KÜRDİSTAN’IN ‘MÜTTEFİKLERİ’, PARTİLERİN ‘DOSTLARI’…

282

Dursun Ali Küçük

Evet, dünyada ve bölgede bir Kürdistan’ın müttefikleri ve düşmanları vardır, ayrıca bir de siyasal partilerin vardır.

Partilerinkine müttefik değil, sadece “dostlar”  demek daha yerinde olur. Çünkü bu “dostlar” kavramı bir partiye ilgi gösteren devlet veya devletlerden oluşur. Birbirleriyle “dostluk” söylemlerinde bulunurlar. “Dostlara söyleyin” veya “Türkiye Kürdistan’ın bağımsızlığını tanıyacak” gibi…

Bunlar da genellikle Kürdistan’ın arka cephesi “dostlar” dan oluşur. Kürdistan dört parçaya ayrıldığı ve parçalandığı için her sömürgeci devlet veya bunlara yakın düşen bölge devletleri herhangi bir parçadaki, daha doğrusu sömürgesi altında olmayan parçadaki Kürtlere geçici diyalog ve kontakt kurmaya çalışırlar.

Zehirli bir ilgidir bu. Şerbet altında zehir içirtmek politikasıdır.

Bu, kendi parçası için diğer parçanın sömürgecisinden geçici ve çeşitli düzeylerde destek sağlama anlayışıdır.

Sömürgeciler seni kullanmaya çalışır.

İki taraf da yararlanır. Ama diğer parçanın sömürgeci devleti seni güçlendirmekten ve finale gitmenden çok, sadece birer kavgacı olmanı tercih eder.

Tehlikeli olduğun zaman iplerini çekerler.

Birçok örnekleme yapmak mümkündür. Ama büyük olan hemen her parçanın Kürt partisi kendi parçası dışındaki sömürgeci güç ile ilişkiye geçmiş ve onlara “dost” demiştir.

Geçmişte PKK’nin “baba Esad dostluğu, bugün İran ve Irak “dostları”, KDP’nin 1970’lerin başındaki “İran dostluğu”, Sonra YNK’nin “İran dostluğu”vb…

Sömürgeci devletler müttefik olamazlar. Kürdistan ve Kürtlere hep düşmanlık yapmışlardır. Kendiliğinden yola gelen hiçbir sömürgeci devlete rastlayamazsınız.

Peki bu gün bazı partilerin “dostları” kimlerdir?..

-KDP Türkiye dostudur.

-YNK ve Goran İran ve Irak dostudur.

KCK, İran ve Irak dostudur.

KCK çözüm sürecinde Türkiye yi esas aldı. İmralı ve devletin sahte çözümü sadece Türkiye’yi esas alıyordu. “Ortak vatan” ve “demokratik cumhuriyet” ile Türkiye ile dostluk eli halen ortadan kalkmamıştır.

KDP-T, Türkiye dostudur.

ENSK, Türkiye dostudur.

Dikkat ederseniz “dostlar” hep sömürgeci devletlerden.

Bunun üzerinde çok iyi durmakta yarar vardır.

Bu ilişkiler kullanılabilir, ama bunlara dayanarak güç olmaya kalkmak isterseniz fena halde yanılırsınız.Tabii bu ilişkiler dönem ve koşullara göre farklılık içermektedir. Sömürgecilerin sömürgesi olan diğer parçayı arka cephe yapmak politikası artık geldiğimiz noktada iflas etmiştir.

Buna kritik anlamda sarılanlar gafleti yaşamaktadır.

Bir de bu partilerin birbirlerine karşı kullandığı argümanlara bakalım…

-KDP; Goran’ı Irak ve İran’la çalışmakla itham etmektedir. İran’a karşıdır. KCK’yi İran ve Irak ile ilişkilerinden, Haşdi Şabi-Şii milislerine yardımcı olmakla, Şengal’deki YBŞ’nin Şii milislere bağlı oluşturulduğunu, İran ve Irak’ı desteklediğini belirtmektedir. KCK’nin TC’ye karşı savaşmasını yanlış bulmaktadır. Türk sömürgeciliğine karşı savaşılmasını yanlış görmektedir.

-KCK; KDP’nin Türkiye’ye bağlandığını, TC’yi desteklediğini, Başika vb yerlere Türk askerlerini yerleştirdiğini, KDP tarafından eğitilen “Roj peşmergelerinin” ‘çete’ olduğunu, Barzanilerin kendisi ve ailesini aşğılamaktadır. Goran, YNK ve İran-Irak’a birşey dememektedir. İran’a karşı KDP-İ’nin savaş başlatmasını yanlış gördüğünü beyan etmektedir.

Goran ve YNK; KDP’nin Türkiye ile olan ilişki biçimine karşıdır. Türk askerlerinin Güneydeki varlığından rahatsızdır. Ama aynı rahatsızlığı Şii milisleri ve Irak’a yerleşen, Kürkük’e dayanan İran askerleri ve Şii milislere karşı göstermemektedir.

