KÜRD MİLLETİNİN KADERİ ÜZERİNDEKİ TEHLİKE

387

H.Hüseyin YILDIRIM

1992 yılından bu yana Kürdistan’ın Güneyi’nde Irak-KDP ve YNK zaman zaman savaşsa da kendi deyişleriyle o günden bugüne “stratejik müttefik“tirler. Bu konuda çok kafa yordum. Hangi noktada ‘stratejik müttefiktirler’ diye. Sordum, soruşturdum, olan biteni süzgeçten geçirdim, kendimce sonuçlara vardım ve bunu sizlerle de zaman zaman paylaştım. Olumlayan var, düşmanca yaklaşanlar var.

Olumlayanları anlıyorum, yanı sıra kimi müritleri de anlamakta zorlanmıyorum ama kendilerini Kürd aydını ve politikcısı gören kimi kesimlerin “gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” dercesine ülkemizin kaderi üzerinde büyük bir risk oluşturulurken, bunu görmelerine karşın “yanlışlarının da militanıyız“ derlercesine hatada, suçta ortaklaşmaya çalışmalarına bir anlam veremiyorum.

Bu kesim olan biteni görmüyor mu? Kuşkusuz görüyorlar, fakat olan bitenleri tersten yorumlamayı siyaset ediniyorlar. Olan biten olumsuzlukları tersten yorumlamakla yok olacaklarını sanıyorlar. Bu konuda büyükçe yanılıyorlar. Çünkü olan biten olumsuzluklar onların dışında gelişen bir durumdur. Burada olumsuzlukları görmemek değil, olduğu gibi teleffuz etmek, buna yol açanları eleştirmek ve hatta deşifre etmektir, olması gereken. Kürd milletine kazandıracak politika budur.

O zaman Kürdistan’ın Güneyi’nde olan bitene bakalım…

1992 yılından bu yana Irak-KDP ve YNK “stratejik müttefikler” ve birlikte ülkeyi yönettiler. Fakat çok kötü yönettiler. Bunu Başbakan Neçirvan Barzani ve yardımcısı Qubat Talabani yaptıkları ortak basın toplantısında açıkladılar.

Ne dediler? “İki seytareyi (kontrol noktası) bile birleştiremedik,“ dediler. 1992 yılından bu yana iki seytareyi birleştiremeyen bu iki partinin bundan sonra aynı anlayışla bunu başarcağına kim inanır bilemem, ama ben inanmıyorum.

Niye inanmıyorum onu izah edeyim…

1992 yılından bu yana iki yönetim var. İki yönetim arasında ‘Dergele Sınırı’ var. Her iki partinin pêşmergeleri için sınırın bir tarafından öbür tarafa silahlı geçme yasağı var. Ve hatta milletvekillerinin bile geçişi partilerin icazetine bağlı. Partilere bağlı iki yargı sistemi var. Milli bir ekonomi politika yok. Ekonomi Barzaniler ve onların suç ortaklarının kontrolü altında. Parlamento’nun bile denetimi dışında. Sömürgecilerle birçok hayati anlaşma yapılmış ama parlamento bile bilmiyor. Milli ordu yok ama her partinin yanısıra aşiretlerin bile pêşmerge güçleri var. Her iki partiye bağlı istihbarat örgütü var ama Kürd Milleti İstihbarat Örgütü yok. Var olan bu iki istihbarat örgütü birbirine düşman ama sömürgeci güçlerin istihbarat güçleri ile içli dışlı. Kürdistan’ın Güneyi Türk ordu güçlerin işgali altında. Her köşede MİT merkezleri var. “Tarışmalı bölgeler“ denilen Kürd topraklarını Kürdistan’a katma diye bir politikaları yok.

Tüm bu sorunlar 1992 yılından beri var ve çözümü konusunda ciddi hiçbir adım atılmış değildir. Öyle görülüyor ki atma niyetleri de yok. Çünkü ortada bu yönlü bir düşünceleri yok. Mevcut durum her iki partinin çıkarına uygun. Milleti, halkı düşündükleri yok.

Şimdi burada şu soruyu sorma zamanıdır: Irak-KDP ve YNK arasındaki bu “Stratejik Mittefiklik Anlaşması“ ne üzerine kurulmuştur? Kürdlerin devletleşmesi için ciddi tek bir adım atmadıkları gibi engeli olmuşlardır. Yaşanan sıkıntıların nedeni de budur zaten. Geriye tek bir neden kalıyor. O da Kürdistan zenginliklerini kendi aralarında kardeş kardeş paylaşmak kalıyor. Zaman zaman aralarında bazen pürüzler çıksa da sonuçta bu konuda anlaşabiliyorlar.

