarının ve ideolojilerin refleksi olan, “sosyalizme ve milli kurtuluşa tek parti ile gidilir. Partilerden biri doğrudur, kalıcı ve bakidir, diğerleri tasfiye olmak durumundadır” sakat siyasi anlayışından kendini muaf tutmuşsa, lafızda “birlik”, “ulusal kongre” deyip, pratikte ulusal, ulusal bağımsızlık ve özgürlük, ülke topraklarını özgürleştirme kavramlarından da uzaklaşarak, anti-Kurdewarî bir politika ile Kürt partilerine ve oluşumlarına her zaman taktik yararlanma üzerinden geçici ittifaklar yaparken bile, o ittifakta kendisinin ne kadar yararlanacağı ve ittifak kurduğu parti ya da gücün ise ne kadar eriyip potansiyelinin kendisine katacağı- kalacağı hesabını yapan, milli kurtuluş güçlerinin kazanıp geliştireceği hesabının ise hiç yapılmayıp, tek parti sistemini inşaa etme düşünsel sakatlığındaki sapmanın esiri olmak değil de nedir?

10- Bu iç ayrılıkçı siyasal davranışların, anlayışların beslendiği pre-millet sosyal gerilikten beslendiği ortada iken, kendilerini milli özgürlüğün ilerisinden tanımlayarak, modern gerisi ve modern ötesi teorik kurnazlıklarla, milli kurtuluş mücadelesinde sebat etmenin ötesinde ya gerisinde ya da ultra ilerisinde durarak, engelli taktiklere düşmek ve düşmemek, milli mücadelenin özlemini aktif kılmak adına ve yerine harcanması gereken yer ve zemine çekerek aşındırmak, kimin işine yaradığının hesabını kritiğini yaptılar mı, yapmadılarsa yapmak  gerekmez mi?

11- Pkk Şengal’de, Güney Kürdistan yönetiminin, geçici bir süre düştüğü zafiyeti hep dillendirip, sonrasındaki başarısını, kurtarılmamış Güney Kürdistan topraklarını da özgürleştiren başarılı bir savaşı ve zaferi, Şengal zafiyetiyle karalamak, bir art niyetin hesabı değilse nedir?

Bu zafiyeti dillendirip, Kuzey Kürdistan’da Milli Kurtuluş mücadelesinin kalbi durumunda olan Cizre, Oramar, Niseybin, Amed vs. merkezlerin hesapsız ve o “hendek” tarzı bir savaş ile dumura uğratılacağı, “açık özgür alan” taktiği ile buraların savunmasının sağlanamayacağı ve bunun sonucunda harcanan efor, ödenen bedellerin heba olacağı önceden biliniyorken, bu tarz bir savaşa tutuşmanın ve inatlaşmanın sağlıklı bir eleştiri ve özeleştirisi yapılmadan, kuru kuru dışındaki parti ve oluşumları, geleneksel politikalarının tekrarı tarzında, “ben doğruyum, sen hainsin” siyasetiyle giderilemeyeceği anlaşılmadıysa ve nasıl davranmak gerekir sorusu kendini dayatmıyorsa, bu siyasetin pekçok stratejik konuda gösterdiği esnekliğe rağmen, diğer pekçok sorunun yanı sıra, iç demokrasi konusundaki ters tutumun kendini dayatarak privit davranmasının nedenlerini anlaşılır kılmak aönemli olmuyor mu?

12- Sömürgeci siyasetin, Kürt siyasal sınıfını karşı karşıya koyduğu ve bu kadar sirayet etmesinin asıl nedenleri, bizim ülkemizin ve milletimizin parçalanması, kendini yönetme, birliğini sağlama konusunda izlediği siyasetin marazlarındaki sebeplerini hep tartışageldik…

Şimdi bu hususu daha kapsamlı, tarih bilinci ve bilimin yöntemleriyle, aydın ve özgür bir zihniyet ve duruşla, çok boyutlu inceleyerek ortaya koymaksızın, çocuksu bir tarzda güdülen kargaşalıkları, bir irade yarıştırma oyununa çevirdikleri iç kavgalarını barışa taşımayacaklar. Bunun için radikal bir tarzda Kürt siyasetinde değişime girmezlerse, herkes ve başta kendileri olmak üzere telafisi zor zararlarla siyaset sahnesinde perişan olacaklardır.

Bunun için Kürt barışı, Kürt aşkı, Kürt özgürlüğü, Kürt şehitlerinin özlemi ve emekleri, virane edilmiş köyleri ve şehirleri, yaşanan soykırımın acıları, Kürt ulusal birliği ve gelecek için hepimizi kahreden ve esir eden iç kavgalardan çıkarak, barışı tesis etmek için Kürt siyaset sınıfı birbirlerine taviz vermeli ve meşru siyasi haklarına meşruiyet kazanmaya kitlenmelidir.

Kürt çatışması köleliğe, Kürtlerin birliği bağımsızlığa taşır…

Bu iki tutumun ortası yok.

Durum bu kadar net.