Kürdistan Bayrağı Ankara’da Var, Bağdat’ta Yok (2)

1313

Rojhat Badikî

PDK, Türk devleti ile olan ilişkilerini perdelemek amacıyla iki konuyu Kürdistan halkının gündemine taşıdı: ‘’Referandum- bağımsızlık ve işlenen YNK-GORRAN-İran ittifakı” ve karşıtlığı söylemi. Bu “bağımsız Kürdistan karşıtlığının” servis edilmesi ile PDK endeksli Güney Kürdistan’ın Türk devleti ile olan gizli angajmanını, askeri, ekonomik, kültürel ve siyasi İşgalini gizlemek amaçlıdır. Türkiye ziyaretleri ve basına verdikleri demeçler; Türk devletinin Güney Kürdistan ’ da bulunan onlarca askeri  ve istihbarat üsleri, Kürdistan doğalgaz ve petrollerinin 50 yıllık gizli antlaşma ile Türk devletine peşkeş çekmesinin yanısıra Türk devletinin Kürdistan ’ ın kuzeyinde (PKK endeksli ) yaptığı katliam, Güney Batı Kürdistan ’ ı işgal etme ve IŞID Türkiye ilişkilerini perdelemekle Türkiye’ nin stratejik çıkarlarına hizmet ediyor. Bir yandan Türk devletinin IŞID’ la olan kirli ilişkilerini uluslararası alanda aklama, diğer yandan Kürdistan ’ daki ulusal kurumları dağıtarak çok dillendirdiği ‘’Bağımsız Kürdistan ‘’ olgusuna takoz koyma işlevini görmektedir.

“Amca çocuklarının” kontrolünde bulunan resmi ve siber yayınları sistemli bir şekilde PKKvari bir tarzla kendilerine biat etmeyenleri ‘’Referandum ve Bağımsız Kürdistan ’’ ajitasyonları ile ‘hain-işbirlikçi’ propagandası yaparak, PDK yetkililerinin ulusal ve uluslararası alanda siyasi, ekonomik, diplomatik, askeri….vs  alanlardaki angajmanlarının Kürdistan  üzerindeki negatif etkilerini Kürdistan  halkından gizlemeye çalışıyorlar.

YNK ve GORRAN’ ı İran işbirlikçisi ve Referandum ve Bağımsız Kürdistan’ı engellemekle suçlayan PDK ; “Yeşil ve Sarı Zone” arasındaki sınır kapısı olan Dêgele’ de  Kürdistan Parlamento Başkanı’nı silah zoru ile parlamentoya gelmesini engelleyerek Kürdistan halkının en üst meşru kurumunu ‘’ lağvedip ‘’  bağımsız Kürdistan hayallerinin temellerini dinamitlemiştir.

Türk devletinin yönlendirmesi ile Şengal’e saldıran İslam Devleti- IŞID hiç bir engelle karşılaşmamaksızın Maxmur’u alıp Başkent Hewler’e 20-30 km yaklaşırken, Türk devleti kendisinden  yardım isteyen PDK’nin hiçbir talebine yanıt vermemiştir. ABD ve İran’ ın yardımları ile IŞID’in  Hewler’ e ilerleyişinin engellenmesinden dolayı sömürgeci İran devletine yapılan ‘’şükran‘’ açıklamaları ve Süleymaniye’yi  ziyaret eden İran Heyetleri’nin eşzamanlı Hewler’i ziyaret etmeleri ile “amca çocuklarına” bağlı basının iddialarının aksine PDK İran’la ilişki ve bağlarını kesmiş değiller.

PDK yetkililerinin ‘’Güneylilerin ‘Dergayê Daxrawekan ya da ‘Jorên Tarîq’ dedikleri kapalı kapılar arkasında verdikleri tavizleri, sahip oldukları basın karteli ile büyük bir askeri-diplomatik başarı diye lanse etmeye çalışıyorlar.

PDK-TC ilişki ve angajmanları TC yetkilileri tarafından kamuoyuna açıklanmadıkça ‘’Sır‘’ olarak kalacaktır. Bir Arap şeyhinin deyimi ile ‘’Türklerle dostluk ilişkisi sizin ne ölçüde onun çıkarlarına hizmet ettiğinize bağlıdır. Eğer çıkarları ile uyum içindeyseniz sırtınız sürekli sıvazlanır bu alanın dışına çıkarsanız ilk tepkileri arkanızdan sizi hançerlemek olacaktır.’’