Bu kabullenilemez bir durumdur. Kürd halkı açlık sınırına sürüklenirken, hiçbir alt yapı inşa edilmezken ülkeye akan milyar dolarlarca para kayıp. Kendi söylemlerine göre 28 milyar dolar borçları vardır. Bu para nerede? Nerede olacak, Irak-KDP ve YNK yöneticileri tarafından el konulmuştur. Daha evvel Irak merkezi hükümeti ile yapılan anlaşma gereği Kürdistan payı Irak merkezi devletin gelirinin %17 ile ülke bu kadar bir felekete sürüklenmemişti. Çünkü gelen paradan her ne kadar kırpma olsa da kontrol edilebiliniyordu. Fakat Barzaniler ne zaman petrolü Türkiye’ye satınca ve Irak Hükümeti bunun üzerine %17 payı kesince ülke ekonomik olarak çöküşe gitti. Bunun sorumlusu Irak Hükümeti değil, Barzanilerin kendileridir. Çünkü gelen paralara el konuluyor. Halk aç bırakılıyor. Ki Türkiye ile yapılan petrol anlaşmasından gelen para daha evvel Irak Hükümeti’nin verdiği %17’lik payın çok çok üzerinde olmasına karşılık. Şimdi bu gerçekleri dile getirince Irak sömürgeciliği meşrulaştırılmış mı olur? El insaf! Yolsuzluk ve gelir dağılımındaki bu adaletsizlik sömürgeciliği aratır hale gelmişse bunun sebebi sizin yozlaşmış idareniz mi, yoksa bu mukayeseye mecbur bıraktığınız halk mı? Suçu işleyen mi suçlu, yoksa suçu dile getirenler mi? Kimse “anne Kral çıplak” diyemeyecek mi?

Ülke böylesi hukuksuz, hırsız, hortumcu bir oligarşik elit kesim tarafından yönetiliyor. Bunu Kürdistan halkı, politik güçleri ve uluslararası devletler de görüyor. Uyarılıyor, düzelin deniliyor. Fakat onların kimseyi taktıkları yok.

Bu hukuksuzluklarını aşmak için son dönemlerde “Bağımsızlık Referandumu“ seçeneğine sarıldılar. Türkiye dışında bunu destekleyen yok. ABD yetkilileri “erteleyin“ dediler. Bunu resmen kendilerine bildirdiler. Fakat şu ana kadar buna direndiler, sonuna kadar direnirler mi bilemem fakat direnirlerse kaybederler. Türk ipiyle kör kuyuya inmenin kendilerine neye mal olacağını pratikte gösterirler. Sonuçta kaybederler. Fakat bu zaman alacak. ABD çok ciddidir. Uygulamaya koyduğu bir planı var. Bu planı esas olarak sekteye uğratmaya çalışan sömürgecilerimizdir. Nedeni ABD’nin ortaya koyduğu GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi)inde bağımsız Kürd devleti kurma da vardır.

Sömürgecilerimizin korkusu budur ve bu nedenle GOP’nı boşa çıkarmaya çalışmaktadırlar. İşin tuhaf tarafı Irak-KDP ve son dönemlerde YNK de “Bağımsızlık Referandumu“ girişimi ile resmen Türkiye’nin planının bir parçası oldular. Bu durum ABD’nin kırmızı çizgisine takıldı. Önce ABD’nin İŞID ile mücadele sorumlusu Brett McGurk, sonra Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve bugün de Savunma Bakanı resmen Mesud Barzani’yi uyararak “Bağımsızlık Referandumu“nu erteleyin dedi.

Mesud Barzani bu uyarıya kulak asar mı, asmaz mı bilemem ama asmazsa tahmin edilmesi zor birtakım sorunlarla yüzleşir. ABD nezdinde güvenirliliği son bulur. Destek ortadan kalkar ve Türkiye ile başbaşa kalır. Türkiye de fırsat bulduğu anda onu boğar. Bu, bilinmeyen bir durum değildir. İŞID saldırısı deneyimi var. ABD müdahale etmeseydi bugün Kürd kazanımların yerinde İŞID terörü eserdi. ABD, Güney üzerinde koruma şemsiyesini kaldırdığı an Güneyliler sömürgecilerimiz için bir lokma bile olamazlar. Geçmiş biliniyor. Güneyliler yeniden ama yeniden bir durum değerlendirmesi yapmak zorundadırlar.

23 Ağustos 2017