KÜRDİSTAN’IN İŞGALİNE ve KÜRD KATLİAMINA ONAY!

249

H.Hüseyin Yıldırım

Türk ordusu, 25 Nisan 2017 tarihinde Şengal ve Kürdistan’ın Güneybatısı’ndaki YBŞ/YJŞ ve YPG mevzilerini bombaladı.

Beklenen bir gelişmeydi…

Türkiye’nin, bombalama öncesi ABD, Rusya ve Irak-KDP’yi daha evvel uyardığı doğrudur.

Reuters’a konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bu duruma açıklık getirildi.

Bu bilgi ABD yetkilileri tarafından da teyit edildi.

Daha evvel yazdığım makalelerde ABD-Rusya arasında gerilim artıkça Türkiye’ye gün doğacak, buradan kendine vazife çıkaracak, ABD bunu sineye çekecek demiştim.

Türkiye bombalama öncesi ABD’yi uyarsa da rızası dışında bu operasyonu gerçekleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon yetkililerinin açıklaması bu yöndedir.

Müdahale edilemez miydi?

Bu koşullarda edemezlerdi. Rusya kurt gibi pusuda. ABD, Türkiye’yi Rusya’ya kaptırmak istemiyor.

Türkiye sınırını zorluyor. ABD-Rusya arasındaki gerilimden yararlanıyor. ABD’nin bu dönem kendisini tam olarak karşısına almak istemediğini görüyor. Fakat buna rağmen ABD hem bombardıman öncesi haberdar edilirken, hem de bombardıman sonrası ciddi olarak Türkiye’yi uyarmış. Türkiye daha ileri giderse, ABD’nin ‘bunun da bir sınırı var’ diyeceği aldığım bir başka haber.

Olan biten bu.

Bunda bir anormalik yok.

Anormal olan bu vahim durum karşısında Irak-KDP ve Kuzeyli destekleyicilerinin aymaz tutumlarıdır.

YBŞ/YJŞ ve YPG’yi eleştirebilirsiniz. Ki bu zaten yapılıyor.

Bu Kürdlerin iç sorunudur.

Sömürgeciyi buna müdahil etmeye kalkmak milli siyasetsizliğin sonucudur.

Ne demek Türk ordusunun Şengal’i bombalaması PKK’nin orada bulunmasıymış. PKK olmasa bir başka Kürd olur. Türkler bunu sineye mi çeker? Kerkük’te Kürd bayrağının göndere çekilmesi ve bağımsızlık referandumu tartışıldığında takınılan tutum ortada.

Neymiş efendim “PKK/YPG Şengali terk etmeli“ymiş(!) “Terk etmese sonucu bu olur“muş(!)

Bunu diyen artık Irak-KDP mi olur, “Kürdistan Bölge Hükümeti mi“ olur fark etmez, bu tür açıklamalar Türk ordusunun operasyonuna meşruiyet kazandırır.

Bunları demeden evvel hakim oldukları alanlarda sayısını unutuğumuz Türk askeri karakollarını çıkarmaları gerekmez miydi?

Olması gereken bu değil miydi?

Kürd yurtseverliğinin gereği de bu değil midir?

Eğer bunlarda Kürd yurtseverliği kalmışsa tabi.

Fakat ne gezer…

Onlar, bunu petrol-dolar pazarında çoktan sattılar.

Gerekçesini bile oluşturdular.

“Türklerle kardeş, dost, stratejik müttefikiz“ deyip ortaklaştılar. Türklerin Şengal’ı bombalama sonrası bu politikanın gereğini yapıyorlar.

KDP Politbürosu: “Bizler Pêşmerge Karargah ve Mevzilerinin bombalanmasından dolayı derin endişe –kaygi içindeyiz. Yanlışlıkla bile olsa bu tür saldırıların asla kabul edilebilir yeri yoktur,“ diye bir açıklamada bulundular.

Bir açıklama da Permerge Bakanlığından ve Peşmerge Sorumlusu’ndan geldi. Onlar da bu yönlü bir açıklamada bulundular.

Evlere şenlik bu tür açıklamalar ne anlama gelmektedir?

Kürd millet düşmanlarına –ki onlar Kürd millet düşmanlarına “kardeş, dost, stratejik müttefik“ diyorlar- “Kürdistan’da bizim dışımızdaki güçleri bombalayabilirsiniz ama yanlışlıkla da olsa bizim peşmergelerimizin öldürülmesini kabullenmeyiz“ diye açıklamada bulundular.

Oysa ortada bir yanlışlıkta yok.

Günümüzde koordinatsız iş yapılmıyor. Koordinat verildiğinde de milim şaşmıyor. Türkler oraları bombalarken hangi gücün nerede olduğunu çok iyi biliyordu. Bilerek Irak-KDP Peşmergelerini de vurdular. Irak-KDP’ye “Yanlış yapmayasın“ denildi. Bu bir mesajdı…

Irak-KDP, Türklerin kendilerine verdiği mesajı doğru okudu. Kürd milletinin ezeli düşmanı Türk devleti, Kürd güçlerine yönelik bombalamada bulunuyor buna tepki konulmuyor ama birkaç peşmergemesinin ölümüne olayı indirgiyor. Onları bile doğru dürüst sahiplenmiyor.

