Kürdistan Politik Dünyasının Aktör Olma Yetenek ve Özellikleri Var mı?

245

Rojhat Badiki

Dış basın ve bazı kaynaklar, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington’ dan elleri boş döndüğü ve Rakka operasyonunda da ABD’ nin kararını verdiği, YPG ile hareket edeceğini ifade ediyorlar.

Washington’un Güneybatı Kürdistan’ da IŞID-İslam Devleti teröristlerine karşı YPG ile ittifak kararı almasının miladı Kobanê direnişi ve 500 milyon dolar harcayıp ağır silahlarla donattığı Suriye Özgürlük Ordusu’nun silahları IŞID’ a teslim etmesidır. ABD’ nin YPG’ yi tercih etmesi ; Türkiye IŞID-İslam devleti ile olan ilişkisi ve Türk Ordusunun Suriye Topraklarındaki başarısız operasyonlarıdır. Saydığım bu etmenler ABD’ nin YPG’ yi müttefik seçmesi ve silahlandırmasına neden olmuştur.

ABD’ nin özellikle D. Trump’ ın iç siyasette kendine yönelik eleştirilerin artmasından dolayı acil olarak dış bir başarı arayışına yöneltmiştır. Irak-IŞID operasyonu başarılı geçmektedir. Bu başarının bir benzeri Suriye’ de IŞID- İslam Devleti Halefeliği’nin başkenti RAKKA’ nin alınması içte D. Trump yönetimini rahatlatacağı gibi Rusya-İran hattına da bir mesaj niteliğinde olacaktır. ABD’ nin Rusya-İran hattına ; Ortadoğu’da benim olmayacağım hiçbir çözümün başarı şansı yoktur mesajı olacaktır.

Gerçi YPG’ nin silahlandırılması planları Obama döneminden kalma bir plandı. Bazı kaynaklar, D. Trump’ ın başkanlık seçimlerinin kazanmasından sonra Obama yönetimi Donald Trump’ ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ e YPG’ nin silahlandırılmasına dair bir plan sunmuştu. Michael Flynn Obama yönetiminin YPG’ yi silahlandırma planlarını red etti. Daha sonra Michael Flynn’ın Türk devleti lehine lobicilik yaptığı, Türk devleti ile iyi ilişkiler içerisinde olduğu tespit edilmişti. Michael Rusya yönetimi ile de iyi ilişkiler içerisindeydi, yapılan baskılar sonucu görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

İç siyasetteki giderek artan baskı ve eleştirileri telafi etmek için D. Trump yönetiminin uluslararası alanda özellikle Ortadoğu’da IŞID’ la savaşta zafere ihtiyacı vardır.

Dediğim gibi ABD yönetimi ve özellikle Pentagon’ un Kürdleri müttefik seçmesi ve onlara silah yardımında bulunması kolay bir karar değildi. Bir anlamda alternatifsizliğin ortaya çıkardığı bir sonuçtu da diyebilirim. IŞID’ ın ortadan kaldırlmasından Orta Doğu’da Radikal İslam’ın biteceği gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Sünni İslam dünyası radikal İslam ve İslamcı teröristlerin maddi manevi kaynağıdır. Irak ve Suriye’ de Sünni İslam dünyasının siyasal alanda gerilemesi Sünni İslam terörizmini daha da radikalleştirebilir.

ABD’ nin Ortadoğu sahasında bu terörist akımlara karşı dayanabileceği iki güç var: Kurd’ ler ve Abadi iktidarı.

ABD’ nin Recep Tayyip Erdoğan’ı eli boş göndermesi ya da onu dinliyor ve destek veriyor gibi görüntü vermesinin bir nedeni de budur. Bu gelişmelerden dolayı ABD’ nin Türkiye’ yi gözden çıkardığı beklentisi ya da bu yönde verilecek yargı yanıltıcıdır. ABD, Türkiye’ yi Rus-İran ittifakına kaptırmayacak onunla ilişkilerini sürdürecektir.

ABD bir yandan Kürdlerle diğer yandan Türklerle ilişkilerini sürdürecektir, devlet ve emperyal olmanın diğer bir özelliği de budur. Çıkar ve çıkar dostluğunun belirleyici olduğu bir süreci yaşıyoruz. Kürdlerin konumu da budur.

Gelişme ve olayları geriden takip eden, buna göre tavır belirleyerek olayların peşinden sürüklenen, sürecin temel dinamik gücü olmasına rağmen yönetir ya da yönlendirici bir özelliği olmayan, evi dağınık ulusal stratejik bir plan-programı bile olmayan Kürdistan politik dünyasının değişme özelliği var mı? Yoksa değişim özelliği dışardan mı kendilerine dayatılacak?