Türk devletinin PDK ilişkisi ‘’Stratejik Dostluk ‘’ ilişkileri değildir. Türk devletinin sömürgecilik çıkarlarına hizmet eden, iç dinamiği bölüp (IŞID olayı ile marj alan) Kürdistan halkının lehine ortaya çıkan olumlu zemini tahrip etme ilişkileri olarak görmek abartı olmayacaktır.

Güney Kürdistan  yetkililerinin Ankara, Paris, Londra, Washingtoon, Tahran…vs Başkent ziyaretlerini büyük bir diplomatik başarı olarak nitelemek gerçeğin tümünü yansıtmamaktadır. Şüphesiz bu diplomatik temasların Güney Kürdistan  yönetimine askeri, diplomatik vs  alanlar ve Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde  aktör olma, IŞID, Ortadoğu, Irak ve Suriye’ nin geleceğinin yatırıldığı pazarlık masalarına taraf olarak davet edilmesi durumunda ancak ‘’diplomatik başarı-zaferden’’ bahsedilebilirdi. Suriye ve Irak’ ta IŞID’ la savaşın en büyük aktörü olan Kürdistan  Peşmerge ve savaşçılarının Paris’ te gerçekleşen uluslararası IŞID konferansına Kürtlerin taraf olarak değil Irak delegesinin ‘’zorunlu’’  bir üyesi olarak davet edilmesi, Kürtlerin IŞID’ la savaştaki gücüne orantılı bir durum değildir. İslam Devleti-IŞID savaşının temel büyük gücü olan Pêşmerge ve savaşçıların IŞID’la savaş konulu uluslararası görüşmelere aktör-taraf olarak alınmaması, yeniden şekillenecek Ortadoğu’nun kaderinin belirlenmesinde Kürt tarafının devredışı kalması, bölge devletleri ve uluslararası güçlerin verecekleri karara bağlı olmasına neden olacaktır.

Kürdistan  halkının yeniden şekillenecek Ortadoğu’da söz sahibi olmamasının sorumluları  Türkiye-İran güdümlü politikalar yürüten PDK-YNK ve GORRAN’ dır.

Başta ABD olmak üzere AB delegasyonlarının Güney Kürdistan ’ ı ziyaretlerinın ana gündem maddesi, Türkiye İran kaynaklı Güney Kürdistan ’ da yaşanan iç sorun, çelişki ve çatışmalar olmuştur. ABD-AB yetkilileri, Güney Kürdistan ’ da yaşanan iç sorunların diyalog ve görüşme yolu ile çözülmesi ,İşlevsizleştirilen ulusal kurumların aktifleştirilmesi, Kürdistan  Pêşmerge güçlerinin birleştirilmesi yolundaki çabaları sonuçsuz kalmıştır. Adı geçen ülke temsilcilerinin sürekli bir şekilde Kürdistan sorumlularını uyarmaları ve bundan sonuç almalarının bir bedeli olacaktır.  Kuşkusuz bu noktada sorumluluk ve vebal; Bağımsız Kürdistan ’ın ABD-AB’nin değil,  Türkiye ve İran’ın stratejik çıkarları doğrultusunda hareket eden PDK-GORRAN-YNK ‘ nin  hesabına yazılacaktır.

Bu olumsuzlukların işaretleri Sayın Mesud Barzani’ nın apar-topar Bağdat ziyareti (Bu ani ziyaret ABD’ nin empozite ve denetimi altında gerçekleşmiştır ) ve Musul Operasyonu çerçevesinde ortaya çıkan planlamalarda kendini göstermektedir. Her ne kadar Kürt tarafı Bağdat ziyaretini bir  ‘’başarı‘’ olarak lanse etmeye çalışsa da, Arap kesimi Bağdat ziyaretini ‘’Bağımsız Kürdistan  Ajitasyon ve Propaganlarının sonlanması ve Irak toprak bütünlüğünün sağlanmasının ilk adımları olarak‘’ ifade ediyorlar.