Şimdi bunlar mı bağımsızlık ilan edecek?

Ülkesini, peşmergesini Türk ordusuna karşı sözde bile olsa savunmayan bir odak mı bağımsızlık ilan edecek?

Güldürmeyin insanı.

Çokça övündükleri “ulusal damar“ yerlerde sürünüyor.

Oysa sömürgeci Türk devletinin Kürdistan’a saldırılarına karşı çıkmak milli bir görevdir. Kürdistan’ın Kuzeyi’ndeki soykırıma varan icraatları bir tarafa, uluslararası kuralları bir yana bırakıp Kürdistan’ın diğer parçalarına yönelik işgal hareketine karşı sessiz kalan Kürd siyasal güçlerinin “milliliği“ de kirlidir.

Sadece yüzlerine çektikleri kirli bir makyajdır, bu.

Kürdistanlı siyasal güçlerin, aydınların ve şahsiyetlerin milletimize ve ülkemize karşı Kürd millet düşmanlarının geliştirdiği bu babarca saldırılara karşı tek sesle karşı durmak milli bir görev iken, Irak-KDP ve Kuzeyli savunucularının bu barbar saldırıları meşrulaştırıcı bir politika icra etmeleri düşündürücüdür.

Kürdistan’ın Güneyi’nde 1992 yılından bu yana fiili olarak iktidarda olan Hewler Hükümeti, Türk sömürgecilerin bu kabullenilemez operasyonlarına karşı bir protestoda bulunmayı bir yana bırakalım, meşruiyet kazandıran açıklamalarda bulunmalarının Kürd milliliği ile uzaktan yakından bir alakası yoktur. Bunun “diplomasi“ ile de bir alakası yoktur. Bu, düpedüz ülkene karşı icra edilen yok edici barbarlığı onaylamak demektir.

Yurtsever tutum; Türk’ün bu saldırganlığına karşı en üst seviyede karşı durmayı ve uluslararası güçleri uyarmayı gerektirirdi. Bu yapılmadığı gibi Irak-KDP ve Kuzeyli taraftarları bu barbarlığa meşruiyet kazandıran bir tutum sergilediler.

Utanç verici bir tutumdur.

Irak-KDP başka bir gücü Şengal’da istemeyebilir, tıpkı başkalarının onları Şengal’da istemediği gibi. Artık herkes tarafından şu kabul edilmelidir. Her Kürd hareketinin Kürdistan’ın her karış toprağında bulunma hakkı vardır. Şengal da bu alanlardan biridir. Fakat Kürdistan’ın herhangi bir alanında bulunan bir Kürd siyasi gücünü sömürgeci bir gücün askeri ile islah etmeye yol açarsanız, işte o zaman onun yedeğine düşersiniz. Bugün Irak-KDP’nin düştüğü durum budur.

Türklere “kardeş, dost, stratejik müttefik,“ diyen kim olursa olsun Kürdlere düşmanlık yapmak zorundadır. Irak-KDP’nin yaptığı gibi. Irak-KDP, Türklerle dost ama tüm Kürd örgütleriyle sorunludur. Bu nasıl “ulusal damar“mış ki bu pervasızlık yapılabiliniyor.

O günden sonra “kardeş, dost, stratejik müttefikimiz“ dedikleri Türklere karşı koymak ne hadlerine. Kardeşleri, dostları, stratejik müttefikleri Türkler, Kürdistan’ı işgal edebilir, askeri üs kurabilir, bombalayabilir, istediği kadar Kürd öldürebilir, Irak-KDP veya “Hewler Hükümeti,“ “haklısın“ demeye devam eder.

Ne demek bu?

Kürdistan’ın işgaline ve Kürd katledilmesine onay vermektir, bu.

Yeterki petro dolar pazarına zeval gelmesin.

“Ulusal damar“ dedikleri bu rezalettir.

Irak-KDP’nin ve Kuzeyli destekleyicilerinin Türk politikasını onaylayan ve destekleyen bu tutumlarına karşın uluslararası güçler olmak üzere tüm Kürdistanlı siyasal güçler, Türk ordusunun sözkonusu hava operasyonu karşısında milli bir tavır takındılar.

Başta Kürdistan Parlamento Başkanı Dr. Yusuf Mihemed Sadık olmak üzere, Kürdistan Parlamentosunda bulunan Irak-KDP dışındaki Franksiyonların, yanı sıra Kürdistan’ın tüm parçalarındaki millici siyasi güçler, Türklerin Şengal’e yönelik hava saldırısını yayınladıkları bildirilerle kınadılar. Uluslararası güçlere çağrıda bulundular. Millilik budur. Vatan savunuculuğu budur. Kürdistan devrimciliği, yurtseverliği budur. Kürdleri devletleşmeye götürecek tutum da budur.

26 Nisan 2017