Bu şıklara ekleme yapmam ve daha da çoğaltmam mümküdür.

Altını çizmek istediğim Kürdistan’a göre politika belirlemek değil, partilerin ilişkilerine göre politika ayarlanması vardır.

Kullandıkları argümanlar bazı yönleriyle haklı görülebilir. Ama zihniyet ve mantık yanlıştır. Başkasını eleştirir ama kendisi de bir benzerini yapar.

Nokta: “Dostlar” dan müttefik olmaz.

Dost sayılanlar düşmandır.

Bu tür ilişkilerin oldukça öne çıkarılması diğer Kürt partilerini yaralar.

Birinin lehine görünen ilişki diğerinin alehine işler ve işlemektedir.

Bu “dostlar” Kürdistan’ın düşmanlarıdır.

Çelişkileri değerlendirilebilir. Ama bunlarla müttefiklik olunamaz. Çok geçici durumlarda; bozuk saatin 12 saat içinde bir kez doğru gösterdiği geçici uzlaşmalar belki yaşanabilir.

Kürdistanın müttefikleri:

Doğu, Güney Kürdistan federasyonu ve Batı Kürdistan(Rojava)’nın müttefikleri ABD, bugün Koalisyon Güçleri, AB-Batı, Demokratik hükümetler,İsrail, demokratik kamuoyu, halkları temsil eden demokratik ve özgürlükçü partilerdir.

Kuzey Kürdistan için normalde bu güçlerin olması gerekirken durum daha bundan farklıdır. AB, ABD, demokratik hükümetler, dolayısıyla ağırlıklı bunlara dayanan kamuoyunun bir kısmının KCK’yi “terörist” olarak görmesi baştan destek verilmesine engeldir.

TC neden ısrarla PYD’yi “terörist” göstermek ve “terör listesine” aldırmak istiyordu. Çünkü biliyor ki Kuzeyde yaptığı gibi “terör” listesine aldırırsa verilecek devlet ve hükümet destekleri bitecektir. Ayrıca TC NATO üyesidir. ABD ve Batı TC ile olan ilişkilerinden dolayı, KCK’nin ABD ve Batı, İsrail ile ittifakları küçümseyici yaklaşımlarından dolayı bu diplamasi vb desteği sağlanamadı.

Kuzey Kürdistan’ı bir tarafa bırakırsak, diğer üç parça Kürdistan’ın müttefikleri aynıdır. Dostluk karşılıklı çıkar ilişkileri ve ortaklaşma temelinde bunlardan gelir.

Müttefikler bir ama Kürt partilerinin neden ittifak yapmadıklarını, bu parçalardaki Kürt partilerine sormak lazım…

Normalde bu üç yerde müttefikler aynı olduğu halde Kürt partileri kendi aralarında anlaşamıyorlar.

İşin bu yanı Kürt partilerinin sömürgeci “dostları” önemsemesinden geliyor. Aynı müttfikler Kürt partileri her parçada birlik olursa zaten hepsni destekleyeceklerdir.

Komşu sömürgeci ”dostlar” tek partiyi  destekler, Kürt partilerinin birleşmesi değil birleşmemesi üzerine politika yürütürler. Çok şükür bizim partiler basit iktidar hesapları için bu tongaya düşerler.

Kürdistan Federasyonu:

KDP-YNK-Goran ve diğerleri Kürdistan’ın bağımsızlığı ve Irak ile iki devlet şeklinde konfederal bir yapı oluşturabilirler.

ABD ve Batı, AB vb Kürdistan’ı tanıyacak güçler Kürtlerin birleşip bunu yapmasını bekliyorlar. Bunu yapamıyorlarsa sorunu dışarda aramıyacaklar. KCK vb Kürt güçlerini bu konuda gerekçe yapamazlar. Kürdistan federasyonu partileri, aydınları ve şahsiyetleri bu yönlü tavır koyarsa KCK hiç bir şey demiyecektir ve bir şey de yapmayacaktır. Tabanı bu girişimi destekleyecektir.

Ortak tavır ve ortak politika ve ortak akıl devreye konmalıdırlar. Bakın o zaman sonuçları ne olur.

KDP tek başına Türkiye dostluğuna oynarsa bu Goran, YNK ve diğerlerini yaralar. Yine YNK ve Goran buna karşı Irak ve iran ile farklı cephedeki ilişkileri KDP’yi yaralar.

O zaman çözüm nedir?

Herbiri kendine “dost” değil, Kürdistan’a ortak dost ve müttefik kazandırmalıdır. Politikalarını ortaklaştırmalıdır.

Geriye kalan herşeyi seçimler ve demokratik yollarla halletmelidirler. Halka gitmelidirler. Halk neyi onaylarsa ona da saygılı olmalıdırlar.

