Kürdistan`ı Sömürgeleştiren Ülkelerde ‘Sosyalistlerin’ Tutumu

671

Haci Artos

Türkiye`de solculuk denince Kemalizm anlaşılıyor. Çünkü Türkiye`de solculuk üzerinde Kemalizm’in gölgesi vardır. Okullarda, işyerlerinde, sokaklarda, kısaca her alanda ve nesilden nesile Kemalizm`in devrimci olduğu propagandasıyla çocuklar eğitiliyor. Türkiye`de solculuk evrensel ve sosyalist karakterde olmadığı için, Kürdistan sorununa Kemalizm penceresinden bakıyorlar. Irak`ta Saddam ve Suriye`de Esad Baasçı rejimleri, Sovyetlerle olan ekonomik ilişkilerinden dolayı sosyalist ilan edilmişlerdi. Bu iki ülkedeki sosyalistler de Kürdistan sorununa Baas penceresinden bakıyorlardı. İran`da yine Tudeh`ın (İran Komünist Partisi) Sovyet yanlısı olması nedeniyle, sosyalistler Tudeh penceresinden bakıyorlardı. Bu tip sosyalistlerin hepsi milliyetçidirler. Kendi çıkarları peşindedirler. Buna karşı Kürtleri “ilkel milliyetçi” olmakla suçluyorlar. Bunlar bazı Kürtleri bile etkileyebilmişler.

Sovyetler Birliğinin Kürdistan sorununa yaklaşımı hiç de sosyalistçe bir bakış değildi. Lenin ve Stalin sömürge ülkelerin „kaderini tayın hakkı“ üzerine kitaplar yazdılar ancak pratikte Kürdistan sorununa reel politik çıkarları açısından baktılar. Kürtleri Kemalistlere ve İran Şahına sattılar. Sovyetler Birliği yasadığı süre boyunca Kürtlere karşı, Kürdistan`ı sömürgeleştiren ülkelerdeki iktidarları desteklediler. Bugün Rusya Federasyonu aynı durumdadır. Kürdistan sorununa, evrensel, medeni ve sosyalist bakış açısıyla baksalardı ve destek verselerdi, Kürt halkı bu kadar katliama uğramazdı ve bu ülkelerde demokrasi belli bir mesafe katetmiş olacaktı. Kürtlerin ulusal ve demokratik hakları tanınmadan bu ülkelere demokrasi asla gelmez. Kürtlerin dostları az ancak Kürtlerin dış yardıma da ihtiyaçları var. Kürtler yıllardır bağımsızlık savaşı veriyor, ama zalim ve güçlü düşmanlarına karşı halen bunu başaramadılar. Ezen ülkelerdeki sosyalist ve demokratlarının görevi, Kürt ulusunun “kendi kaderini tayın hakkını” –ki bu eşittir devletini kurma hakkı demektir- savunmak ve pratikte desteklemektir. Kürtlerin sırtına basarak Türkiye`ye demokrasi getirme ve Kürtleri Türkleştirme projesi, sosyalistlere yakışan bir görev değildir.

TC`nin Kürdistan’da uyguladığı katliam, sürgün, tutuklamalara karşı, sosyalistler ciddi anlamda destek vermemiştir. Aksine Sovyetlerle beraber Kemalistleri savunmuşlardır. Sınırsız ve sınıfsız bir toplum yaratmak için mücadele ettiğini savunan Türkiye`deki sosyalistlerin, Kürtlere karşı görevleri ve dayanışmaları bu mudur? “halkların kardeşliği” sloganını kâğıt üzerinde savunmak, biz Kürtler açısından bir aldatmacadan ibarettir. Nasıl ki TC “bütün Müslümanlar kardeştir” yalanıyla Kürtleri bağımsızlıktan caydırmak istiyorsa, Türk sosyalistlerinin yaptığı da, devletin ekmeğine yağ sürmektir. Kürtleri Türkleştirme projesi içinde Türk solcuları ve bazı Kürt çevreleri de var. TC`nin Kürdistan`a saldırmasıyla bu proje geçerliliğini kaybetti.

Kürtlerin kendi iç dinamikleri önemli ancak dış dinamiklere de ihtiyaçları var. Kürtler AB ve ABD ile olan ilişkilerini tuzağa düşmeden sürdürürse, bağımsızlığa kavuşacaktır. Türkiye`de sol parçalıdır, dağınıktır. Bir kısmı CHP içindedir, bir kısmı Alevilerin içindedir. Bunun dışında toplumsal özne olmaktan çıkmış irili illegal örgütler de var. Bunlar belli bir varlık gösteremiyorlar. Çoğunun Kürdistan`ın bağımsızlığına bakışı olumsuzdur. Türkiye`de hazırlanan “iç savaş” ortamı Kürtleri hazırlıksız yakalamadan, Kürtlerin güçlü bir birlikteliğe ihtiyaçları var. Kürt kazanımlarını yok etmek anlamına gelen “barış sürecinden” halen medet uman Kürtlerin bu hayali, belki de Türkiye`deki sosyalistlere fazla güvendiklerinden kaynaklanıyor.

2017 yılının Kürdistan`ın bağımsızlık yılı olması dileğiyle, yeni yılınız kutlu olsun…

31.12.2016