Sayın Mesud Barzani’ nin Ammar Hakim’le yaptığı basın toplantısında bir gazetecinin; ‘’Bağımsız Kürdistan” ile ilgili sorusuna; “Bağımsız Kürdistan’ı Bağdat yönetiminin ‘iznine’ bağlaması bu yönde yapılan ilk açıklama değildir. Bu anlamda Kürdistan ’ ın güneyinde dönem dönem ‘’Bağımsız Kürdistan, Bağımsız Kürdistan hakkımız… vs söylemler dillendirilse de, buna uygun adım atılmadığı gibi bağımsız Kürdistan  için birleşik ulusal bir strateji oluşturma özverisi de olmamıştır.

Kürdistan halkının dramı esas olarak Musul Operasyonu ve IŞID savaşının bitimiyle başlayacaktır.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ferid Eseserd yazdığı bir makalede; ‘’Kürdistan Yönetimi temel istemi olan hiç bir siyasi antlaşma olmadan Musul operasyonuna katılma kararı aldı. Bu Kürt diplomasisinin zayıflığını ortaya koyuyor. Kürdistan yönetimi daha önce siyasi bir antlaşma olmadan Musul operasyonuna katılmak istemiyordu. Şimdi taleplerinden birer birer vazgeçmiş. Heşdi Şabii’ nin Musul Operasyonuna katılmama istemi kabul görmedi, Ortak Operasyon Merkezi oluşturma istemi de gerçekleşmedi, ABD- Kürdistan yönetiminin yaptığı antlaşmada Peşmerge güçlerinin savaş süreci içerisinde ele geçirdiği topraklardan çekilme maddesi daha önce Kürdistan sorumlularının çekilmeyeceğiz demeçleri ile uyuşmamaktadır. Bu durum Şengal ve Şexan, Tilkif, Qerequş kazalarının Kürdistan’a bağlanmasını engelleme tehlikesi de ortaya çıkaracaktır. Sadece, Musul operasyonu çerçevesinde savaşa katılacak Pêşmergelerin maaşları ödenecek’’ şeklinde bir belirlemede bulunmuş.

Sonuç itibarı ile Güney Kürdistanlı önder ve partilerin IŞID olayı ile, Kürdistan ’ ın bağımsızlığına zemin hazırlayan süreci; Ulusal kazanımları geliştirme yerine kendi parti ve aile çıkarlarını esas alan politikalar geliştirerek, süreci heba ederek Türk ve Fars devletlerinin çıkarlarına hizmet etmektedir. Oysa, İslam Devleti-IŞID olayının Kürdistan ulusal bağımsızlık davasına sunduğu zemini bağımsızlıkla sonuçlandırmak için ‘’İç Çelişkileri ‘’ gidermek  ve ulusal stratejik bir plan oluşturmak, iç ve dış politikaları bu eksende geliştirmek, Sömürgeci Türk ve İran devletlerinin bağımsız Kürdistan’ıı engelleme politikalarını boşa çıkarak Bağımsız Birleşik Kürdistan’a giden yolu Kürdistan halkına açacaktır.

Güney Kürdistan’da bunun zeminini oluşturabilecek iki güçlü aktör Sayın Mesud Barzani ve Newşirvan Mustafa’ dır. Bunlardan birinin eksikliği ve aralarındaki çelişkilerin giderilmemesi bağımsız Kürdistan ’ ı kurma şansını ortadan kaldıracaktır. İslam Devleti IŞID olayı sonsuza değin Ortadoğu ve uluslararası gündemde kalmayacaktır. 1 ya da 2 yıllık süreç içerisinde bu sorun ortadan kalkacak, IŞID’ la savaş sürecinde Kürdistani taraflara verilen destek ve yardımların zemini ortadan kalkacak, Kürtlerin  Kürdistan’ı bölen Sykes-Picot antlaşmasını tarihe gömme şansı ortadan kalkacaktır. Kürdistan’ın Bağımsızlığı için Sayın Newşirvan Mustafa ve Mesud Barzani’ nin birlikte hareket etme zemininin oluşturulması ve birlikte hareket etmeleri bir zorunluluktur.