KDP’nin Türk askerlerini Güneyin yeni yerlerine özellikle Şengal sınır hatlarına yerleşme girişimlerine  müsammaha göstermesi onaylanamaz. KCK üzerine Türkiye ile hesap yapmanın Kürdistan federasyonu geleceğini yaralayacağı kesindir.

Türkiye son MGK toplantısında Sincar-Şengal sınır hatlarına kaç askeri üs yerleştireceği kararına vardı. Bu hem Şengal, Hem Rojava için tehlikeli bir girişimdir, onaylanamaz.

“Tek kapımız Türkiyedir” demek bir realite olsa bile bu ekonomi, ticari vb ilişkileri esas almalıdır. YNK ve Goran etkili olduğu yerlerde Süleymaniye ve Kerkük için “tek kapımız İran ve Irak’tır” diyebilirler. Demek sorun sadece tek kapı değildir.

YNK’nin bir kısmı iran sevdasından, KDP’de Türkiye sevdasından vazgeçmelidir. KCK buraya askeri müdahalelerden kaçınmalıdır. Karşılıklı güç kullanımı devreden kalsırılsın.

Bu kafa ile bağımsızlığı sürüncemeye alıyorsunuz. Ben bağımsızlık ilanı ve adımlarını desteklerim. Gorran bağımsızlığa karşı değil, YNK de bağımsızlığa karşı değil, hatta bir kesimi açık bağımsızlıktan yanadır. Güney halkı bağımsızlığın arkasında durur.

Şayet bağımsızlık adımları atmayacaksanız, oturun anlaşın ve Irak ile iki devletli konfederal bir sistem kurunuz. Şu Türkiye ve İran’ı yakanızdan düşürmüş olursunuz.

Rojava Kürdistanı:

Burada diğer parti çalışmaları KDP taraftarları da dahil hepsine çalışma ve örgütlenme özgürlüğü sağlanmalıdır. Ordu, ulusal ordu olarak bir olsun. Ordu bir partinin değil, ulusun kurumu düzeyine getirilsin. Türkiye ve Esad ilişkileri geri plana atılsın isterim.

Kürdistan’ın müttefileri ve dostları:

Parçlar için saydığımız müttefik ve dost güçler Kürdistan’ın müttefikleridir. Partiler bunu esas aldığı oranda birbirleriyle ilişkileri sağlamlaşır.

Türkiye, İran, Suriye, Irak sömürgeciliği Kürdistan’ın düşmanlarıdır. Irak İki devletli dostluğa geliyorsa buna kapı açık tutulmalıdır.

Partiler düşmanlara ve müttefilklere göre politika belirler, stratejisinde buna yer verir ve taktik alana uygular.

KCK, KDP,Goran, YNK, PYD bu müttefiklik dost ve düşmanı Kürdistan’a göre ayarlamadıkları için kaç kez uyarı yemişlerdir.

Goran ve YNK İran konusunda uyarı aldılar.

PYD Esad konusunda uyarı almıştır.

KCK, İran konusunda uyarı almıştır.

KDP, Türkiye ile ilişkilerinde uyarı almıştır.

Uyarılar bir kez değil, çeşitli konularda alınmıştır.

Bizimkiler “evet” demekle birlikte Ortadoğu politikacıları gibi basit iktidar kavgaları, “az olsun benim olsun” anlayışından dolayı huyları yani kötü alışkanlıklarını terketmiyorlar. Biraz duruyorlar ama ısrarla partinin “dostları”ndan vaz geçmiyorlar. İlişki seviyelerini gözden geçirmiyorlar.

Bu “dost” ilişkileri kesinlikle Kürdistan’a hizmet etmiyor. Bakınız dalaşma ve kavgalarında karşılıklı birbirlerine ithamlarda bulunuyorlar.

Sömürgecilerimizle dostlukları kavga kılıfı altında bizlere ve Kürt halkına yutturmaya kalkıyorlar.

Parti farkı gözetmeksizin bu kirli “dostluk” ilişkilerine yatıp birbirlerine kılıç çekmeye kalkmaya dur demeliyiz.

Kuzey, hendek savaşı yanlışı ve TC’nin bu tuzağa çekerek şehirlerimizi yerle bir edilmesi ile kurban edildi. Dünya sessiz geçiştirdi. Bir de “bağımsızlık” adına Kuzey kurban edilemez.

Unutmayınız; bu TC gizli ‘Misak-ı Milli’den vazgeçmiş değildir.

Kürdistan federasyonunu kendisine katamaz, buna gücü yetmez ama buradaki petrolü bir biçimiyle denetleme savaşı veriyor. Bu tek başına az birşey değildir. IŞİD Bağdat üzerine yürürken yoldan çevirip Kürdistan üzerine saldırtan bu TC değil miydi?

Türkiye ve İran’dan dost olmaz. Müttefik hele hiç olmaz.

Bazı Kürt patileri birbirlerini dost ve kardeş görmüyor!

Yazık çok yazık!

Ne diyelim: “dostlara selam olsun”!